Yıllar süren 'Halkbank' parantezi kapandı: ABD’de mahkeme davayı resmen düşürdü. Bedelini kimler ödeyecek?
ABD mahkemesi, Halkbank hakkındaki ceza davasının düşürülmesini onayladı. Böylece Halkbank hakkında 9 yıldır devam eden hukuki süreç tamamen sona erdi.
ABD Güney New York Bölge Mahkemesi, ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı ile Halkbank’ın ceza davasının düşürülmesi için yaptığı müşterek başvuruyu onayladı. Mahkemenin başvuruyu onaylamasıyla 9 yıldır devam eden hukuki süreç sona ermiş oldu.
Halkbank’tan Kamuyu Aydınlatma Platformu’na (KAP) yapılan açıklamada, “Bankamız hakkında ABD’de yıllardır devam eden ceza davası kesin ve nihai olarak kapanmıştır. Kararın Bankamıza, yatırımcılarımıza, müşterilerimize ve çalışanlarımıza hayırlı olmasını dileriz” denildi.
Halkbank Genel Müdürü: Bankaya adli ve idari yaptırım yok
Konuya ilişkin açıklama yapan Halkbank Genel Müdürü Recep Süleyman Özdil, hukuki sürecin banka açısından herhangi bir adli veya idari yaptırım olmadan tamamlandığını belirtti
Özdil “Yeni dönemde, uluslararası yatırımcılar ile finans çevrelerinin Bankamıza yönelik güveninin istikrarlı şekilde artacağını ve yatırımcıların Bankamız ürünlerine olan ilgisinin güçleneceğini öngörüyoruz. Artan güven ve uluslararası iş birlikleri finansman kaynaklarımızı çeşitlendirecek, kaynak maliyetlerimizi yönetmede manevra alanı oluşturacak ve büyüme hedeflerimize önemli katkı verecektir. Böylece uluslararası piyasalardan sağlayacağımız kaynakları daha etkin şekilde reel sektörün hizmetine sunabilecek; üretimin, yatırımın, istihdamın ve ihracatın finansmanına verdiğimiz desteği daha da artırabileceğiz” ifadelerini kullandı.
ABD'nin AKP iktidarına karşı pazarlıktaki kozuydu
ABD’deki davada uzlaşmaya varıldığı Mart ayında ortaya çıkmıştı.
Halkbank davası, ABD'nin AKP iktidarına karşı kullandığı bir kozdu. İran fonlarının yasadışı aktarımı iddiasıyla milyar dolarlık cezalar ve SWIFT sisteminden çıkarılma riski gündeme getirilmişti.
2016 yılında tüccar Reza Zarrab’ın tutuklanmasıyla başlayan süreçte 2017’de New York’ta gözaltına alınan Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla tutuklanmıştı.
28 ay sonra tahliye edilen Hakan Atilla'yı dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Berat Albayrak karşıladı. Atilla daha sonra Borsa İstanbul Genel Müdürü olarak atandı.
2019 yılında doğrudan Halkbank'a karşı dava açılmıştı.
Davanın siyasi olduğunu belirten Erdoğan o dönemde yaptığı bir konuşmada "17-25 Aralık’ta ülkemize tarihin en büyük tuzaklarından biri kuruldu. Bu tuzak başarısız olunca aynı tezgâhı götürdüler Amerika’da kurdular" demişti.
Şimdi ABD ile AKP arasındaki Halkbank gerilimi parantezi davanın düşürülmesiyle resmen kapanmış oldu.
Halkbank’a çok ağır bir mali yaptırım ve ceza gelmesi beklenen davanın resmen düşmesi akla "ABD'nin çıkarı ne?" sorusunu getiriyor.
Türkiye'nin görece "dengeci" konumunu tamamen terk ederek Atlantik eksenine doğru hızla ilerlediği bir dönemde bu davanın kapatılmasının ülkemizdeki NATO Zirvesi öncesine denk gelmesi de tesadüf değil.
Bölgemizin yeniden şekillenmesi ve NATO'nun yeniden yapılanmasında Türkiye'nin görev ve misyonunun derinleşmesiyle birlikte okunduğunda bu "şantaj aracı"nın ortadan kalkması çok şey anlatıyor.
Halkbank parantezi kapanırken bedelini kimler ödeyecek?
ABD’de görülen Halkbank davası, yalnızca bir yaptırım ihlali davası değil, iktidara karşı kullanılan bir kozdu. 9 yıl boyunca devam etti, pek çok gelişme yaşandı, tam da suçlamaların odağındaki İran'la savaş sürerken kapatılıyor. Türkiye'ye bu davanın bedeli görünenden çok daha büyük olabilir.
ABD ile İsrail’in İran’a karşı başlattıkları savaş ateşkese rağmen devam ederken, Türkiye’nin devlet bankası Halkbank’ın "İran’a karşı ABD yaptırımlarını delmek" suçlamasıyla yargılandığı ABD’deki davada uzlaşmaya varıldığı Mart ayında ortaya çıkmıştı.
Halkbank, bugün Kamuyu Aydınlatma Platformu'na (KAP) yaptığı açıklamayla yaklaşık 9 yıldır devam eden ceza davasının son aşamaya girdiğini duyurdu.
Buna göre, ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı ile Halkbank arasında 11 Mart 2026 tarihinde yürürlüğe giren "Kovuşturmanın Ertelenmesi Anlaşması" kapsamında öngörülen "Uyum Raporu"nun ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı ile ABD Hazine Bakanlığı Yabancı Varlıklar Kontrol Dairesi'ne (OFAC) zamanında teslim edildiği belirtildi. Ve şöyle denildi:
Uyum Raporunun teslim edilmesi sonrasında uzlaşma anlaşması uyarınca Halkbank ve ABD Adalet Bakanlığı Güney New York Bölge Savcılığı, ceza davasının düşürülmesine dair müşterek imza edilen dilekçeyi, ABD Güney New York Bölge Mahkemesine 10 Haziran 2026 tarihinde sunmuştur.
ABD Güney New York Bölge Mahkemesi'nin kısa süre içerisinde müşterek talep dilekçesini dikkate alarak ceza davasının düşürülmesini onaylaması ile birlikte 9 yıldır devam eden ceza davası tamamıyla sona erecektir.
Yani son bir onay bekleniyor. Böylelikle dava düşmüş olacak.
Mahkeme onayının ardından 9 yıllık dosya tamamen kapanacak.
İddialar, istenen cezalar neydi? Peki neydi bu dava? Neden bu kadar uzadı?
Halkbank davası, ABD'nin AKP iktidarına karşı kullandığı bir kozdu. İran fonlarının yasadışı aktarımı iddiasıyla milyar dolarlık cezalar ve SWIFT sisteminden çıkarılma riski gündeme getirilmişti. İddianamede bankanın İran'a yönelik ekonomik yaptırımların aşılması için karmaşık bir mekanizma kurduğu öne sürüldü. Suçlamalar şöyleydi:
İran'ın petrol ve doğalgaz gelirlerini aklamak,
Gelirleri İran'ın kontrolündeki paravan şirketler üzerinden altın ticaretine dönüştürmek,
Bu işlemleri gıda ve tıbbi malzeme gibi yaptırım muafiyeti olan kalemler gibi gösterip ABD finansal sistemini yanıltmak.
ABD mahkemesi hem para cezalarının tahsilini hem de ihlalleri önleyecek iç denetim ve uyum programlarının (uyum raporlarının) kabul edilmesini istedi.
Dava sürecinde neler yaşandı, hangi isimler soruşturmaya dahil edildi?
Süreç, tüccar Reza Zarrab’ın 2016’da tutuklanmasıyla başladı.
Kasım 2016’da iddianame genişletildi. Eylül 2017’de eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan, eski Halkbank Genel Müdürü Süleyman Aslan, bankanın uluslararası operasyonlardan sorumlu eski genel müdür yardımcısı Levent Balkan gibi isimlerin de arasında olduğu pek çok kişi dosyaya eklendi. İddianamede bu üç isim “komplonun ortakları” olarak tanımlandı.
Soruşturma 2012-2013'e kadar götürüldü. Zarrab konuşmaya başladı, sanıkken tanık haline geldi. Çağlayan'a "45-50 milyon avro ve 7 milyon dolar rüşvet verdiğini, Çağlayan'ın İran ile ticaretten yarı yarıya kâr paylaşımı istediğini" anlattı. Başka bürokrat ve iktidar yanlısı isimler de hikayenin parçasıydı.
Amerikan savcıları da, Türkiye bağlantılı bir ağ olduğunu ve bu ağın yüz milyonlarca dolarlık işlemleri kontrol ettiğini söyledi. Ardından 2017'de Halkbank Genel Müdür Yardımcısı Mehmet Hakan Atilla New York’ta gözaltına alındı. 2018’de 32 ay hapis cezasına çarptırıldı.
Yıllar sonra 2023'te T24'ten Cansu Çamlıbel'e konuşan Atilla, Zarrab'ın taraf değiştirmesiyle hedef haline geldiğini söyleyecek ve "Hükûmetle ilgili soruları başka raunda saklamış olabilirler" diyecekti.
ABD savcıları 2019’da bankanın kendisini doğrudan sanık haline getirdi. 45 sayfalık iddianamede Halkbank'ın İran’a yönelik Amerikan yaptırımlarını delmek için milyarlarca dolarlık bir planın parçası olduğu vurgulandı. Halkbank suçlamaları reddetti.
Erdoğan ne demişti?
O dönem hükümetten de sert açıklamalar geldi, davanın siyasi olduğu belirtildi.
Erdoğan o dönem bir grup toplantısında "17-25 Aralık’ta ülkemize tarihin en büyük tuzaklarından biri kuruldu. Bu tuzak başarısız olunca aynı tezgâhı götürdüler Amerika’da kurdular" dedi.
9 Mart'ta yapılan anlaşmanın bedeli
Son olarak 9 Mart’taki "ertelenmiş kovuşturma anlaşması"yla yeni bir eşiğe gelindi.
Anlaşmaya göre Halkbank para cezası ödemeyecek, suçlamaları kabul etmeyecek; ancak yaptırımlara uyum bakımından dış denetime tabi olacak ve İran’a fayda sağlayacak işlemlerden kaçınacak denildi. Şartlar yerine getirilmiş olmalı ki, dosya düşüyor.
Halkbank’a çok ağır bir mali yaptırım ve ceza gelmesi bekleniyordu, olmadı. Türkiye'nin ABD ilişkilerinde ağır bir yük oluşturan dosya nasıl oldu da kapatılıyor? Bu durum, "ABD'nin çıkarı ne?" sorusunu akla getiriyor.
Bu soruya Mart anlaşması sonrası soL'da Ali Ufuk Arikan yanıt vermiş ve Türkiye’ye verilen Halkbank hediyesinin karşılığında kesilecek faturanın halkımızın önüne konulacağını yazmıştı.
Bu uzlaşı, iki NATO müttefiki arasındaki en sorunlu başlıklardan birini kapatma potansiyeli taşırken, Türkiye'nin zaten göbekten bağlı olduğu ABD'ye daha fazla yanaşması anlamına gelecek.
Türkiye'yi daha fazla Atlantik eksenine zorlayan başlıklardan biri olarak kullanılan davanın kapatılması adımının ülkemizdeki NATO Zirvesi öncesine denk gelmesi de tesadüf değil. Bölgemizin yeniden şekillenmesi ve NATO'nun yeniden yapılanmasında Türkiye'nin görev ve misyonunun derinleşmesi ile birlikte okunduğunda bu "şantaj aracı"nın ortadan kalkması çok şey anlatıyor. (SOL.ORG)

.jpg)