İstanbul'da "Yan yana" buluşması: "Parçalı değil, birlikte mücadele"

Saray rejimine karşı ortak bir mücadele hattı örme çağrısıyla geçen hafta Ankara’da başlayan “Yan Yana” Forumunun ikinci buluşması, İstanbul Beyoğlu’ndaki Ses Tiyatrosu’nda gerçekleştirildi. Akademisyenlerden sanatçılara, gazetecilerden sendika ve toplumsal muhalefet temsilcilerine geniş katılımın olduğu forum, Çiçek Çatalkaya’nın “Hiçbirimiz tek başımıza kazanamayacağız” sözleriyle başladı. Tutuklu gazeteci Merdan Yanardağ mesajında “Ortak bir mücadele hattı oluşturmak zorunluluktur” derken, MMO İstanbul Şube Başkanı Ezgi Kılıç yaşanan süreci “Basit bir sistem değişikliği değil, rejim dönüşümü” diye tanımladı. Şair Haydar Ergülen “Yan yana olmak, efendilerin monarşi talebini yüzlerine çarpmak demek” ifadelerini kullanırken, Özgür Çelik saldırının bütün muhalefete yöneldiğini söyledi; Ayça Alyanak “Farklı bir ülkeye gitmek değil, farklı bir ülke kurmak istiyoruz”, Yaşar Aydın ise “Halkı yeniden siyasetin öznesi yapmak zorundayız” dedi. Forum saat 18.00 sıralarında sona erdi.


Ülkenin ilerici, devrimci ve demokrat kesimlerini bir araya getirmeyi amaçlayan “Birleşik bir muhalefet yolunda yan yana geliyoruz” forumunun ilki 19 Temmuz'da Ankara’da gerçekleştirildi. Forumun ikinci buluşması ise bugün İstanbul Ses Tiyatrosu'nda gerçekleştirildi. Saat 15.00'te başlayan forum yaklaşık 3 saat sürdü ve 18.00 sularında sona erdi. Forumun ana mesajı ülkede yaşanan tüm sorunların kaynağında saray rejiminin olduğu ve bununla mücadele etmenin parçalı bir şekilde değil ancak birleşik bir mücadele ile gerçekleştirilebileceği oldu.

ÇOK SAYIDA GENÇ, AYDIN, MESLEK ODASI TEMSİLCİSİ, MAHALLE DERNEKLERİ VE YURTTAŞ KATILDI

Ülkeyi her alanda felaketlerin eşiğine sürükleyen tek adam rejimine karşı bir "Ortak Hat" örmek amacıyla düzenlenen forum için yurttaşlar Ses Tiyatro'sunda toplanmaya başladı.

Foruma birçok akademisyen, sanatçı, gazeteci başta olmak üzere birçok demokratik kitle örgütü ve sendika temsilcileriyle beraber, yerel inisiyatifler, mahalle dernekleri ve toplumsal muhalefetin geniş kesimleri de katılım gösterdi.

CHP İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik, BirGün Gazetesi Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Aydın, iktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu, Çalışma Ekonomisi Uzmanı Prof. Dr. Aziz Çelik, Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ezgi Kılıç, Mimarlar Odası geçmiş dönem yönetim kurulu başkanı Eyüp Muhcu, tiyatro oyuncusu Ayşegül Yalçıner, emek mücadelesi tarihi uzmanı araştırmacı yazar Zafer Aydın, gazeteci Zafer Arapkirli, Prof. Dr. Serkan Öngel, siyaset bilimci Suat Özçelebi, Birleşik Metal İş Sendikası Genel Başkanı Özkan Atar etkinliğe katılım gösterdi.

Gençlik mücadelesinden Ayça Alyanak ile Çınar Aydın, gazeteciler Yaşar Aydın ve Timur Soykan, İMO İstanbul Şubesi geçmiş dönem başkan vekili Özer Or, emekliler mücadelesinden Metin Tekiz ve şair Haydar Ergülen de salonda bulunan isimler arasında yer aldı.


ETKİNLİK "ORTAK MÜCADELE" VURGUSUYLA BAŞLADI

Yan yana buluşması saat 15.15'te Çiçek Çatalkaya'nın konuşması ile başladı. Çatalkaya konuşmasında birlikte ve ortak bir mücadele hattı doğrultusunda mücadele etmenin önemine değindi ve şunları söyledi:

"Ortak bir yürüyüşün ilk adımlarından birini atmak için yan yana geldik. Kimimiz işçilerin hak mücadelesinden; kimimiz yaşam mücadelesinden, kimimiz de doğasını savunan direnişlerden… Bilimsel ve laik bir eğitim, bağımsız, özgür akademi mücadelesinden, farklı farklı alanlarda mücadele yürütüyoruz. Fakat artık biliyoruz ki hiçbirimiz tek başımıza kazanamayacağız. Yan yana gelmedikçe ceberrut iktidardan kurtulamayacağız. Topyekün ülkeyi karanlığa sürüklemeye çalışıyorlar. Bu yüzden bir aradayız. Tarihten de biliyoruz ki ancak yan yana gelenlerin gücü tarihin akışını değiştirebilir. Ülkenin dört bir yanında umut arayan, demokrasiye susamış on binler için ayrıca umut olacak. Anlamlı olacak. Yine tarihten biliyoruz ki umudu büyüten şey yalnızca haklı olmak değil. Bu inanca sahip olanların aynı yöne adım atmasıdır."

MERDAN YANARDAĞ'IN MESAJI OKUNDU: DENİZ GÖKTAŞ VE TUTSAKLAR AYAKTA ALKIŞLANDI

Çiçek Çatalkaya'nın açılış konuşmasının ardından buluşmada Silivri Cezaevi'nde tutuklu bulunan gazeteci yazart Merdan Yanardağ'ın mesajı okundu. Yanardağ'ın birleşik mücadele vurgusu yaptığı mesajı salonda coşkuyla karşılandı:

"Merhaba,

Öncelikle, birleşik bir muhalefet hareketi oluşturmak; İslamcı-faşist bir diktatörlüğe sürüklenmek istenen ülkemizde bir direniş ve mücadele hattı kurmak için yan yana gelen bütün arkadaşlarımızı Silivri’den sevgiyle, saygıyla selamlıyorum.

Siyasal ve tarihsel ömrünü tüketen, yeni bir toplumsal rıza üretme kapasitesini yitiren iktidar, muhalefeti tasfiye edebilmek için devletin şiddet aygıtlarını kullanmaktan başka bir yol ve yöntem bulamıyor. İktidar, ömrünü uzatmak ve rejim değişikliğini kalıcılaştırmak için pervasız bir saldırı yürütüyor. İktidarı bırakmamak ve rejim değişikliği sürecini tamamlamak için her şeyi göze almış görünüyor.

Bu tablo, yakın ve vahim bir tehdide işaret ediyor.

Dolayısıyla bu saldırıya, yeni devletin bütün gücü ve şiddet aygıtlarıyla yürütülen toplumsal muhalefeti bastırma girişimine karşı, ülkenin bütün demokratik, ilerici, sol/sosyalist, cumhuriyetçi ve halkçı güçlerini bir araya getirmek ve ortak bir mücadele hattı oluşturmak zorunluluktur."

Yanardağ'ın mesajının okunmasının ardından salonda bulunan tüm katılımcılar ayağa kalkarak Merdan Yanardağ, Deniz Göktaş ve tüm siyasi tutuklululara alkışlarla selam gönderdi.

EZGİ KILIÇ: "BU SÜREÇ BASİT BİR SİSTEM DEĞİŞİKLİĞİ DEĞİL REJİM DÖNÜŞÜMÜDÜR"

Çatalkaya'nın açılış konuşmasının ardından ilk sözü Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Ezgi Kılıç aldı. Bugün içinde bulunan durumu "basit bir değişiklik değil, rejim değişikliği" olarak tanımlayan Kılıç konuşmasında şunları söyledi:

"Ülkemiz tarihin en karanlık günlerinin içerisinden geçerken umudunu bir gün bile kaybetmeyen, birleşik mücadele çağrısına kulak verip bugün burada yan yana gelen tüm dostlar hepiniz hoş geldiniz. Tarihin kırılma anında, gençler, emekçiler olarak bir aradayız. Yan yana omuz omuzayız. 

Selam olsun gelecekleri üniversiteleri ve özgürlükleri için direnen gençlere. Selam olsun hayatın her alanında emek veren kadınlara, kız kardeşlerime. Selam olsun gerçekleri yazmaktan geri kalmayan tüm gazetecilere. Selam olsun sendikacılara, emekçilere, emeklilere, selam olsun neşemize sahip çıkan tüm sanatçılara. Selam olsun seçildikleri halde tutuklanan belediye başkanlarına, tüm diplomatlara. 

Ülkemizin içinden geçtiği süreç basit bir sistem değişikliği değil rejim dönüşümüdür. Karşımızdaki tüm kurumları bir kişiye teslim eden, tek adam rejimidir. Bu rejim emeği güvencesizleştirmiş, kadınların haklarını elinden almıştır. Kentler rant odaklı projelerle yaşanmaz hale getirilirken ekolojik yıkım derinleşmiştir. Barınma rant konusu haline getirilmiş, kira artışları barınma krizini derinleştirerek milyonlarca yurttaşı güvencesizlikle baş başa bırakmıştır."


HAYDAR ERGÜLEN: YAN YANA DEMEK "SEN YOKSAN EKSİĞİZ" DEMEK

Buluşmada Ezgi Kılıç'ın ardından şair Haydar Ergülen kürsüye davet edildi. Ergülen konuşmasında birliktelik vurgusu yaptı:

"Yan yana olmak, Edip Cansever’in Yerçekimli Karanfil şiirindeki gibi, “derken karanfil elden ele…” demek. Yan yana olmak “sen olmazsan çok eksiğiz” demek. Hak hukuk adalet arayışı demek. Yan yana olmak, arkadaş olmak demek. Acıyı bal eyleyenlerin umudu da bol eylemesi demek. Neşeyle ayağa kalkmak demek. Her yaşta genç olmak, gençliğin hiç geçmemesi demek. Efendilerin monarşi talebini şefkatli ellerimizde yüzlerine çarpmak demek. Laiklikten sapmamak, geri durmamak demek. Yan yana olmak, en alttakilerle yan yana durmak demek. Tek adam rejimine karşı çok ses demek. Yan yana olmak, aydınlık için çalışmak demek. Saflığımızı yitirmemek, sevinç demek."

TİYATRO OYUNCUSU AYŞEGÜL YALÇINER: ÜLKEMİZE SAHİP ÇIKMAMIZ LAZIM

Haydar Ergülen'in ardından kürsüye çıkan tiyatro oyuncusu Ayşegül Yalçıner BirGün'ün açığa çıkardığı figüran skandalına da atıfta bulunduğu konuşmasında "ülkemize sahip çıkmalıyız" dedi ve şunları söyledi:

"Ben şu anda size oyun oynamak isterdim. Biz politik tiyatro yapıyoruz. Her şeye rağmen, inatla. Zor, evet, ben neden burada oyun oynayamıyorum çünkü sahne kiraları çok yüksek. Ayda iki üç oyun oynayabiliyorum ve 27 yıldır tiyatro yaparak yaşayan bir insan olarak maddi açıdan çok zorlanıyorum. Seyircimizde para azalıyor, et mi alayım tavuk mu alayım derken tiyatro aklıma gelmiyor. Nefes alacak bir durum yok birçok insanda. Emekli annem de aynı dertten mustarip. Bizi bu kadar fakirleştikten kim? AKP. 

Şimdi nasıl çıkacağız bu cendereden? Nasıl aydınlanacağız? Beraber hareket etmemiz lazım değil mi? Yoksulluk artıyor, kadın cinayetlerini durduramıyoruz. Sıkışmış hissediyoruz. 

Aramızda figüran var mı bu arada? 950 lirayı nereden alıyoruz diye soracaktım da…

Şimdi biz aydınlık bir ülkede yaşamayı hak etmiyor muyuz? Bizim başka bir yaşamın mümkün olduğunu halka anlatmamız lazım. Hepimiz daha iyi yaşamayı hak ediyoruz. Buradaysak bir şey yapmalıyız. Başka Türkiye yok. Ülkemize sahip çıkmamız lazım."

HAYRİ KOZANOĞLU: "EŞİT YURTTALAR OLARAK YAN YANA DURUYORUZ"

İktisatçı Prof. Dr. Hayri Kozanoğlu buluşmada söz aldı:

"Yan yana durmak ifadesinin ben çok boş bir ifade olmadığını düşünüyorum çünkü bizim eşitlik anlayışımımıza uygun bir şekilde ne kimsenin peşine düşüyoruz ne de kimsenin önüne çıkıyoruz. Hepimiz eşit yurttaşlar olarak yan yana durma kararlılığını gösteriyoruz. Artık bir arada mücadele etmemiz gerekiyor. Safları sıkılaştırıp karşımızdaki rakibe karşı kararlılığımızın daha güçlü ifade etmemiz gerekiyor. Ne kadar antidemokratik rejim varsa yarın daha dine dayalı, Osmanlıcı bir rejimle karşılaşacağız. (Yan yana gelemediğimiz takdirde.) 

Birliktelik, yan yana durmak sadece seçimlerle, sandıklarla sınırlı değil. Bugünden başlayarak her alanda yan yana durma kararlılığı gösterenler, mahallede, sokakta, markette bir haksızlık olduğu zaman bile tepki gösterecek, yanında olmakta tereddüt etmeyecek. 

Ekonomik haklarına sahip olamayan, yaşam standardını sürdüremeyecek nakit akışı olmayan insanların demokratik mücadelelere katılması da zordur. Ama aynı şekilde demokratik özgürlükler olmaksızın ifade hakkımız olmaksızın ekonomik taleplerimizin karşılanması da mümkün değildir. Bu yüzden birbirinden ayırmadan kararlı bir mücadele vermek zorundayız."


SUAT ÖZÇELEBİ: "YAN YANA GELMEK YETMİYOR, EYLEMSELLİK ŞART"

Siyasal İletişimci Suat Özçelebi ise burada yaptığı konuşmada bir araya gelmenin zorunlu olduğunu belirtti. "Yan yana gelmek yetmiyor, eylemsellik şart" diyen Özçelebi şunları söyledi:

"Bir araya gelmenin çok önemli, zorunlu olduğunu düşünüyorum. 2017’den sonra Türkiye’de rejim değişti. 2017’den sonra rejimin değiştiğini anlamayanlar çok uzun süre anayasal devletin içinde yaşıyormuşuz gibi davrandı. Ama şu anda geldiğimiz nokta ana muhalefet partisi dizayn edildi ve parti ayrıldı. Yeni parti var artık. Yeniden güçlü bir ana muhalefet yaratabilecek şekilde başkalaştı. Ama muhalefeti böl parçala itibarsızlaştır ortadan kalkmadı. Topluma asıl problemin bir rejim olduğunu, markete gittiğinde en ucuzu aramasının sebebinin rejim olduğu gerçeğini insanlara anlatacak; temelinde bunun olması gerektiğini düşünüyorum. 

İnsanlar, çok uzun zamandır pek çok şey için yan yana geliyorlar ama sadece yan yana geliyorlar. Biz yan yana geldiysek bundan sonraki aşamanın birlikte iş yapmak olması gerekmektedir. Örneğin Yeni Parti kuruldu, ama yan yana gibi sivil toplum hareketleri burada yarattığı enerjiyi eylemselliğe dönüştürmeden, sıradan yurttaşların gelip nasıl bir yol haritasında yürümemiz gerektiğini anlattığında anlamlı olacak.

Ben yan yana gelen yüzlerce binlerce insan gördüm ama Türkiye’de 2026’da bunları konuşuyoruz. Yan yana gelmek yetmiyor, eylemsellik şart."

ÖZGÜR ÇELİK "SALDIRI BÜTÜN MUHALEFETE" DEDİ, BİRGÜN'E TEŞEKKÜR ETTİ

Yerine Gürsel Tekin'in kayyum olarak atandığı, CHP'nin seçilmiş son İstanbul İl Başkanı Özgür Çelik konuşmasında bugün iktidar tarafından tüm muhalefete ortak bir saldırı yöneltildiğini ifade etti. Çelik konuşmasında mutlak butlan yönetimindeki CHP'nin figüran skandalını ortaya çıkaran BirGün muhabiri Gazeteci Ebru Çelik'in yanında olduklarını belirtirken BirGün'e de teşekkür etti. Çelik'in konuşmasından öne çıkanlar şöyle:

"Ne yazık ki artık CHP’li değilim ihraç edildim. Ama yeni bir yola çıkıyoruz. Henüz bir görevim yok, sıradan bir yurttaş olarak aranızdayım. Salondaki herkese büyük bir teşekkür borcum var. Yaklaşık iki yıl oldu, esenyurttan beşiktaşa il binası baskınından genel merkez baskınına bir süreç yaşıyoruz ve mesele bir siyasi parti meselesi değil demiştik. Ve İstanbul’da 60 civarında miting gerçekleştirdik. Orada tüm siyasi parti temsilcileri meslek örgütleri sendikalar barikatları aşarak gelen gençler kadınlar büyük bir mücadeleyi yan yana sergilediler. Birgün gazetesine bugün özel bir teşekkür etmek isterim. İSTANBUL il binası kayyum garabeti yaşıyor. Ancak birgün gazetesinin dün akşam yaptığı haberle meselenin gerçek yüzünü tüm Türkiye görmüş oldu. Bugün de çok yakışıksız bir ifade kullanıldı. Birgün gazetesi halkın haber alma hakkı için yeri geldiğinde hapishaneşeri göze alan çok kıymetli basın emekçilerinin gazetesidir. Çok şerefli ve haysiyetli bir gazetedir. Şerefli onurşu haysiyetli gazetecilerine yürekten teşekkür ediyorum.

Saldırı zaten bütün muhalefete. Artık mesele partinin kurumsal kimliğine yöneldi. Seçilmiş ilçe başkanımız en son tutsak edildi. Saldırı en fazla birinci partiye gibi görünse de bütün toplumsal muhalefete bir ceberrut iktidar sesini çıkartan herkese büyük bir baskı ve sindirme politikası uyguluyor. Saldırı bütün muhalefete olduğuna göre yan yana direniş sergilemek oldukça önemli.

Tam da İstanbul’da gerçekleşen bu buluşma çok önemli. Emek koyan bütün insanlara siyasi kimliklerimizin ötesinde bir yurttaş olarak yürekten teşekkür ediyorum. Burada kalmaması gerekir. İleriki aşamalarda bu yan yana durabilme iradesini hem toplumda yaymak hem de yan yana durabilmek oldukça önemli. Birleşe birleşe bu ceberrut iktidarı hep birlikte göndereceğiz. Çok umutluyuz, çok kararlıyız, çok dirençliyiz."


AYÇA ALYANAK: "FARKLI BİR ÜLKEYE GİTMEK DEĞİL, FARKLI BİR ÜLKE KURMAK İSTİYORUZ"

Buluşmada çok sayıda üniversite öğrencisi ve gençlik mücadelesi yürüten çok sayıda genç yer aldı. Üniversitesinde gençlik mücadelesi yürüten öğrencilerden Ayça Alyanak ise konuşmasında şunları söyledi:

"Benim şu ana kadar konuşmuş herkesten bir farkım var. Ben bu baskı rejiminin olmadığı bir ülkeyi bir gün bile deneyimleyemedim. Bir üniversiteli olarak bu direnci taşımak için geldim. Benim çocukluğum çalındı, gençliğim borçlandırıldı, geleceğim saray rejiminin ikbaline kurban edilmiş durumda. Sokaklarda kendimizi var etmeye çalışıyoruz, irademizi ortaya koyuyoruz. Biz farklı bir ülkeye gitmek değil farklı bir ülke kurmanın zorunluluğunu hisseden gençleriz"

YAŞAR AYDIN: "HÂLÂ BİR UMUTTAN BAHSEDİYORSAK, 25 YILDIR DİRENİŞLERİMİZİN SONUCUDUR"

Gençlik mücadelesinden Ayça Alyanak'ın ardından kürsüye davet edilen BirGün Gazetesi Yayın Koordinatörü Yaşar Aydın ise şunları söyledi:

"Çok güzel bir konuşmadan sonra mikrofona çıkmak gerçekten zor. Sevgili arkadaşımıza teşekkürler. 25 yıldır direniyor, her yerde, her defasında direndik. Kadınlarımız her yerde en öne çıktı. Bu salondaysak ve hâlâ bir umuttan bahsediyorsak, 25 yıldır direnişlerimizin sonucudur.

Ama görüyoruz ki bu direnişler artık yetmiyor. AKP iktidarı Trump'la, NATO ile iş birliğine girerek bir sonraki safhaya girdi. Bir yol ayrımına girdik, belki 10 yıllık bir yol ayrımı... Tek başına sektörlerde, alanlarda direnmek yetmiyor; bu direnişleri yan yana getirmek gerekir. Yapılacak şeyler bellidir, bu direnişleri ortaklaştırmak zorundayız. Tek başımıza, tek bir parti bunu yapamaz. Bunu yapacak olan örgütlü bir direniştir. Her şeyiyle devleti ele geçirmiş, cemaatlerle, tarikatlarla devlete sızmış bir yapıdan bahsediyoruz.

Bu yan yana geliş iki anlama geliyor: Rejimi durdurmak ve bu rejimin bir daha iktidara gelemeyecek şekilde mücadelesini sürdürmek. Parti dediğimiz yapılar bir bir kapatıldı, binalardan ibaret hâle geldi. Halk yok. Bu yan yana gelişlerimizin temel amacı halkı tekrar siyasetin öznesi yapmaktır. Bu birleşik mücadele, ülkenin geleceğine yeniden sahip çıkmak için gereklidir. Türkiye'de değişim öyle bir dip dalgası hâline geldi ki önüne geleni yıkıp geçiyor.

Yapacağımız şey çok açık: Anadolu topraklarında büyük isyanlar, büyük öğretiler var. Yapacağımız şey çok açık; tekrar halkın özne olduğu siyaseti ortaya koymaktır. Belki karşımızdakiler çok büyük, çok güçlü; yargı onların ellerinde, emperyalizm arkalarında... Ama bu halkın deneyimi ve devrimcileri her türlü emperyalist oyunu bozacaktır. İtiraz çok güçlü, direniş çok güçlü. 19 Mart sabahı bütün Türkiye umutsuzluğa kapılmışken gençler polis barikatlarını aşarak umut oldu. Anadolu, binlerce yıllık isyan tarihiyle boyun eğmeyecektir.

Bugün, bu saatten sonra yapacağımız şey: Bize hayatı yaşanmaz hâle getirenlere karşı mücadele edeceğiz. Bu ülke, iyilerin ve güzellerin olacağı bir gelecek vadediyor. Bu cumhuriyeti yeniden kuralım. Daha eşit ve demokratik bir cumhuriyet kuralım. Bunu bizden öncekilere ve bizden sonrakilere borçluyuz."


GAZETECİ TİMUR SOYKAN'DAN BİRGÜN'E TEBRİK

Gazeteci Timur Soykan, CHP'nin üye törenine ücretli figüran taşındığını ortaya çıkaran muhabirimiz Ebru Çelik ve gazetemiz BirGün'ü tebrik etti.

Soykan, konuşmasında şunları söyledi:

"Bugün Ebru Çelik meslektaşımla gurur duyuyorum. Gazetecilikte ısrarın ne kadar önemli olduğunu bugün ortaya koydu. Gazetem BirGünle gurur duyuyorum.

Artık diyorlar ki bir monarşi inşa etmek istiyoruz bir saray rejimi inşa etmek istiyoruz. Bugüne kadar halka karşı olanların sonu gördük. Karşımızda küçük bir azınlık olan Saray var. Kumpaslarla iktidarda kalanlara karşı yan yana gelmek zorundayız. Bunu çocuklarımız için yapma zorundayız. Biz her yerdeyiz, sadece yeterince örgütlenememiş insanlarız. Bunu beraber çözmenin zamanı. İyi ki varsınız"

İMO İSTANBUL ŞUBESİ GEÇMİŞ DÖNEM BAŞKAN VEKİLİ ÖZER OR: "FARKLILIKLARIMIZLA BİR ARAYA GELMELİYİZ"

"Buraya gelirken kim yan yana geliyor kim yan yana gelecek sonra farkettim ki biz zaten yıllardır yan yanayız. Belki bunu daha koordineli hale getirmek için örgütlemenin yollarını aramalıyız.

Sevgili dostlar inşaat mühendisiyim 25 yıldır mücadele ediyorum. Bu süre boyunca farklı insanlarla aynı masada buluştuk. Geriye baktığım tek bir gerçek kaldı: Benzerliklerimizle değil farklılıklarımızla bir araya gelmeliyiz."

KEMAL AYTAÇ: "KORKU SİRAYET EDER AMA CESARET DE ÖYLEDİR"

Türkiye Barolar Birliği YK üyesi  Kemal Aytaç forumda yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

"Her şeyden söz edildi, iyi de edildi. Nedir? Hukuk, yani herkes bir şey bekliyor ama herkes bir başkasından bekliyor. Ama tek tek olmuyor, başa çıkamıyoruz. Devlet bütün organizasyonuyla karşımızda. Bu mücadele edeceğimiz güce karşı dirençli ve inançlı olmamız gerekiyor.

Gerçekten toplum psikolojisinde korku sirayet eder ama cesaret de öyledir. Atacağımız her adım toplumu da cesaretlendirecektir. Bu mücadelede yeni yöntemler, yeni araçlar bulmamız gerekiyor. Bizden, bizim korkmamızı istiyorlar; o zaman korkmayacağız, onları korkutacağız. Bu yüzden yan yana gelmeli ve mücadele etmeliyiz."


SEVİM YALINCAKOĞLU: "EŞİT YURTTAŞLIĞI HERKES İÇİN İSTEDİK"

Alevi Bektaşi Federasyonu Genel Başkan Yardımcısı Selin Yalıncakoğlu forumda yaptığı konuşmada eşit yurttaşlığın toplumun tüm kesimleri için vazgeçilmez olduğunu ifade etti. Yalıncakoğlu şunları söyledi:

"Bütün konuşmaların ortak noktası, ceberut rejime karşı ortak bir mücadele başlatmaktır. Ama bu saldırıların tarihi yeni değil; Anadolu’da binlerce yıldır süren Pir Sultan’ın, Kadıncık Ana’nın yolundan geliyoruz. 90’lar, insana karşı zulmün en yüksek olduğu dönemdi. Bu tarihin bizde yarattığı bir direniş kültürü var; bu mücadelemizde de bunu sonuna kadar sürdüreceğiz.

Eşit yurttaşlık tanımını sadece Aleviler için değil, tüm yurttaşlar için istedik. "Zorunlu din dersleri kaldırılsın" dedik. Zorunlu din derslerine "hayır" dediğimizde bunu sadece Aleviler için demedik; bilimsel, laik ve pozitif bilime dayalı eğitimi tüm çocuklarımız için istedik."

ÇINAR AYDIN: "DÜŞLEDİĞİMİZ GELECEĞE YAN YANA, HEP BİRLİKTE"

Salonda bulunan gençlik mücadelesi yürüten çok sayıda üniversiteli gençten biri olan Çınar Aydın da forumda söz aldı. Aydın, kendi kuşağının AKP iktidarı içine doğduğunu hatırlatırken, üniversitelerde mevcut baskı rejiminin nasıl kurumsallaştırılmak istendiğini aktardı ve şunları söyledi:

"Bulunduğumuz her alan, aslında bu rejimin ufak parçaları hâline gelmiş noktada.

Şöyle ki; devlet üniversitelere, liselere, okullara ve yaratmaya çalıştıkları bu yeni aile modeliyle birlikte, küçüklü küçüklü aslında hayatın her parçasına kendini işlemeye devam ediyor.

Tüm bunlar olurken de gençler kendi alanlarını yeniden keşfediyorlar. Yeniden keşfetmek zorunda kalıyorlar. Çünkü Ayça arkadaşımın da bahsettiği gibi, bu gençlik, bu kuşak bir nevi saray rejiminin aslında içine doğdu. Ve alternatifleri yok edildi bir noktada; başka alternatifleri olmadığına inandırılmaya çalışıldı.

İşte bu keşifler olurken de, bu keşifler yolunda çoğu genç umutlarını yeniden filizlendirdiler, yeniden yeşerttiler. Ancak bir kısım, bu gençlerin bir kısmı ise bu mücadele alanlarından, bu gündemler arasında savrulup bir kenara çekilip, umutsuzluğa kapılıp umutlarını yitirmeye doğru gittiler ve bir noktada kenara çekildiler.

İşte burada bir arada olmamızın, neden yan yana gelmemiz gerektiğinin aslında kısa bir yanıtıdır ve aynı zamanda kısmi bir yanıtıdır. Türkiye'de herkesin bahsettiği gibi bu baskıcı rejim ilk defa var değil, ilk defa göğüslenmiyor, ilk defa direnilmiyor.

İşte bu şekilde yan yana gelerek, çıkaracağımız derslerle, birliğimizden alacağımız derslerle son bir defa olacak şekilde bu baskıcı rejimi defedebiliriz.

Uçurumun kenarındayız. Başka bir geri adım atacak alanımız kalmadı. Hatta geri adım atmak artık bir lüks!

İşte bu yüzden tüm sıra arkadaşlarımızla birlikte, memleketin ikinci yüzyılında tüm kesimiyle yan yana gelme çağrısını büyütüyoruz.

Büyütüyoruz ki; insanlar gündemlerde savrulup umutlar söndürmesin.

Büyütüyoruz ki; insanlar gecelerini karakollarda, gündüzlerini adliye saraylarında, adalet saraylarının koridorlarında geçirmesin.

Büyütüyoruz ki; düşlediğimiz geleceğe yan yana, hep birlikte..."


ŞEBNEM ÇIĞRI: "BİZE DÜŞEN UMUDU ÖRGÜTLEMEKTİR"

Buluşmada söz alan Şebnem Çığrı dayanışma vurgusu yaptığı konuşmasında şunları kaydetti:

"Bugün burda ortak bir ihtiyacın, birlikte hareket etme ihtiyacı için bir araya geldik. Bu ihtiyacın gerçekleşmesi ortak bir hatla bir mücadele ile gerçekleşebilir. Farklı siyasetlerden insanların bir araya gelebilmesi önemlidir. Birleşik muhalefet farklılıklarımıza rağmen bir araya gelmektir. Bugün bize düşen dayanışmayı güçlendirmek uzun soluklu bir mücadelenin parçası olmaktır. Birleşik halk muhalefetine düşen de budur. Umudu örgütlemektir. Bugün buradaki herkes dayanışma ağının parçasıdır "

SERKAN ÖNGEL: TOPLUM SİYASETE YÖN GÖSTERİYOR

Yan yana gelmenin önemli ancak yetersiz olacağını vurgulayan Prof. Dr Serkan Öngel konuşmasında bugün toplumun siyasete yön gösterdiğini ifade etti. Öngel "Örgütlü mücadele dediğimizde anlamamız gereken şey, kişilerin bulundukları yerde beraber oldukları, yaşadıkları insanlarla belli sorunlar çerçevesinde ortak hareket edebilme kabiliyetidir" dedi. Öngel şöyle konuştu:

"Yan yana gelmek yetmez, örgütlenmek lazım. Evet, son derece önemli bir başlık. Ama nasıl örgütlenmek?

Bence altını özellikle çizmemiz gereken konu biraz örgütlenmenin nasıl olması gerektiği noktasında.

Kolayca bir durum var. Hani gözlemleyebildiğim kadarıyla örgütlülük anlamında hepinizi heyecanlandıran zaman zaman kalkışmalar, eylemlilikler oluyor.

Ama toplumdaki eylemlilik kapasitesi örgütlülüğe dönüşemiyor. Örgütlülüğe dönüşemedikçe de dönüştürücü bir gücü ortaya koyabilecek bir iradeyi ne yazık ki gösteremiyoruz.

Bu anlamda örgütlü mücadele dediğimizde anlamamız gereken şey, kişilerin bulundukları yerde beraber oldukları, yaşadıkları insanlarla belli sorunlar çerçevesinde ortak hareket edebilme kabiliyetidir.

Bu kabiliyet de öyle kendiliğinden gelişen bir şey değildir. Herhangi bir konuda insanlar bir araya gelirler, dayanabilirler ama bunu sürekli kılan ancak örgütlü mücadele yoluyladır.

Ben yaklaşık 25 yıldır, çeyrek yüzyıl olduğu, emek hareketinin bir şekilde bir yerlerindeyim. İşte Kamu Emekçileri Hareketi'nde, Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nda, DİSK'te, Birleşik Metal-İş'te görev yaptım.

Gerçekten bunun yanında toplumun çok ne diyelim, dışında kalan, sosyal güvencesizlerin bir araya gelebileceği birtakım çalışmalarda yer alıyorum, KESK'te, işçilerle bir kooperatif girişiminin içindeyim.

Tüm bu çalışmaların aslında ortak bir havuzda kendisini inşa edebileceği şey bu gösteri toplumunda sadece kitlelere hitap eden değil, onu örgütlemeye çalışan bir noktada hareket etmekten geçiyor.

Gördüğüm kadarıyla geçmişte örgütlenme yapılan siyasal propagandalar örgütlenmeye yönelik konulardı. Bugün tersine dönmüş durumadır.

Örgütlenmeyi, küçük örgütlenmeleri siyasal propagandaların aracı hâline getirmeye çalışan, kalıcı olmayan, gelip geçici örgütsel biçimler ne yazık ki hepimizi esir almış durumda.

Anlık hareketlerden, eylem kapasitesinden medet umar haldeyiz. İşte bu irade, yan yana gelme iradesi, bizi buradan çıktığımızda bir örgütsel bütünlüğün parçası kılabilecek; çevremizdeki, sokağımızdaki, mahallemizdeki, iş yerimizdeki, fabrikamızdaki insanlarla beraber hareket edebileceğimiz, onların sorunlarını dinleyebileceğimiz bir noktada kendisini inşa etmek durumunda."

BİRLİKTE "MÜCADELEYE DEVAM" ÇAĞRISI

Buluşma, her alanda birleşik bir mücadele yürütmenin önemine değinen konuşmaların ardından saat 18.00 sularında sona erdi. (BİRGÜN)

Blogger tarafından desteklenmektedir.