"Faşizm koyu bir gece gibi insan hak ve özgürlüklerinin üstüne çöküyor"

LGBTİ+ derneklerine yönelik operasyonlara tepkiler; AP Raportörü Amor’dan karanlık yol uyarısı: "Faşizm koyu bir gece gibi insan hak ve özgürlüklerinin üstüne çöküyor" Siyasetçiler ve hak örgütleri, LGBTİ+’ların varoluşunun ve hak savunuculuğunun suç sayılamayacağını vurgulayarak gözaltıların, baskınların ve erişim engellerinin sonlandırılmasını istedi.


LGBTİ+ dernekleri ve aktivistlerine yönelik “Ailem Güvende” operasyonuna tepkiler sürüyor. Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor, gözaltı ve baskınları Türkiye’deki baskının ağırlaşması olarak değerlendirirken, topluma bir ahlak anlayışı dayatılmasının ülkeyi karanlık bir yola sürüklediğini söyledi.

Siyasetçiler, insan hakları savunucuları, gazeteciler ve sivil toplum örgütleri yaptıkları açıklamalarda gözaltılara tepki gösterirken, operasyonun “aileyi koruma” politikalarıyla LGBTİ+’ların yaşam ve örgütlenme haklarını hedef aldığını belirtti. Açıklamalarda gözaltına alınanların serbest bırakılması çağrısı yapıldı.

Avrupa Parlamentosu Türkiye Raportörü Nacho Sánchez Amor: LGBTİ+ aktivistlerine yönelik gözaltı ve baskınların Türkiye’deki baskının ağırlaştığını gösterdiğini belirtti. Amor, “Bir ahlak anlayışının topluma dayatılması, temel hakların ve Türkiye’nin uluslararası yükümlülüklerinin açıkça ihlal edilmesidir. Bu yaklaşım, ülkeyi son derece karanlık bir yola sürüklüyor” dedi. 

BM İnsan Hakları Savunucularının Durumu Özel Raportörü Andrea Bolaños Vargas: Türkiye genelinde LGBTIQ+ insan hakları savunucularına yönelik kitlesel baskınlar ve gözaltılar ile LGBTIQ+ derneklerinde aramalar gerçekleştirilmesi ve dijital ekipmanlara el konulmasına ilişkin haberlerden derin endişe duyduğunu belirten Vargas, "Yetkilileri, yalnızca meşru insan hakları çalışmaları nedeniyle gözaltına alınan herkesin derhal serbest bırakılmasını sağlamaya ve LGBTIQ+ hak savunucularının ve derneklerinin haklarını suçlulaştırma, yıldırma veya misilleme korkusu olmaksızın kullanabilmelerini güvence altına almaya çağırıyorum" dedi. 

EMEP Milletvekili Sevda Karaca: Kendi yarattıkları yoksulluğun, şiddetin ve çürümenin üzerini LGBTİ’leri düşmanlaştırarak örtemezler. LGBTİ’lerin yaşam ve örgütlenme hakkını savunmak, bu ülkede herkesin haklarını ve özgürlüğünü savunmaktır. Sarayın hamaset ve nefret ajandasına, yalnızlaştırma ve yok etme politikasına müsaade etmeyeceğiz! Nefret siyasetine, baskıya ve örgütlenme hakkının gaspına karşı; yaşam hakkını, eşitliği, anayasal özgürlükleri ve örgütlenme hakkını yan yana, bir arada, korkmadan savunmaya devam edeceğiz. Gözaltılar bir an önce serbest bırakılsın. LGBTİ örgütlerinin ve basınının yakasından artık düşün!

DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki: Aileniz sizin olsun. Kimin nasıl yaşayacağına, kimin kiminle yan yana duracağına, kimin örgütleneceğine sizin düşmanca ahlak anlayışınız karar vermeyecek. LGBTİ+’ları düşmanlaştırmanızı, örgütlenme alanlarını kriminalize etmenizi ve bu politikaya itiraz edenleri gözaltına almanızı kabul etmiyoruz.

TİP LGBTİ+ Bürosu: Adalet Bakanlığı tarafından "Ailem Güvende" adı altında yürütülen bu operasyonlar, toplumun en güvencesiz ve en çok hedef alınan kesimleriyle dayanışma içinde olan kurumları baskı altına almayı amaçlamaktadır. İktidarın bir gecede LGBTI+ hak savunuculuğunu suç kategorisine sokma çabalarını ve bu keyfi kararları reddediyoruz. Şu açıkça bilinmelidir ki: Siz bu ülkeyi bu politikalarla yönettiğiniz sürece hiç kimse güvende değildir. Yasal haklarımızı, örgütlenme özgürlüğümüzü ve yan yana durma irademizi savunmaktan vazgeçmeyeceğiz. Hakkında karar çıkarılan tüm dostlarımız, yol arkadaşlarımız ve hak savunucuları üzerindeki bu baskılar derhal son bulmalıdır!


DEM Parti Mersin Milletvekili Perihan Koca:
İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin’de LGBTİ+ derneklerine ve aktivistlerine karşı ‘Ailem Güvende’ operasyonu yapılması alelade bir operasyon değil. Faşizmin kurumsallaşmasında yeni bir eşik operasyonu. Zira faşist rejimin mayası kadın ve LGBTİ+ düşmanlığıyla damgalı.

DEM Parti Kadın Meclisi: LGBTİ+ derneklerini, hak savunucularını ve dijital yayın mecralarını hedef alan gözaltı, arama, el koyma ve erişim engelleme saldırılarını kabul etmiyoruz. “Ailem Güvende” isminin verildiği bu operasyon, adından da anlaşılacağı üzere toplumu tahakküm altına alma operasyonudur. Tekçi ve cinsiyetçi politikaların ısrarla sürdürüldüğünün açık bir kanıtıdır. Kadınlar her gün, “güvenli” denilen ailelerin içerisinde şiddete maruz bırakılmakta, katledilmektedir. Farklı cinsel kimlikler bu ülkenin, ailelerin ya da toplumun güvenlik sorunu değildir. Asıl güvenlik sorunu; kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını tehdit eden şiddet, cezasızlık ve ayrımcılıktır. Hak savunucularını susturarak, nefret suçlarını körükleyerek, yayınları engelleyerek ve örgütlenme özgürlüğünü hedef alarak toplumu güvende tutamazsınız.

"Faşizm koyu bir gece gibi insan hak ve özgürlüklerinin üstüne çöküyor"

Anayasa Hukuku Profesörü Şule Özsoy Boyunsuz: Baskı, doğuştan gelen bir yönelimi ortadan kaldırmıyor. Bu durum özenerek olmuyor, yaratılışları böyle. Zulüm ve baskı aileyi korumuyor. Faşizm koyu bir gece gibi insan hak ve özgürlüklerinin üstüne çöküyor.

İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi avukat Yelda Koçak: Var olmak da varoluşun haklarını savunmak da suç değildir. Daha da açık ve basit söyleyeyim: İnsan haklarından yanayım. LGBTİ+ hakları insan haklarıdır.

Gazeteci Özlem Akarsu Çelik: Bu nasıl bir nefret! Önce LGBTİ+ örgütlerin ve aktivistlerin sosyal medya hesapları engellendi ardından da polis operasyonu… KAOS GL yöneticisi, emekçisi tüm dostların mücadelesinin tanığıyız. Onları bu baskılarla korkutamazsınız, varoluşu yasaklayamazsınız! LGBTİ+ hakları, insan haklarıdır…

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi: LGBTİ+ derneklerinin yönetim ve denetim kurullarında görev yapan üyeler ev baskınlarıyla gözaltına alındı. Dernek ofisleri basılıyor. Nefreti körükleyen, ahlakçı, aileci politikalarla örgütlenme özgürlüğünü gasp eden saldırıların karşısında, LGBTİ+’ların yanındayız!

Avukat ve insan hakları savunucusu Eren Keskin: 12 Eylül’ün yıldönümünde hem de! Varoluşa bir darbe vurulmak isteniyor. Varoluş engellenemez. Türkiye devleti imzaladığı uluslararası sözleşmelere açık aykırı davranıyor.

HDK Kadın Meclisleri: Varoluş mücadelesi, eşit yurttaşlık ve demokratik toplum mücadelesinin ayrılmaz bir parçasıdır. Bu mücadeleyi baskı, yasak ve gözaltılarla geriletmeye çalışanların karşısında hakları ve özgürlükleri birlikte savunmaya devam edeceğiz.

UMUT-SEN: LGBTİ+'ların varlığını müstehcen ilan ederek çocukları ve aileleri koruma iddiasıyla gerçekleştirilen bu saldırıların en başta LGBTİ+ çocukları ve aileleri görünmez kılmaya çalıştığını ve bu ölçüde kadınlara ve LGBTİ+'lara yönelik şiddetin norm olduğu bir aile formasyonunu dayattığını görüyoruz. LGBTİ+'ların sosyalleşme alanlarına, mücadele alanlarına ve nihai olarak varoluşlarına yapılan bu saldırıyı kınıyoruz. Gözaltıların derhal serbest bırakılmasını istiyoruz.

Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP): Devlet, “aile” adı altında kadınların ve LGBTİ+’ların yaşamlarını, bedenlerini ve özgürlüklerini denetlemek istiyor. Kaos GL şahsında gerçekleştirilen saldırının hedefinde yalnızca bir dernek değil, LGBTİ+’ların varlığı, hakları ve özgürlükleri vardır. Bu saldırıya sessiz kalmayacak, şef tipi aileye karşı eşit ve özgür yaşamı savunacağız. Gözaltılar derhal serbest bırakılsın! Kaos GL yalnız değildir! LGBTİ+’lar yalnız değildir!

İnsan Hakları Derneği İHD Ankara Şubesi: LGBTİ+’ların varoluşunu, sözünü ve mücadelesini hedef alan bu tür uygulamalar; yalnızca ilgili derneği değil, demokratik toplum düzenini ve temel hakları tehdit etmektedir. İnsan hakları savunuculuğu suç değildir. Sivil toplum örgütleri üzerinde kurulan baskılar, hukukun araçsallaştırıldığını ve hak temelli alanın daraltılmak istendiğini göstermektedir. Ulusal ve uluslararası insan hakları sözleşmeleriyle güvence altına alınmış olan örgütlenme ve ifade özgürlüğü herkes için geçerlidir. LGBTİ+’ların hakları, insan haklarının ayrılmaz bir parçasıdır ve bu haklar hiçbir gerekçeyle hedef gösterilemez.


"Varoluşa bir darbe vurulmak isteniyor"

İnsan Hakları Derneği LGBTİ+ Komisyonu: Gözaltındaki hak savunucularının serbest bırakılmasını, baskınların durdurulmasını, erişim engellerinin kaldırılmasını ve el konulan materyallerin iadesini istedi. HIV ile yaşayanların ve LGBTİ+’ların hassas verilerinin güvenceye alınması gerektiğini vurgulayan komisyon, Adalet Bakanı’nın ayrımcı açıklamalarını geri çekmesini talep etti. Açıklamada, “12 Eylül zihniyetine teslim olmayacağız” denildi.

Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu: Kaos GL’nin yanındayız! Kaos GL derneği basıldı, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Erkek egemen heteroseksist sistem, LGBTİ+’ların varlığına ve örgütlülüğüne saldırıyor. Bu saldırı hepimizedir. Onurumuz nefretten de saldırılarınızdan da büyüktür. Gözaltılar serbest bırakılsın.

Özgür Genç Kadın: Kadınları, çocukları, LGBTİ+ları katleden, failleri koruyup aklayan politikalarınızı 'kutsal aile' söylemi ile gizleyemezsiniz. 'Müstehcenlik' diyerek, 'aileyi koruyoruz' diyerek LGBTİ+ların varlığını kriminalize etmenize izin vermeyeceğiz.

Halkevci Kadınlar: Operasyonu, iktidarın LGBTİ+’ları hedef alan nefret politikalarının bir parçası olarak nitelendirdi. Aile politikalarıyla yaşamların, emeğin ve varoluşların denetim altına alınmak istendiğini belirterek, “Ne yaparsanız yapın varoluşlarımızı, renklerimizi ve özgürlük mücadelemizi engelleyemeyeceksiniz!” açıklamasını yaptı. Gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını istedi.

Sosyalist Kadın Meclisleri (SKM): Kadınların ve LGBTİ+’ların, dayatılan aile anlayışına sığmadıkları için gözaltı ve tutuklamalarla baskı altına alınmak istendiğini belirtti. “Gözaltılarla, tutuklamalarla, yasaklarla varoluşumuzu yok edemezsiniz” diyen SKM, mücadeleyi büyüteceklerini vurgulayarak gözaltına alınanların serbest bırakılmasını istedi.

Trans Pride İstanbul: Hedef alınan yalnızca mekanlarımız ya da derneklerimiz değil; LGBTİ+’ların örgütlenme, dayanışma ve bir arada yaşama iradesidir. Bizi görünmez kılmaya, örgütlülüğümüzü dağıtmaya, mekanlarımızı kapatmaya, dayanışmamızı kriminalize etmeye çalışıyorlar. LGBTİ+’ların bir araya gelmesini “müstehcenlik”, örgütlenmesini “suç”, varoluşunu ise “ahlaksızlık” olarak yaftalıyorlar. Hadi oradan.

Diyarbakır Barosu LGBTİ+ Hakları Komisyonu: 12 Eylül darbesinin yıldönümünde İstanbul, Ankara, İzmir, Aydın ve Mersin merkezli olmak üzere 15 ilde “Ailem Güvende” adı altında yürütülen ve sivil toplum örgütlerini, hak savunucularını ve doğrudan LGBTİ+’ları hedef alan operasyonlar, hukuk devleti ilkesinin hedef alınmasıdır.

Yeni Parti İzmir Milletvekili Gökçe Gökçen: “Etki ajanlığı yasası geçmedi, eşcinselliğe özendirme yasası geçmedi. Ama şimdi olmayan bir yasa uygulanıyor” dedi. Konunun bütün milletvekillerini ve TBMM’yi ilgilendirdiğini belirten Gökçen, nefret kampanyalarının toplumsal barışa zarar verdiğini söyledi. Aile içi şiddetle mücadeleye, kadınların ve çocukların güvenliğine, ailelerin ekonomik olarak desteklenmesine ayrılması gereken kaynakların şiddet ortamını besleyen uygulamalara harcandığını belirterek bütüncül bir hak ve özgürlük mücadelesi çağrısı yaptı.

"Ne aile güvende ne de herhangi birimiz!"

DİSK Basın-İş: Erişim engelleri ve gözaltıların LGBTİ+’ları kamusal yaşamdan dışlamayı amaçladığını belirterek ifade, basın ve örgütlenme özgürlüklerinin ihlal edildiğini vurguladı. Demokratik kitle örgütlerini ortak mücadeleye çağırarak “Susmayacağız, susmayın” dedi.

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD): “LGBTİ+ haklarını savunmak suç değildir” açıklamasını yaptı. Soruşturmaların sonlandırılmasını, gözaltına alınanların serbest bırakılmasını ve hukuka aykırı uygulamaların durdurulmasını istedi.

Toplumsal Özgürlük Partisi: Operasyonu LGBTİ+’ların varlığına, örgütlenmesine ve kendilerini ifade etmelerine yönelen bir saldırı olarak nitelendirerek “Gözaltılar derhal serbest bırakılsın!” çağrısı yaptı.

Adalet İçin Hukukçular: Gözaltı işlemlerini izlediklerini ve hukuki sürecin takipçisi olacaklarını açıkladı. “Örgütlenmek suç değildir!” mesajı verdi.

Mersin Kadın Platformu: LGBTİ+ örgütlerine ve hak savunucularına yönelik sansür ve baskıları reddederek “Gözaltına alınan arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın!” dedi.

Sara Kolektif: Kuir aktivistlere ve derneklere yönelik operasyonu protesto ederek “Bizi kimliğimizden koparamazsınız” dedi; direnme ve birlikte mücadele mesajı verdi.

DEM Parti İstanbul Milletvekili Kezban Konukçu: “‘Aileyi koruyacağız’ diye diye kadınların ve LGBTİ+’ların katledilmesinin önünü açtınız” dedi. Uydurma suçlamalarla iktidarın güçlendirilmek istendiğini belirterek buna karşı her alanda mücadeleyi sürdüreceklerini söyledi.

SOL Parti Sözcüsü İlknur Başer: LGBTİ+ lara yönelik operasyonların amacı cinsel yönelimi suç olarak damgalamak. Aileyi güvende tutma adına yapılan operasyonlar kabul edilemez.' Aileyi' güvende tutmak istiyorsanız yoksulluğu, şiddeti engelleyin. Çocuklara okullarda bir öğün ücretsiz yemek verin.

Türk Psikologlar Derneği: İnsan hakları, temel hak ve özgürlükler yalnızca kendimiz için talep ettiğimizde değil; başkaları için de kararlılıkla savunduğumuzda gerçek anlamını bulur. Kim olursa olsun; kimliği, düşüncesi, inancı, cinsiyeti, etnik kökeni, engelliliği ya da herhangi bir özelliği nedeniyle damgalanmaya, ayrımcılığa ve ötekileştirmeye maruz bırakılan her bireyin yanında durmak, ortak insani ve etik sorumluluğumuzdur. Psikolojik iyilik hâlinin, toplumsal barışın ve demokratik bir yaşamın temelinde insan onuruna koşulsuz saygı vardır. Türk Psikologlar Derneği olarak; ayrımcılığın değil eşitliğin,damgalamanın değil kapsayıcılığın, sessiz kalmanın değil hak savunuculuğunun tarafındayız.

Feminist Bellek: LGBTİ+’lara yönelik baskı yeni değil; ancak son dönemde farklı araçlarla genişleyen bir kuşatma biçimini alıyor. Dernek kapatma davaları, “müstehcenlik” ve “genel ahlak” gerekçeli soruşturmalar, erişim engelleri ve hak savunucularına yönelik yargısal tacizin ardından 12 Eylül gecesi Kaos GL Derneği’nin yönetim ve denetim kurulu üyeleri ev baskınlarıyla gözaltına alındı, dernek ofisi arandı. Aynı gün SPoD, Lambdaistanbul ve diğer LGBTİ+ örgütlerinin yanı sıra çok sayıda aktivistin dijital mecralarına da erişim engeli getirildi; farklı dernek ve aktivistlerin adreslerine yönelik operasyonlar gerçekleştirildi. Örgütlenme hakkına ve ifade özgürlüğüne yönelen bu müdahaleler, devletin LGBTİ+’ların sesini bastırmaya ve onları kamusal alandan dışlamaya dönük politikalarının sürekliliğini bir kez daha görünür kılıyor. LGBTİ+’ların örgütlenme ve var olma hakkına yönelen bu saldırılar karşısında yanlarındayız; eşitlik ve özgürlük mücadelemizi birlikte sürdüreceğiz.

114 kadın örgütünden ortak açıklama: Bugün 12 Eylül'ün yıldönümünde, LGBTİ+ hareketine yönelik olarak LGBTİ+ derneklerinden aktivistlerin, bağımsız hak savunucularının gözaltına alındığı haberleriyle uyandık. Bu operasyonlar LGBTİ+'ların örgütlenmesinin Türk Ceza Kanunu kapsamında suç haline getirilme çabalarının fiilen uygulanmasından başka bir şey değildir. Cinsiyet kimliği ve cinsel yönelime dair politika yapmak ve örgütlenmek suç değildir. Kadınlar olarak, “aileyi güvende tutmak” adı altında yürütülen bu operasyonların karşısındayız. Biliyoruz ki bedenlerimiz, hayatlarımız, kimliklerimiz ve örgütlenme hakkımız üzerindeki baskılar aynı otoriter siyasetin bir parçasıdır. Ne LGBTİ+ olmak ne de LGBTİ+ örgütlenmesi suçtur! Gözaltındaki arkadaşlarımız derhal serbest bırakılsın, LGBTİ+ örgütlerine yönelik baskınlara, erişim engellerine ve kriminalizasyon politikalarına son verilsin. Biz kadın örgütleri olarak LGBTİ+ hareketiyle dayanışma içindeyiz, erkek egemen ve otoriter politikalara karşı ortak mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz! (T24)

Blogger tarafından desteklenmektedir.