12 Eylül’den sonraki ilk kıvılcım: Netaş grevi
Bu grevle 1987’de başlayıp 1989’da genel bir karakter kazanıp Bahar Eylemleri adıyla anılan sürecin önü açıldı. Netaş 12 Eylül rejiminin dayattığı boğucu ve karanlık havanın dağılmasına giden yolda bir kıvılcım oldu.
12 Eylül 1980 askeri faşist darbesinin ardından Türkiye, sendikal hakların askıya alındığı, grevlerin yasaklandığı ve işçi sınıfının üzerine ağır bir sessizliğin çöktüğü karanlık bir dönemden geçiyordu. 18 Kasım 1986’da başlayan Netaş grevi hem sessizliği bozan hem de faşist cuntanın yasalarını delip geçen ilk büyük çıkış oldu.
Darbenin ardından topluma dayatılan 1982 Anayasası ve sonrasında çıkarılan baskıcı yasalarla grev yapmanın önüne birçok engel getirilmişti. İşçilerin hakları tırpanlanmış, ücretler enflasyon karşısında erimiş ve sendikal örgütlülük üzerindeki baskılar artmıştı. Böyle bir atmosferde Ümraniye’de bulunan Netaş fabrikasında çalışan, Otomobil-İş Sendikası’nda örgütlü 2 bin 650 işçi, başlayan toplu sözleşme görüşmelerinde anlaşma sağlanamaması üzerine greve çıktı. Grev yapmanın imkânsız olduğu düşünülen bir dönemde gerçekleşen bu grev, işçi hareketinin yeniden toparlanmaya başladığını gösteriyor, gelecek daha güzel günleri müjdeliyordu.
Mücadele tam 93 gün sürdü ve 18 Şubat'ta grev sona erdi. Kışın en sert günlerinde, soğuğa ve baskılara rağmen işçiler geri adım atmadı. Netaş grevinde sadece Netaş işçileri mücadele etmedi. İşçi aileleri, kadınlar ve diğer fabrikalardaki işçiler büyük bir dayanışma sergiledi. Çevredeki esnafın ve halkın desteği grevin moral kaynağı oldu. Dönemin katı yasaklarına rağmen işçiler meşruiyetlerini toplumun vicdanında kazandılar. “Grev gözcüleri” sadece fabrikayı beklemekle kalmadı, aynı zamanda haklılıklarını anlatan bir kamuoyu oluşturdu ve bu da etkili oldu. Netaş patronunun ve iktidarın grevi kırma çabalarına karşı işçiler, “Bu yoldan geri adım atmak yok.” diyerek direnişlerini sürdürdüler.
93 günün ardından Netaş grevi kazanımla sonuçlandı. Bu kazanımda işçilerin komitelere dayalı güçlü bir iç örgütlülüğe sahip olması önemli bir rol oynadı. Bu grevle 1987’de başlayıp 1989’da genel bir karakter kazanıp Bahar Eylemleri adıyla anılan sürecin önü açıldı. Netaş 12 Eylül rejiminin dayattığı boğucu ve karanlık havanın dağılmasına giden yolda bir kıvılcım oldu.
Netaş grevini anlatmak sadece dünü anmak değildir. O, en baskıcı ve zorlu koşullarda bile örgütlü mücadelenin ve sınıf dayanışmasının neleri değiştirebileceğinin örneğidir.
Bugün işçi sınıfının içinde bulunduğu örgütsüzlük, düşük ücretler ve sendikal bürokrasi kıskacı, Netaş’ın derslerini daha da hayati kılmaktadır. Eğer bugün işçi ve emekçiler üzerlerindeki ölü toprağını atıp prangalarından kurtulmak istiyorlarsa, bakacakları yerlerden biri Netaş işçisinin yaktığı direniş ateşidir. Tarih bize göstermiştir ki işçi sınıfı kendi hikâyesini hatırlamadığında çarklar hep ezenin lehine döner. Kurtuluş, geçmişin bu dirençli mirasını bugünün mücadelesine taşımaktan geçmektedir.

