Bu haber ABD yönetimini değil, AKP'yi zor durumda bırakır


Başbakan Erdoğan, Wall Street Journal'da Uludere Katliamı öncesinde ABD'den istihbarat alındığını söyleyen habere ilişkin ilk kez konuştu. Erdoğan haberin ABD yönetimini zor duruma düşürme gayreti olduğunu söyledi. Ancak haberin ABD yönetimini nasıl zor duruma düşüreceği anlaşılamadı.
Başbakan Erdoğan bugün ilk kez, Wall Street Journal gazetesinin Uludere istihbaratını ABD ordusuna ait Predator'lerin verdiğini söyleyen haberi üzerine konuştu. Konuyla ilgili Bulgaristan'da açıklamalarda bulunan Erdoğan, "Şu anda Amerika'daki seçimlerde mevcut iktidarı zora düşürme gayretinde olan yayın politikasını, gazete kendisine gaye edinmişse onu bilemem. Ben bu haberi, mevcut hükümeti zora düşürme gayreti olarak görüyorum"dedi.
Erdoğan Genelkurmay'ın dün yaptığı açıklamaya ve hükümetin konuyla ilgili sessizliğine de değinerek, "Kurumlarımın kendi ilgi alanlarıyla ilgili soruları cevaplamalarını doğru buluyorum. Amerika’da uydurma bir haberi kalkıp da Türkiye’de hükümete ya da TSK’ya bir bedel ödetme kastıyla hareket edenler veyahut ABD’deki seçimler nedeniyle mevcut iktidarı zora düşürmek için söz konusu gazete bir gaye güdüyorsa onu bilemem. TSK’nın da açıkladığı gibi biz kendi hava araçlarımızla hareket ederek adım atılmıştır. Konu yargıya intikal etmiştir" diye konuştu.
Nasıl zor duruma düşürecek?
Erdoğan'ın "haber Obama yönetimini zor duruma düşürmek için uydurulmuş" iddiasına karşın haberin Obama yönetimini ne anlamda zor duruma düşüreceği belirsiz...
ABD ordusuna ait İnsansız Hava Araçları'nın (İHA) özellikle Afganistan'da çok sayıda sivilin ölümüne neden olan saldırılarda kullanıldığı, dolayısıyla bu konunun ABD'de bir tartışma başlığı olduğu zaten biliniyor. Yani bu tartışma yeni değil.
Başka bir açıdan bakıldığında ise, nihayetinde Türk jetlerinin gerçekleştirdiği bir saldırıda yine sivillerin katledilmiş olmasının ABD kamuoyu üzerinde herhangi bir etkisinin olması, dolayısıyla seçmenlerin kararını etkilemesi oldukça absürt bir tez.
Diğer yandan Türkiye geçtiğimiz sonbaharda, İsrail ile gerginleşen ilişkiler nedeniyle rotayı Heron'lardan ABD yapımı Predator'lere çevirmiş ve ABD Irak'tan çekilirken bölgedeki Predator'lerin bir kısmını İncirlik üssüne getirmişti. Sonbaharda gerçekleşen Erdoğan-Obama görüşmesinin en somut adımı bu olmuş ve 4 adet Predator İncirlik üssüne yerleştirilmişti. Ancak anlaşma bununla sınırlı kalmamış, Türkiye, talep listesine Irak'ta kullanılanların dışında da Predator alımını veya kiralanmasını eklemişti. Vaşington ise bu talebe, "kongre onayı gerekebilir" yanıtını vermişti.
WSJ'nin haberinde esas olarak Uludere istihbaratının Türkiye'ye ABD tarafından verilmiş olmasına değil, Türkiye'ye Predator verilmesinin olası sonuçlarına işaret edilmesi dikkat çekiyor. Bu da Kongre'den Türkiye'ye Predator satışına onay verilmemesi yönünde bir baskı olarak algılanabilir. Nitekim gazetenin konuyla ilgili bugün yayımladığı haberde de "Türkiye’ye İHA satışı ise bu teknolojinin yayılmasından ve Türkiye’nin ne zaman bir saldırı gerçekleştirileceğine karar verirken uyguladığı standartlardan endişe eden, Kongre’nin önde bazı gelen üyelerinin muhalefetiyle karşı karşıya” denildi.
Esas tartışma AKP'ye verilen desteğin büyüklüğü ile ilgili
ABD'yle yapılan anlaşma sonucunda İncirlik'e getirilen Predatorler, radarla izlenemeyen bir teknolojiye sahip. Dahası, geçtiğimiz Kasım ayında çıkan haberlere göre İncirlik'ten kalkan Predatorlerin Türkiye'den habersiz bir biçimde üçüncü ülkeler üzerinde uçurulmasının önünde de herhangi bir engel yok. Taraf'ın Kasım ayında yaptığı haberde şunlar söyleniyordu:
Amerika'dan gelen dört Predatorun diğer bir özelliği de radara yakalanmaması. İncirlik’ten kalkan bir Predator, Türk Hava Kuvvetlerine ait radarlar tarafından izlenemeyecek. Ayrıca ABD’deki uçuş kontrol istasyonunda herhangi bir Türk personeli olmayacağından, Predatorun kalkıştan itibaren normal rotasında uçup uçmadığı da takip edilemeyecek. Kalkıştan sonra normal rotasını terk edip, başka bölgelere, Türkiye içine, kritik bölgelere ya da Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait hedeflerin görüntülerine yöneldiği sırada bu durum asla fark edilemeyecek. Yani 23 Kasım 2011 tarihinden sonra Çankaya dahil tüm Türkiye ABD tarafından 24 saat canlı izlenebilir hale gelecek. Predatorların gelişmiş modelleri ayrıca havadan yere atılabilen bombalar taşıyabiliyor.
Türkiye'ye Predator satışının onaylanmasının, ABD ordusuna ait Predatorlerin tekelinin kırılması sonucunu doğuracağı söylenebilir. Ancak bu satış gerçekleşse bile ABD'nin kendi İHA'larını Türkiye'den çekmesi ve istihbarat paylaşımının son bulması söz konusu değil. Dolayısıyla Türkiye'nin Predator talebi, ABD himayesinde kendi askeri envanterini geliştirmek dışında bir anlam taşımıyor. Ancak yine de kendi Predator'lerine sahip olan Türkiye'nin bölgedeki askeri ve istihbarati gücü artmış olacak. ABD yönetiminde devam ettiği söylenen tartışma ise bununla ilişkili: Türkiye'ye daha fazla hareket şansı verilmeli mi, verilmemeli mi?
Taraf yazarı Emre Uslu, bugün Cihan Haber Ajansı'na verdiği mülakatta tam olarak bunu söylüyor. Uslu, WSJ makalesinin ABD içinde AKP'nin ve Erdoğan'ın burnunu sürtmek isteyen bir lobi ile AKP ve Erdoğan'a koşulsuz destek diyen bir başka topluluğun tartışmasına müdahale etmek amacıyla yayımlandığını ileri sürüyor ve şöyle devam ediyor:
Bu lobi Erdoğan'ın bana göre maceracı dış politika arayışları nedeniyle özellikle PKK'ya karşı yürütülen terörle mücadelede elinin güçlendirilmesini istemiyor. Bu lobiye karşı çıkan bir başka lobi daha var Washington'da. Bunlar da özellikle Malatya'ya kurulan radar istasyonundan sonra Türkiye'nin elini güçlendirmek ve PKK sorununu kökten çözmek istiyor. Böylece Türkiye'nin gelecek 50 yıl o bölgede ABD'nin önemli müttefiki olarak istikrar adası olacağını düşünüyor. WSJ makalesi işte bu iki lobi arasındaki tartışmanın kamuoyuna yansıması olarak okumak gerekiyor. Bu lobilerden ikincinin kazanacağını düşünüyorum ben.
Buradan ise tek bir sonuç çıkıyor: İster kendi Predator'lerine sahip olsun, isterse olmasın AKP'nin Türkiye'yi soktuğu yol, ABD'nin bölgedeki çıkarlarıyla uyumlu. Tartışma ise AKP'ye bu yolda daha fazla inisiyatif tanıyıp tanımamakla ilişkili.
Bu tartışmada "Erdoğan'ın burnunu birazcık sürtelim" diyenlerin çabaları ise ABD yönetiminden önce AKP'yi zora sokuyor. Nihayetinde ABD'nin dümen suyunda giderek Türkiye'yi bölgesel bir aktör yapacağını iddia eden AKP hükümeti, ABD'deki iktidarın çeşitli kesimlerinin salvolarına da maruz kalıyor. Bu da "hamama girmenin" bedellerinden bir tanesi olmalı...
Bütün bunlar bir yana, sonuçta AKP'nin Türkiye'yi soktuğu bu yolun diyeti Türkiye ve bölge halklarına kesilmiş oluyor. "İstihbarat kimden geldi" sorusundan bağımsız olarak, emperyalist çıkarlar uğruna bir istihbaratçılar cennetine çevrilen Türkiye'de olan tepesine bomba yağdırılan Roboski köylüleri gibi masumlara oluyor.
(soL-Haber Merkezi)
Blogger tarafından desteklenmektedir.