Gazeteciler iddianamesinde sahte deliller çıktı!


Gazetecilerin yargılandığı son KCK iddianamesi gerçek dışı deliller barındırıyor. Konya’ya giden gazetecinin Konya’ya hiç gitmediği, operasyonla gözaltına alındığı belirtilen gazetecinin aslında basın açıklamasıyla gözaltına alındığı ortaya çıktı.
Gazetecilerin yargılandığı son KCK iddianamesinde yer alan delillerin aslında üretildiği gün yüzüne çıkmaya devam ediyor. Konya’nın Kandil kasabasına gittiği iddia edilen tutuklu gazeteci Çağdaş Kaplan’ın aslında hiçbir zaman Konya’ya gitmediği öğrenilirken, diğer gazetecilere yöneltilen suçlamalarda da birçok somut hata ortaya çıktı.
Üretilen deliller iddianamesi
Özgür Gündem, DİHA, BirGün, ETHA çalışanlarına yönelik geçtiğimiz sene yapılan KCK operasyonuyla 36’sı tutuklu 44 kişinin “terör örgütü üyesi” şüphelisi olarak yer aldığı son KCK iddianamesi akılalmaz suçlamalara ve üretilen delillere tanık oldu.
Gazetecilik faaliyetleri yargılanıyorGazetecilerin hazırladıkları haberler ve haber kaynaklarıyla yaptıkları görüşmelerin suç olarak yer aldığı iddianemede, gazetecilerin gazetecilik faaliyetlerinden ötürü suçlandıkları görülüyor. Ayrıca gizli tanık ifadeleri, hazırlanan haberlerle şişirilen iddianamenin içerisinde saç tokası, küpe gibi delillerin yanı sıra gerçekliğe dayanmayan delillerin de yer aldığı ortaya çıktı.
Konya’ya gitmeyen gazeteciyi Konya’da gösterdilerÜretilen deliller arasında tutuklu gazeteci DİHA muhabiri Çağdaş Kaplan’ın Konya’nın Kandil kasabasına gittiğine ilişkin suçlama yer alıyor. İddianamede Kaplan’a yöneltilen suç, şu ifadelerle belirtiliyor: “Kaplan’ın Konya iline bağlı Kandil kasabası tabelası önünde zafer işareti yaparken çektirmiş olduğu fotoğrafın olduğu, fotoğrafta Kandil kasabası ile Kandil dağı arasında keşfettiği isim benzerliğini fotoğrafa aktarmak suretiyle Kandil’le olan bağını bu şekilde ifşa ettiği görülmüş olup, şüphelinin örgütsel bakışını yansıtması açısından söz konusu tespit iddianameye konulmuştur.”
Kandil kasabasında fotoğraf hikayesi gerçek dışı!İddianamede bahsi geçen suçlamanın tamamen yoruma dayalı olduğu görülürken, yorumlanan fotoğrafın da aslında gerçek olmadığı ortaya çıktı. Kaplan’ın Konya’nın Kandil kasabasına gidip tabela altında fotoğraf çektirdiği şeklinde “suç” ile yorumlanan iddianın asılsız olduğu öğrenildi.
Kaplan, fotoğrafı yalanladı: ‘Konya’ya hiç gitmedim’Kandıra F Tipi cezaevinde tutuklu bulunan Kaplan, ailesiyle yaptığı haftalık telefon görüşmesinde, bahsi geçen iddiayla ilgili olarak hayatında hiçbir zaman Konya’ya gitmediğini ve böyle bir fotoğrafın ise hiç olmadığını ifade etti. Soruşturma sürecinde de kendisine gösterilmemiş olan fotoğraf hakkında Kaplan, delil üretilmesinden ötürü gerekirse suç duyurusunda bulunacaklarını iletti.
İddianamede GBT fişlemesiİddianamede mesnetsiz suçlamalar bununla sınırlı kalmıyor. Davadan tutuksuz yargılanan gazeteci Arzu Demir’in de benzeri suçlamalara dâhil edildiği ortaya çıktı. Savcılık makamının sanıkların yer almaması gereken GBT bilgilerini de koyduğu iddianamede, Demir’in 1996’da MLKP operasyonunda gözaltına alındığı şeklindeki iddiaların asılsız olduğu ortaya çıktı. Demir, bahsi geçen tarihte operasyonla değil bir basın açıklamasından gözaltına alınarak serbest bırakılmıştı.
“Suç delili” haber notları…Polis fezlekesini andıran iddianamede Demir’den elde edilen malzemeler olarak bilgisayar ve haber notları yer alıyor. Bilgisayarın çalıştığı ajansa ait olduğunu söylemesine rağmen bilgisayardan çıkan verilerin delil diye konulduğunu belirten Demir, “suç delili” haber notlarının da bir kısmının kendisine ait olmadığını söyledi. Gözaltındayken el yazısı örneği verdiklerini belirten Demir, el yazısı örneği ile haber notlarının karşılaştırılarak gerçeğin ortaya çıkacağını ancak yapılmadığını ifade etti.
Editörlüğünü yaptığı kitap da suç deliliAyrıca iddianamede Kandıra F Tipi’nde müebbet tutuklu olan Sami Özbil’in Demir’e gönderdiği mektup olarak yer alan “suç unsuru” ise aslında Özbil’in öykü kitabı için hazırladığı metindi. Kitabın editörlüğünü üstlendiği için öykü metninin kendisinde olduğunu söyleyen Demir, bahsi geçen kitabın da önümüzdeki aylarda çıkacağını belirtti.
Demir: “Düzmece deliller, eski itirafçılarla cezalandırılma”İddianamenin sadece gazetecilik faaliyetlerini değil demokratik faaliyetlerini de barındırdığını soL'a anlatan Demir, “Düzmece delillerle, gizli tanık diye eski itirafçılarla bu insanları cezalandırıyorlar. Suç diye koydukları haberlerle kurgu yaratılıyor” dedi.
Akıl tutulması suçlamalar devam ediyor
Davanın tutuksuz sanıklarından olan gazeteci Evrim Kepenek’in de “terör örgütü üyeliği” iddiasına konu olan suçlamaları da ne kadar akıl tutulması yaşandığını kanıtlıyor.
Suç delilleri: Cüzdan, küpe, toka, ayakkabı bağcığıDepremin ardından haber yapmak için gittiği Van’da, kaldığı DİHA çadırından gözaltına alınan Kepenek’in el konulan malzemeleri arasında bayan cüzdanı, küpe, öğrenci kimlik kartı, İETT kartı, ayakkabı bağcığı, siyah toka gibi “deliller” bulunuyor.
14 harici disk ile çadırda yakalandı!Kepenek’in gözaltına alınmasıyla kaldığı çadırda da bulunan neredeyse tüm gereçlerin yer aldığı iddianamede, Kepenek’e ait 14 harici disk, beş yasaklı yayına el konulduğu belirtiliyor. Kepenek, bahsi geçen delillerden haberi olmadığını söyledi.
Kepenek: “Komik, tutarsız iddianameler”soL'a konuşan Kepenek, komik, tutarsız iddianamelerden birinin daha hazırlandığını ifade ederek, “Suçladıkları kişilerin isimlerini bile yanlış yazmışlar. Türkiye tarihine komik, tutarsız iddianamelerden biri daha geçecek. Umuyoruz, tutuklu gazeteciler serbest bırakılacak” dedi.
Haber değil, örgütsel doküman!İddianamede yer alan sahte deliller ile gizli tanıkların beyanlarına dayandırılan gerekçelerle, herkesin rahatlıkla ulaşabileceği şekilde yayınlanan haberlerin haber değil “örgütsel doküman” olarak yer almasıyla bir çuval iddianame hazırlandığı görülüyor.
Bahsi geçen akılalmaz iddialarla tutuklu olan gazetecilerin ilk duruşması 10 Eylül’de İstanbul 15. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülecek.
Blogger tarafından desteklenmektedir.