Uludere katliamından yalnızca "bazıları" mı sorumlu?
Uludere Katliamı ile ilgili Wall Street Journal'da yayımlanan "istihbaratı ABD verdi" bilgisinden sonra, katliamın sorumluluğuna dair bir tartışma başlamış durumda. Bazı gazeteler AKP'yi aklamak gibi akıl almaz yollara başvururken, Ahmet Altan ise ABD'yi aklamayı tercih etti.
Şırnak'ın Uludere ilçesinde 29 Aralık 2011 tarihinde TSK'nın 34 köylüyü katletmesinin ardından, katliamla ilgili istihbaratın kimden geldiği, bombalama talimatının kim tarafından verildiği uzun süre kamuoyunu meşgul etmişti.
Çarşamba günü Wall Street Journal gazetesinde yer alan bir haberle birlikte, katliamdan sonra "olağan şüpheli" olarak değerlendirilen ABD'nin Heron görüntülerini Türk Silahlı Kuvvetleri'ne ulaştırdığı iddia edildi. Böylece, köylülerin bombalanmasında ABD'nin parmağı olduğu da ortaya çıkmış oldu.
Ancak böylesine büyük bir katliam söz konusu olduğunda, olayın yalnızca istihbarat veya askeri operasyon ile sınırlı kalmadığı, katliamda rol oynayan bütün kurumların bu işin siyasi sorumluluğuna ortak olduğu biliniyor. WSJ'de çıkan yazının ardından, AKP'yi aklamaktan ABD'nin konuya dahlini azaltmaya kadar medyada bir dizi "operasyonel" faaliyete girişilmesi, bunun yeniden hatırlatılmasını gerekli kılıyor.
AKP ve TSK yalancı da, ABD hakikatlerden mi yana?
Taraf gazetesinden Ahmet Altan, dün yazdığı "Uludere ve yalanlar" başlıklı yazıda, kendisine "yeter artık Uludere’yi yazıp durmayın, bıktık bu konudan" diyen bir AKP'li okurundan yola çıkarak, AKP ve tabanının "vicdanını" sorgulamaya başlıyor. Altan, AKP'nin tabanıyla ilgili tuhaf bir "dindar, öyleyse kategorik olarak vicdanlı" değerlendirmesi yaptıktan sonra "dindarların" bu konuyla ilgilenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Taraf gazetesinden Ahmet Altan, dün yazdığı "Uludere ve yalanlar" başlıklı yazıda, kendisine "yeter artık Uludere’yi yazıp durmayın, bıktık bu konudan" diyen bir AKP'li okurundan yola çıkarak, AKP ve tabanının "vicdanını" sorgulamaya başlıyor. Altan, AKP'nin tabanıyla ilgili tuhaf bir "dindar, öyleyse kategorik olarak vicdanlı" değerlendirmesi yaptıktan sonra "dindarların" bu konuyla ilgilenmesi gerektiğine dikkat çekiyor.
Daha sonra, Wall Street Journal'daki iddialara değinen Altan, ABD'li yetkililerin "görüntülerdeki insanların kim olduğunun tam saptanamadığını, Heron’u daha yakınlaştırıp, daha net görüntüler alınabileceğini" söylemelerine rağmen, Genelkurmay'ın Heron'ları neden uzağa gönderdiğini soruyor.
Ancak Altan'ın "siyasi" mesajı yazının sonuna doğru ortaya çıkıyor. Ahmet Altan'a göre, "Amerikan yönetiminde birilerinin, Türkiye’nin Uludere katliamındaki tavrından hoşnut olmadığını ve gerçekleri kamuoyuna açıklamak istediği" görülüyor. Bu durumda, Altan'ın Amerikan yönetiminin "gerçekleri" kamuoyuna açıklamak için neden aylarca beklediği, katliam sırasında neden suskun kaldığı gibi sorular yöneltmesi gerekiyor. Anlaşılan o ki, katliama doğrudan operasyonel ve siyasi destek veren ABD, Ahmet Altan'ın da bilmediği nedenlerle "biz istihbaratı verdik ama vurun demedik" diye açıklama yapma ihtiyacı duyuyor. Ahmet Altan ise, buradan hareketle ABD'nin katliamdaki rolünü azaltıyor ve sorunu TSK'nın "karanlık gerekçelerine" ve AKP'li "dindar" tabanın "vicdanına" indirgiyor.
Radikal gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Eyüp Can da, WSJ'de çıkan haberle ilgili olarak Amerikalı yetkililerin "beceriksizliğimizi yüzümüze vurduklarını" iddia ediyor. Buna göre, WSJ'de yayımlanan makalenin asıl amacı, "Bak biz teknoloji veriyoruz ama kullanmasını bilmiyorlar" imiş. Daha geçtiğimiz gün NATO Libya'da ve Libya'da sivilleri öldürdüğünü kabul edip, "öldürmemek mümkün değil" derken, Can'ın "teknoloji veren ABD, beceriksiz Türkiye" denklemi, AKP ile ABD'nin siyasi sorumluluklarını da göğüsleyerek bir katliama ortak olduklarının üzerini örtüyor.
Tersinden Ahmet Altan: Türkiye gazetesi!
Açıkça hükümet, MİT, TSK ve ABD arasında cereyan eden ilişkiler sonucu kurgulandığı belli olan Uludere katliamıyla ilgili Wall Street Journal kaynaklı haberden sonra, Ahmet Altan'ınkine benzer bir biçimde, istihbaratın ABD'den gelmesi nedeniyle MİT ve AKP'yi aklayan yayınlar da yapılmaya başlandı.
Açıkça hükümet, MİT, TSK ve ABD arasında cereyan eden ilişkiler sonucu kurgulandığı belli olan Uludere katliamıyla ilgili Wall Street Journal kaynaklı haberden sonra, Ahmet Altan'ınkine benzer bir biçimde, istihbaratın ABD'den gelmesi nedeniyle MİT ve AKP'yi aklayan yayınlar da yapılmaya başlandı.
Bunun en uç örneğini Türkiye gazetesi verdi. AKP, MİT ve Genelkurmay'ın açıkça kamuoyunu yanlış bilgilendirdiği bir katliamın ABD istihbaratı ile gerçekleştirildiğinin açıklanmasına "MİT aklandı" manşetini atabilmek için ya Türkiye'de olan bitenlerden habersiz ya da açıkça AKP yandaşı olmak gerekiyor.
ABD Savunma Bakanlığı'ndan açıklama
Wall Street Journal'da çıkan haberle ilgili ABD cephesinden ilk tepki ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü George Little'dan geldi. WSJ'deki iddiaları yalanlamayan Little, "Bu haberin nereden geldiğini bilmiyorum. İstihbarat konusunda yorum yapmayacağım. Sızdırmalar olur mu? Ne yazık ki olur. Terör örgütü PKK ile mücadele kritik önem taşıyor. Hem PKK ile mücadele çabalarında hem de diğer zorluklarda Türkiye ile çalışmaya devam edeceğiz." dedi.
Wall Street Journal'da çıkan haberle ilgili ABD cephesinden ilk tepki ABD Savunma Bakanlığı sözcüsü George Little'dan geldi. WSJ'deki iddiaları yalanlamayan Little, "Bu haberin nereden geldiğini bilmiyorum. İstihbarat konusunda yorum yapmayacağım. Sızdırmalar olur mu? Ne yazık ki olur. Terör örgütü PKK ile mücadele kritik önem taşıyor. Hem PKK ile mücadele çabalarında hem de diğer zorluklarda Türkiye ile çalışmaya devam edeceğiz." dedi.
Little şöyle devam etti:
"Geniş yelpazede, bir dizi ulusal güvenlik konusunda Türkiye ile çalışıyoruz. Türkiye, tabii ki önemli bir NATO ortağı. Savunma Bakanı Leon Panetta'nın geçen yılki son Türkiye ziyaretinde belirttiği gibi terör örgütü PKK ile mücadele kritik önem taşıyor. Hem PKK ile mücadele çabalarında hem de diğer zorluklarda Türkiye ile çalışmaya devam edeceğiz."
(soL - Haber Merkezi)