Uçak krizinin ardından ne değişti?


Başbakan Erdoğan uçak krizinin ardından "Suriye artık düşman ülke" dese de, hükümetin Suriye'ye karşı düşmanca tutumunun bu krizle başlamadığı biliniyor. Erdoğan'ın sözleri, köklü bir politika değişikliğine gidilmesinden çok uzun süredir atılmak istenen adımlar için krizin bir bahane olarak kullanılacağını gösteriyor.
Uçak krizinin ardından Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Suriye konusundaki tavrı "Suriye artık düşman ülke" şeklinde kamuoyuna yansıtılırken, hükümetin bu olaydan önce Suriye'ye dost gözüyle bakmadığı biliniyor. Erdoğan'ın dün yaptığı açıklama, krizin hükümetin uzun süredir atılmak istenen adımlar için krizi bir bahane olarak olarak kullanılacağına dair ipuçları verdi. Bu adımlar ise hükümetin yaşadığı tıkanıklıklara işaret ediyor.
AKP tampon bölge için fırsat yakaladığını düşünüyor
Erdoğan'ın dünkü konuşmasında "angajman kurallarının değişeceğini" ve bunun sonucunda sınıra yaklaşan Suriye askeri hedeflerinin tehdit olarak görüleceğini açıklaması, hükümetin uzun süredir dile getirdiği Suriye içinde "tampon bölge" uygulamasını fiili olarak hayata geçirmeye dönük bir açıklama olarak değerlendirildi. Hükümetin krizi bunun için bir fırsat olarak değerlendirdiği göze çarparken, Radikal gazetesindeki bugünkü yazısında konuya değinen Fehim Taştekin Suriye ordusunda hızlı bir dağılma meydana gelmediğini ve bunun güvenli bölgelerin yokluğuna bağlandığına işaret etti. Taştekin şu ifadeleri kullandı:
"Erdoğan "Suriye'den Türkiye sınırına güvenlik riski ve tehlikesi oluşturacak her askeri unsur bir tehdit olarak değerlendirilecek ve askeri hedef olarak muamele görecektir" diyerek angajman kurallarını değiştirirken misillemenin çok ötesine giden bir hedef de koymuş oldu. Bu hedef Suriye rejiminin devrilmesi. Bunun için silahlı muhaliflere güvenli sığınak olacak tampon bölge fikrinin sihirli bir formül oldarak görüldüğü sır değil. Muhalifler bunu öteden beri istiyor. Hükümet de bir ara bu seçeneğin üzerinde çalışıldığını söyleyip durdu."
Türkiye'nin bugünden yarına bir tampon bölge oluşturamayacağını söyleyen Taştekin, bunun zamana yayılan bir süreç olabileceğini ifade etti. Bununla birlikte uluslararası hukuğa veya ABD'nin açık onayına dayanmadan Türkiye'nin tek taraflı olarak bunu hayata geçirmesi hükümetin göze alamayacağı kadar büyük riskler barındırıyor. Erdoğan'ın konuşmasında belirtildiği gibi sınıra yaklaşan Suriye askeri hedeflerine müdahalede bulunulması durumunda ortaya çıkacak çatışmanın bir savaşa dönüşme riski ihmal edilebilir düzeylerde değil. Hükümetinin tek başına Suriye ile savaşa girmesi ise iç politikadaki ve uluslararası alandaki koşullar nedeniyle bir intihar anlamı taşıyabilecek bir adım niteliğinde.
Artık muhaliflere açıktan askeri destek verilecek
Erdoğan'ın dünkü açıklamasında "Suriye eli kanlı diktatör ve çetesinden kurtuluncaya kadar Türkiye gereken her türlü desteği verecektir" sözlerini kullanması da uzun zamandır silahlı muhalif grupları destekleyen hükümetin bundan sonra bunu açıktan yapacağı ve askeri ve siyasi desteği daha ileri düzeylere taşıyacağı şeklinde yorumlandı.
Geçtiğimiz günlerde basına yansıyan bilgiler, Hatay'da yalnızca mülteci kampları değil, askeri eğitim kampları da bulunduğunu ortaya çıkarmış ve kamplarda Suriyeli muhaliflere Türkiye ve ABD tarafından silah temin edildiği ve eğitim verildiği bildirilmişti. Suriye'de ateşkes sağlanması için BM tarafından uygulanmaya çalışılan Annan Planı'nı kağıt üzerinde kabul eden AKP hükümeti, bu nedenle bu planı sabote etmeye dönük saldırılar düzenleyen muhaliflere silah ve askeri eğitim verdiğini resmi olarak kabul etmiyordu.
Son yaşanan krizin ardından hükümetin muhaliflere dönük açıktan askeri destek verecek olması, Annan Planı karşısındaki resmi tavrında da bir değişikliğe neden olabilir. Suriye'deki BM gözlemcilerinin görevlerine devam etmeyeceği yönündeki açıklamalar bu konuda Türkiye'nin elini güçlendirse de, henüz BM Güvenlik Konseyinde ABD ve Rusya'nın kabul ettiği bir uzlaşmaya varılmadan Türkiye'nin yine tek taraflı olarak Annan Planı'nı geçersiz ilan ederek hareket etmesi olası görünmüyor.
(soL - Dış Haberler)
Blogger tarafından desteklenmektedir.