Lübnan Hizbullahı ilk kez bu kadar net konuştu


Dün Şam’da üç üst düzey yetkilinin öldürüldüğü intihar saldırısı sonrasında konuşan Hizbullah lideri Hasan Nasrallah sert sözler sarf etti. Nasrallah, Suriye’nin Lübnan’ın İsrail’e karşı direnişinin en büyük destekçisi olduğunu söyledi.
Hizbullah lideri Hasan Nasrallah, dün Suriye’nin başkenti Şam’da Milli Güvenlik Kurulu toplantısı esnasında ulusal güvenlik binasına yapılan bombalı saldırı sonucunda Savunma Bakanı, Savunma Bakan Yardımcısı ve Genelkurmay Başkan Yardımcısı’nın öldürülmesi ile ilgili konuştu. Hizbullah lideri ilk kez Suriye’de yaşananlar hakkında bu kadar sert konuştu.
İsrail ve ABD’yi suçladı
Nasrallah dün yaptığı açıklamada Suriye’de yaşananlardan ötürü ABD ve İsrail’i suçlayarak, ABD ve İsrail’in ülkedeki meşru değişim taleplerini Suriye’nin yıkımı ve Ortadoğu’da İsrail’e karşı direncin çökertilmesi için kullanmakla suçladı. Dün yapılan intihar saldırısında hayatını yitirenlerin ailelerine başsağlığı dileyen Nasrallah, Suriye’yi parçalamaya dönük girişimlerin çok tehlikeli bir iç savaşın fitilini ateşleyeceğini söyledi. Hizbullah lideri, “(Batı ve İsrail) Suriye halkının meşru taleplerinden istifade ederek ülkeyi bir savaşa sürükledi ve müzakereleri yasakladı” diye konuştu.
ABD’nin amacının Suriye’yi Irak’ta yaptığı gibi parçalamak ve yok etmek olduğunu söyleyen Hasan Nasrallah, dokuz yıllık ABD işgalinin ardından Irak’ta devam eden kaosa işaret etti.
Suriye yönetimi İsrail’e karşı mücadeleyi destekliyor
İsrail’in 2006 yılında başlattığı ve yenildiği Güney Lübnan saldırısının yıl dönümünde konuşan Nasrallah, Hizbullah’ın kazandığı zaferin Batı’da ve İsrail’de Suriye’nin gücüyle ilgili endişeleri artırdığını ileri sürdü. Hasan Nasrallah sözlerini “Amerikalılara bağlı olmayan tek bir ordu kaldı. O da Suriye ordusu. Temmuz (2006) savaşından bu yana bu orduyu yıkmak için uğraşıyorlar” diye sürdürdü.
Hizbullah lideri İsrail’e karşı verilen savaşta kullanılan “en önemli” silahların Suriye tarafından temin edildiğini de kaydetti. Nasrallah, “Suriye direnişin askeri düzeyde de gerçek bir destekçisi. İşgal altındaki Filistin’deki füzelerin en etkilileri Suriye’de imal edilmiştir” diye konuştu.
ABD ve İsrail kanlı saldırıyı fırsat bildi
Diğer yandan ABD ve İsrail, dün gerçekleştirilen saldırının ardından “Esad’ın artık Suriye’nin geleceğinin parçası olamayacağının görüldüğü” yönünde açıklamalar yaptılar. Beyaz Saray sözcüsü Jay Carney, yaptığı açıklamada “Esad tarihsel olarak barutunu tüketti. O, Suriye’nin geleceğinin bir parçası olmayacak” diye konuştu.
Açıklamasında Rusya’ya da yüklenen Carney, Esad’ın iktidardan çekilmesi halinde şiddetin artacağı yönündeki Rus tezinin yanlış olduğunu ileri sürerek, asıl Esad yönetimde kalmaya devam ettiği takdirde şiddetin büyüyeceğini söyledi.
ABD Savunma Bakanı Leon Panetta ise dünkü saldırının ardından yaptığı açıklamada Suriye krizinin “hızla kontrolden çıktığını” ileri sürdü.
Dün The New York Times gazetesinde yer alan bir haberde İsrailli ve ABD’li yetkililerin, Baas yönetiminin sahip olduğunu iddia ettikleri kimyasal silahları kullanmasından endişe ettikleri yönündeki spekülasyonlara bir kez daha yer verildi. Esad yönetiminin ülkedeki olaylar daha da büyüdüğü takdirde kimyasal silahlara başvurabileceğinin iddia edildiği haberde, silahların El Kaide bağlantılı grupların eline geçmesinin de bir olasılık olduğu söylendi.
Daha önce de ABD Genelkurmay Başkanı Martin Dempsey, kimyasal silahların Suriye hükümetinin kontrol ettiği tesislerden dışarı çıkmasının an meselesi olduğunu ileri sürerek, “Çok büyük stoklardan söz ediyoruz. En büyük endişe kaynağı bu, çünkü bu silahlara daha sonra kimin sahip olacağını bilemiyoruz” diyordu. Eshel, kimyasal silahların Hizbullah’ın eline geçebileceğini iddia ediyor ve İsrail’in bu durumdan kaygılı olduğunu sözlerine ekliyordu. Bu yöndeki iddialar üzerine bir Özgür Suriye Ordusu yöneticisi, İsrail’de yayımlanan Ha’aretz gazetesine verdiği demeçte kimyasal silah depolarını ele geçirmek konusunda planları bulunduğunu söylüyordu. Özgür Suriye Ordusu yöneticisi demecinde özet olarak, İsrail ve ABD başta olmak üzere, emperyalist güçlere “kimyasal silahlar konusunda içiniz rahat etsin istiyorsanız, bize daha çok silah ve kaynak verin” mesajı veriyordu.
Dünkü saldırının ardından basına konuşan ABD’nin eski İsrail Büyükelçisi ve Brookings Enstitüsü uzmanı Martin Indyk, bir kez daha kimyasal silahlar konusunu gündeme getirerek, Esad yönetiminin bu silahlara başvurması halinde Rusya’nın politikasının da değişeceğini söyledi. Bu açıklamalar, ülkede daha kanlı provokasyonların gerçekleşebileceği yönündeki endişeleri güçlendirdi.
(soL - Dış Haberler)
Blogger tarafından desteklenmektedir.