Samsun'da da gerici-şoven yalanlarını tekrarladı
Erdoğan kontra-mitinglerde dini söylemleri kullandığı kışkırtıcı
üslubunu tırmandırıyor. “Camiye, başörtülülere, bayrağa saldırdılar”
yalanından vazgeçmiyor. Alanlara çıkan milyonlara hakaret etmeyi ve
polis şiddetini savunmayı sürdürüyor
Tayyip Erdoğan, Gezi Direnişi’ne karşı “Milli iradeye saygı” adı altında düzenlenen kontra-mitingler dizisinin bugünkü (22 Haziran) durağı Samsun’da konuştu. Yine yalana başvurarak toplumun bir kesimini diğer kesimlerine karşı kışkırtan iç savaş söylemini sürdürdü.
Gezi Parkı direnişçilerine “vandal” diyen Erdoğan şöyle konuştu: “Karadeniz vandallara söyleyeceğini çoktan söyledi. Ne diyor bizim uşaklar: Devirdik biraları, yaktık arabaları, cam çerçeve indirip kandırdık insanları, ağaç mağaç diyerek kandırdık biz onları.”
Erdoğan meydanın olayları abarttığını iddia ederek kontra-mitingleri övdü. Sosyal medyayı da topa tutan Erdoğan’ın iyiden iyiye dini söyleme sarıldığı görüldü:
Dinci söylem katkılı kışkırtma dorukta
“Ben Ankara mitingimizde ‘Biz sabırla direniriz, itidalle direniriz, ellerimizi semaya açıp duamızla direniriz’ dedim. Onlar milyonlarca tweet atsınlar, bizim tek bir besmelemiz oyunları bozar. Onlar yıksınlar, bizim tek bir la havlemiz bütün tuzağı bozar.”
Erdoğan camide içki içildiği, Gezi direnişçilerinin başörtülülere saldırdığı yalanlarını Samsun’da da yineledi.
“Camiye, başörtülülere saldırdılar” yalanına devam
“Onlar camiye ayakkabıyla girsinler, camilerimizde içki içsinler, başörtülü kızlarımıza el uzatmaya kalksınlar, bu milletin bir duası onların bütün hesaplarını alt üst eder.”
Erdoğan direnişçilerin ağaç devirdiğini iddia ederek, polis şiddetinden şikayet edenleri, aydın ve sanatçıları topa tuttu:
“Olaylar başladığında içerdeki bazı medya, sanatçılar sözüm ona, yazarlar sözüm ona, bazı sözüm ona aydınlar, hatta bazı ülkelerin liderleri ‘ağaç, Gezi Parkı, polis şiddeti, demokrasi, hukuk, özgürlük’ dediler. Yakılan polis otolarından bahsetmediler, yakılan araçlardan bahsetmediler, kamu kurumlarına yapılan saldırılardan bahsetmediler. Utanmadan hala bunları kalkıyorlar Gezi Parkı’na sahip olmaktan bahsediyorlar. Bunların derdi ağaç mıydı? Derdi ağaç olan ağaçları devirir miydi?”
“CHP çöplüktür”
Erdoğan her mitingde olduğu gibi CHP’ye de ağır sözlerle yüklendi:
“Bu CHP zihniyeti çöptür, kirliliktir, susuzluktur, hava kirliliğidir, bereketsizdir. Onlar iktidarken bu ülkede yağ, ekmek kuyrukları vardı. Şu anki genç kardeşlerim Ak Parti iktidarında tokluğu gördüler. Yokluğu bilmiyorlar. O yüzden ayırt edemiyorlar.”
Sıkça başörtülü kadınları diline dolayan Erdoğan, “Özgürlük Ak Parti iktidarında başladı” iddiasında bulundu ve kutuplaştırıcı, tahrikçi dili sürdürdü:
“Başörtülü” istismarı dorukta
“Bu ülkede giyimine karışılan varsa başörtülü kardeşlerimdir. Şimdi özgürlük diyorlar. Türkiye’de hiçbir dönemde olmadığı kadar özgürlük var. Kimin giydiğine, içtiğine, nerede gezdiğine tozduğuna karışıyor? Herkes istediği gibi giyiniyor. Bu ülkede giyimine karışılan varsa benim başörtülü kardeşlerimdir. Şu olayda bile başörtülü kızlarımız taciz edildi.”
Erdoğan polis saldırıları nedeniyle 4 ölü, 11 göz kaybı, 100’ün üzerinde kafa travması, 60’ı ağır 8 bine yakın yaralı olmasına karşın yine polisi savundu:
“Yakıp yıkanları afacan çocuk gibi gösterdiler. Ama polisin sabrını, milletin vakarını hiç ama hiç göstermediler. Olayın başından itibaren sürekli yalan söylediler, manipülasyon yaptılar, hukuku ayaklar altına aldılar.”
Erdoğan saldırılara çanak tutuyor
Bikinili eylemciyi de diline dolayan Erdoğan, örtülü bir tahrikte de bulundu:
“Şimdi Taksim’e bakıyorsunuz. Bikinili çılgınlar çıkarıyorlar. Bu toplum bu mu ya. Sipariş bikiniliyi Taksim meydanına çıkarıyorlar. Tahrik etmek için, bu toplumun sabrını taşırmak için bunu yapıyorlar.”
Bayrak yaktılar yalanı ve ırkçı kışkırtma
Erdoğan Taksim’deki Türk-Kürt, Alevi-Sünni kardeşlik ruhundan ve halkın iktidara karşı en geniş birliğinden duyduğu rahatsızlığı da gizleyemedi ve “Türk bayrağı yaktılar” yalanının sürdürdü. Ayrıca hükümetin spekülatif sermayeye bağımlı ekonomi politikasının iflasını da eylemlere bağlamaya çalıştı:
“Mustafa Kemal’in askerleriyiz diye yola çıktılar faiz lobisinin neferi oldular. Ulusalcıyız diye yola çıktılar, Türk bayrağının yakılmasına seyirci kaldılar.”
Erdoğan AKM’nin üzerine asılan Deniz Gezmiş posteri ile ilgili olarak “teröristlerin posteri” ifadesini de kullandı: “AKM’nin üzerinde teröristlerin posterleri var, illegal örgütlerin paçavraları var, bizi hakaret içeren pankartlar var, ulusalcıyız diyenler, CHP’liyiz diyenler ne oluyor diyemiyorlar.”
“3 gün yurtdışındaydım. Bunu görünce tahammül mümkün değildi. 24 saat indirin dedim. Polisimiz indirdi. Şafak operasyonu dediler. Bir de anıt var. Terör örgütünün posteri, yanında Mustafa Kemal’in resmi, yanında Türk bayrağı var. Neredesiniz ulusalcılar? Polisimiz onları da temizledi.”
Meğer polise zulmedilmiş
“Polisimiz görevini yaptı. Polisimize bu süreçte çok zulmettiler. Hataları da olabilir. Bakanlığımız bu konuda çalışma yapıyor. Ama polisimize bu kadar vurmak, dünyaya böyle göstermek ihanettir. Sen de yarın dara düştüğünde müracaat edeceğin yer polistir, gel beni koru diye. Polisimiz olmadan mı bir devleti yöneteceğiz?”
Mezhepçi kışkırtamaya devam
Erdoğan Reyhanlı üzerinden mezhepçi göndermelerini sürdürdü. Daha önce Reyhanlı’da “53 Sünni kardeşimiz sehit edildi” diyen Erdoğan, gelen tepkiler üzerine Sünni ifadesini kullanmasa da malum mesajını Kılıçdaroğlu üzerinden vermeyi tercih etti; Reyhanlı’da AKP’ye yönelen tepkileri gerçekleri çarpıtarak CHP’ye yöneltmeye çalıştı: “Reyhanlı’da 53 kardeşimiz şehit oldu. Bu tezgahtan CHP çıktı, CHP’li vekiller çıktı. Bu genel müdürün hiç sesini soluğunu duydunuz mu? Dünya 53 şehitle ilgili açıklama yaptı mı? Hayır.”
“Güçlü iktidar” “duran adam”dan rahatsız
İktidarın yaşadığı sarsıntıyı gizlemek için özel bir çaba içinde olduğu anlaşılan Erdoğan “güçlü iktidar” algısını korumaya yönelik sözler sarf etti ve “duran adam”a çattı:
“Bu süreçten güçlenerek çıktık. Şimdi her zamankinden daha güçlüyüz. Öz daha güçlü, kabuk daha güçlü. Bazıları duran adamlar üretmişler. Hepiniz durun. Biz ise durmak yok yola devam diyoruz. Onlar da durmaya devam etsinler. 2023 hedeflerine doğru biz emin adımlarla koşuyoruz.”
Tayyip Erdoğan, Gezi Direnişi’ne karşı “Milli iradeye saygı” adı altında düzenlenen kontra-mitingler dizisinin bugünkü (22 Haziran) durağı Samsun’da konuştu. Yine yalana başvurarak toplumun bir kesimini diğer kesimlerine karşı kışkırtan iç savaş söylemini sürdürdü.
Gezi Parkı direnişçilerine “vandal” diyen Erdoğan şöyle konuştu: “Karadeniz vandallara söyleyeceğini çoktan söyledi. Ne diyor bizim uşaklar: Devirdik biraları, yaktık arabaları, cam çerçeve indirip kandırdık insanları, ağaç mağaç diyerek kandırdık biz onları.”
Erdoğan meydanın olayları abarttığını iddia ederek kontra-mitingleri övdü. Sosyal medyayı da topa tutan Erdoğan’ın iyiden iyiye dini söyleme sarıldığı görüldü:
Dinci söylem katkılı kışkırtma dorukta
“Ben Ankara mitingimizde ‘Biz sabırla direniriz, itidalle direniriz, ellerimizi semaya açıp duamızla direniriz’ dedim. Onlar milyonlarca tweet atsınlar, bizim tek bir besmelemiz oyunları bozar. Onlar yıksınlar, bizim tek bir la havlemiz bütün tuzağı bozar.”
Erdoğan camide içki içildiği, Gezi direnişçilerinin başörtülülere saldırdığı yalanlarını Samsun’da da yineledi.
“Camiye, başörtülülere saldırdılar” yalanına devam
“Onlar camiye ayakkabıyla girsinler, camilerimizde içki içsinler, başörtülü kızlarımıza el uzatmaya kalksınlar, bu milletin bir duası onların bütün hesaplarını alt üst eder.”
Erdoğan direnişçilerin ağaç devirdiğini iddia ederek, polis şiddetinden şikayet edenleri, aydın ve sanatçıları topa tuttu:
“Olaylar başladığında içerdeki bazı medya, sanatçılar sözüm ona, yazarlar sözüm ona, bazı sözüm ona aydınlar, hatta bazı ülkelerin liderleri ‘ağaç, Gezi Parkı, polis şiddeti, demokrasi, hukuk, özgürlük’ dediler. Yakılan polis otolarından bahsetmediler, yakılan araçlardan bahsetmediler, kamu kurumlarına yapılan saldırılardan bahsetmediler. Utanmadan hala bunları kalkıyorlar Gezi Parkı’na sahip olmaktan bahsediyorlar. Bunların derdi ağaç mıydı? Derdi ağaç olan ağaçları devirir miydi?”
“CHP çöplüktür”
Erdoğan her mitingde olduğu gibi CHP’ye de ağır sözlerle yüklendi:
“Bu CHP zihniyeti çöptür, kirliliktir, susuzluktur, hava kirliliğidir, bereketsizdir. Onlar iktidarken bu ülkede yağ, ekmek kuyrukları vardı. Şu anki genç kardeşlerim Ak Parti iktidarında tokluğu gördüler. Yokluğu bilmiyorlar. O yüzden ayırt edemiyorlar.”
Sıkça başörtülü kadınları diline dolayan Erdoğan, “Özgürlük Ak Parti iktidarında başladı” iddiasında bulundu ve kutuplaştırıcı, tahrikçi dili sürdürdü:
“Başörtülü” istismarı dorukta
“Bu ülkede giyimine karışılan varsa başörtülü kardeşlerimdir. Şimdi özgürlük diyorlar. Türkiye’de hiçbir dönemde olmadığı kadar özgürlük var. Kimin giydiğine, içtiğine, nerede gezdiğine tozduğuna karışıyor? Herkes istediği gibi giyiniyor. Bu ülkede giyimine karışılan varsa benim başörtülü kardeşlerimdir. Şu olayda bile başörtülü kızlarımız taciz edildi.”
Erdoğan polis saldırıları nedeniyle 4 ölü, 11 göz kaybı, 100’ün üzerinde kafa travması, 60’ı ağır 8 bine yakın yaralı olmasına karşın yine polisi savundu:
“Yakıp yıkanları afacan çocuk gibi gösterdiler. Ama polisin sabrını, milletin vakarını hiç ama hiç göstermediler. Olayın başından itibaren sürekli yalan söylediler, manipülasyon yaptılar, hukuku ayaklar altına aldılar.”
Erdoğan saldırılara çanak tutuyor
Bikinili eylemciyi de diline dolayan Erdoğan, örtülü bir tahrikte de bulundu:
“Şimdi Taksim’e bakıyorsunuz. Bikinili çılgınlar çıkarıyorlar. Bu toplum bu mu ya. Sipariş bikiniliyi Taksim meydanına çıkarıyorlar. Tahrik etmek için, bu toplumun sabrını taşırmak için bunu yapıyorlar.”
Bayrak yaktılar yalanı ve ırkçı kışkırtma
Erdoğan Taksim’deki Türk-Kürt, Alevi-Sünni kardeşlik ruhundan ve halkın iktidara karşı en geniş birliğinden duyduğu rahatsızlığı da gizleyemedi ve “Türk bayrağı yaktılar” yalanının sürdürdü. Ayrıca hükümetin spekülatif sermayeye bağımlı ekonomi politikasının iflasını da eylemlere bağlamaya çalıştı:
“Mustafa Kemal’in askerleriyiz diye yola çıktılar faiz lobisinin neferi oldular. Ulusalcıyız diye yola çıktılar, Türk bayrağının yakılmasına seyirci kaldılar.”
Erdoğan AKM’nin üzerine asılan Deniz Gezmiş posteri ile ilgili olarak “teröristlerin posteri” ifadesini de kullandı: “AKM’nin üzerinde teröristlerin posterleri var, illegal örgütlerin paçavraları var, bizi hakaret içeren pankartlar var, ulusalcıyız diyenler, CHP’liyiz diyenler ne oluyor diyemiyorlar.”
“3 gün yurtdışındaydım. Bunu görünce tahammül mümkün değildi. 24 saat indirin dedim. Polisimiz indirdi. Şafak operasyonu dediler. Bir de anıt var. Terör örgütünün posteri, yanında Mustafa Kemal’in resmi, yanında Türk bayrağı var. Neredesiniz ulusalcılar? Polisimiz onları da temizledi.”
Meğer polise zulmedilmiş
“Polisimiz görevini yaptı. Polisimize bu süreçte çok zulmettiler. Hataları da olabilir. Bakanlığımız bu konuda çalışma yapıyor. Ama polisimize bu kadar vurmak, dünyaya böyle göstermek ihanettir. Sen de yarın dara düştüğünde müracaat edeceğin yer polistir, gel beni koru diye. Polisimiz olmadan mı bir devleti yöneteceğiz?”
Mezhepçi kışkırtamaya devam
Erdoğan Reyhanlı üzerinden mezhepçi göndermelerini sürdürdü. Daha önce Reyhanlı’da “53 Sünni kardeşimiz sehit edildi” diyen Erdoğan, gelen tepkiler üzerine Sünni ifadesini kullanmasa da malum mesajını Kılıçdaroğlu üzerinden vermeyi tercih etti; Reyhanlı’da AKP’ye yönelen tepkileri gerçekleri çarpıtarak CHP’ye yöneltmeye çalıştı: “Reyhanlı’da 53 kardeşimiz şehit oldu. Bu tezgahtan CHP çıktı, CHP’li vekiller çıktı. Bu genel müdürün hiç sesini soluğunu duydunuz mu? Dünya 53 şehitle ilgili açıklama yaptı mı? Hayır.”
“Güçlü iktidar” “duran adam”dan rahatsız
İktidarın yaşadığı sarsıntıyı gizlemek için özel bir çaba içinde olduğu anlaşılan Erdoğan “güçlü iktidar” algısını korumaya yönelik sözler sarf etti ve “duran adam”a çattı:
“Bu süreçten güçlenerek çıktık. Şimdi her zamankinden daha güçlüyüz. Öz daha güçlü, kabuk daha güçlü. Bazıları duran adamlar üretmişler. Hepiniz durun. Biz ise durmak yok yola devam diyoruz. Onlar da durmaya devam etsinler. 2023 hedeflerine doğru biz emin adımlarla koşuyoruz.”
