Ağlayarak istifa eden Edip Uğur: O açıklamayı yapmasaydım sırada 4-5 büyükşehir belediye başkanı daha vardı
Tüm Türkiye, haftalarca istifa etmesi istenen belediye
başkanlarını konuştu. Ondan önce istifa eden başkanlardan sadece Melih Gökçek
hariç diğerleri kelimenin tam anlamıyla sessizce koltuklarını bıraktılar. Melih
Gökçek ise yaptıklarını anlatarak ve sadakatini belirterek çekilmeyi tercih
etti. Bir tek o tüm bunlara aykırı bir tutum sergiledi. Yaptığı istifa
açıklamasıyla kendi deyimiyle sadece Türkiye değil, dünya gündemine oturdu. Pek
çok insan onun yaptığı istifa konuşmasını tartıştı. Kimileri bunu “üst akıl
yazdı” dedi, kimi de ona hak vererek destekledi. O kişi eski Balıkesir
Büyükşehir Belediye Başkanı Edip Uğur’du. İşte o Edip Uğur, sessizliğini
Bandırma Gazete’ye bozdu. Bandırma Gazete’nin imtiyaz sahibi Necdet Mancılık’a
önemli açıklamalar yapan eski başkan, bu millette karşılığı olduğu için
birilerinin ondan korktuğunu söyledi. İşte o açıklamaların ayrıntıları…
BALIKESİR’İN TAMAMINI KUCAKLADIM
Röportaj için gittiğimizde eski başkan Edip Uğur,
projelerinden biri olan Balıkesir merkezdeki AVLU alışveriş merkezindeki
ofisine henüz gelmemişti. Ofisinde çalışan tek personel bizi karşıladı.
Çaylarımız yeni gelmişti ki Edip Uğur, kapıdan göründü. Neşesi yerinde olan
Uğur’la ofisine geçtik. Ofisinden daha çok önündeki teras dikkatimizi çekti.
Ofisi gibi oldukça büyük olan teras Avlu Alışveriş Merkezi’nin manzarasına
tamamıyla hâkimdi. Hoş sohbetten sonra sorularımızı yöneltmeden önce sözü ilk
ona bıraktık. Çekmecesinden birçok kitapçık çıkardı. Sonradan anladık ki
başkanlığı döneminde Balıkesir’in her ilçesine yaptığı hizmetlerin yer aldığı
kitapçıklardı bunlar. Biz Bandırma’dan geldiğimiz için de arasından bizimle
ilgili kitabı bularak anlatmaya başladı.
“Biz geldiğimizde Balıkesir yeni Büyükşehir olmuştu. Bir
taraftan Büyükşehir Belediyesini kurarken, diğer taraftan da hizmetlerimize
başladık. Benim zamanımda Bandırmaya 260 milyon liranın üzerinde yatırım
yapıldı. Bandırmanın ihtiyacı var diye üç buçuk milyon liraya Almanya’dan itfaiye
aracı getirttik. Yalnız BASKİ, 170 milyon liralık yatırım yaptı. Bakın,
Büyükşehir Belediyesinin Bandırmadaki eleman sayısı 506 kişi. Başkan
seçildikten sonra herkesin belediye başkanı olarak yola çıktım. ‘Burası AK
Parti, burası başka parti’ diye ayırım yapmadım. Balıkesir’in tamamını
kucakladım. Başkanlığım döneminde hangi ilçeye ne kadar yatırım yapıldığına
bakarsanız, hiç ayırım yapmadan bütün ilçelere yatırım yaptığımızı görürsünüz.
Balıkesir Büyükşehir Belediyesine eleman alırken de bunu yapmadık. İnsanların
fikrine, zikrine bakmadık. Çünkü bize liyakat sahibi dürüst adam lazımdı. Bizde
CHP’li adam da vardı. Bir taraftan iş yaparken, bir taraftan da bizi
çekemeyenlerle uğraştık. Bakın, Erdek- Marmara arası çalışan gemiye laf
ettiler. Peki, buyursunlar şimdi iptal etsinler. Vatandaş ayağa kalkar. Neden?
Çünkü her şey kooperatifin eline kalır. Fiyat iki katına çıkar. Kalite düşer.
İstediği zaman kalkar, istediği zaman kalkmaz. Şimdi öyle mi? Ayrıca bizim gemi
zarar da etmiyor. Adalarda yaşayan arkadaşlarımız anlatıyor. Burada partili ya
da partisiz halk sizi konuşuyor diye. Neden? Çünkü biz icraat yaptık. Kısa bir
zaman içinde insanların sorunlarını çözdük, ihtiyaçlarını giderdik. Ya,
yağmurda Avşa Adası’nı su basıyordu. Adayı su basar mı? Basıyordu. Şimdi gidin
bakın ne durumda. İnsanlarımız bunları görüyor ve memnunlar.”
Konuşmasında bu kadar zamanda bunları yapabilmesinin
nedenini de şöyle açıkladı, Edip Uğur:
“Ben sanayiciyim. Benim hayatım yatırım yapmakla, risk
almakla, krizlerle boğuşmakla, para bulmakla geçti. Belediyecilikte sanayicilik
gibi onun için bu işleri yaparken acele ettik. Sadece para bulduğunuz zaman
değil borç harç da olsa bu yatırımları yapacaksınız. Çünkü bu insanların
hizmete ihtiyacı var. Biz neden başkan olduk? Bunları yapmak için. Bunları
yaparsanız insanlara dokunmuş olursunuz ve onları mutlu edersiniz. Çünkü bunlar
kalıcıdır, vaatlerse gelgeçtir. Bakın, İstanbul’a, Bursa’ya hepsinin dünya
kadar borcu vardır. Çünkü ülkemizde yerel yönetimlerin yeterli bütçesi de
yetkisi de yok. Merkezi yönetim buna imkân vermiyor. Her şey benim kontrolümde
olsun diyor. Öyle olunca da paralar merkezden dağıtılıyor. Bakın, yol yapılsın
diye hâlâ yatırım izlemeye para gönderiliyor. Hani Büyükşehir yapıyordu
yolları. Böyle şey olur mu? Buna rağmen biz hizmet konusunda ayağımızı gazdan
çekmeden tam gaz yolumuza devam ettik. Çünkü bugün Balıkesir Yavuz Sultan Selim
Köprüsü, Osmangazi Tüneli, Çanakkale Boğaz Köprüsü ile çok önemli bir konuma
geldi. Kaybedecek zaman yok. Bakın, yeni yaptırdığımız havaalanı bitiyor.
Türkiye’de üç tane havaalanı olan kaç tane il var?”
Bandırma ve Güney Marmara’nın Türkiye için çok önemli
olduğunu vurgulayan Uğur, şunları söyledi:
“Sanayiciler buraya akın ediyor. Şişecam, Filli Boya, Kale
Grubu Bandırma’da yer aldı. Bandırmada yaptığım toplantılarda da hep söyledim.
‘Kentin ve bu bölgenin gelişmesini istiyorsanız bu projelere sahip çıkın’
dedim. Biz en son gittiğimizde, bakan beyle görüşmemizde, ‘Bandırmadaki
endüstri ve ileri teknoloji bölgesi zeytin kanunundan muaftır’ diye bir madde
koyduralım dedim. Bakın o bölgede 47 bin dönümlük arazide 43 bin zeytin ağacı
vardı. Bunların çoğu da yeni dikilmiş ağaçlardı. Biz diğer bölgelerdeki
ağaçlara dokunmayı düşünmedik bile. Çünkü buraya otuz milyar doların üzerinde
yatırım gelecekti. Bu Türkiye’nin en büyük projesiydi. Bakanın kendisi beni
komisyona çağırdı. ‘Gel, şu işi orada anlat. Çünkü vekiller falan bu işin
farkında değil’ dedi. Gerçekten hiçbirinin Balıkesir’den haberi yok. Ya,
burasının istihdama ihtiyacı var. Yatırım gelmesi gerek. İnsanlara aş lazım, iş
lazım diyoruz. Peki, bu nasıl olacak? Bu yatırımların önünü açarak, peki onlar
ne yapıyor? Sosyal medyada el sıkışırken resim çektiriyorlar. Öyle el sıkıp
Ayşe teyzeyle, Hasan amcayla resim çektirmekle bu işler olmuyor.”
Aslında konuşmasının
bu bölümünde sadece Balıkesir milletvekillerini eleştirmiyordu Edip Uğur,
yerine gelen Başkan Zekai Kafaoğlu’na da bir gönderme yapıyordu. Çünkü göreve
geldiğinden beri Kafaoğlu, Balıkesir genelindeki billboardlarda sadece bu tür
resimlerle yer alıyordu.
Röportajın bu bölümünde zamanının geldiğini düşünerek konuyu
istifa sürecine getirdik. Neden istifa etmişti ve bu süreçte neler yaşanmıştı?
Edip Uğur, bu süreçle ilgili olarak yaptığı basın toplantısını işaret ederek
şunları söyledi:
“Benim o yedi dakikalık istifa konuşmam manifesto gibidir.
Her bir cümlesi bir şeyler ifade eder. Yalnız Türkiye’de de değil, tüm dünyada
yankı bulmuş bir istifadır. Ben orada inandığım şeyleri söyledim. Çünkü Allah’a
şükür abdestimizden şüphemiz yok. Başımız dik, alnımız açık ve ne yaptığımızı
biliyoruz. Elhamdülillah Cenab-ı Allah bize her türlü mevki ve makamı nasip
etti. Yirmi beş yıla yakın zamandır
önemli makamlar, mevkiler sahibi oldum. Bizim geldiğimiz bu makamlar kaç kula
nasip olur? Onun için biz doğru bildiğimizi her zaman söyleriz. Burada da söylemek gerek. Eğer doğruları
söylemezseniz, işler iyi gitmez. Bakın istifa ederken söylediklerimize yabana
atılır şeyler değildir. Şimdi diyorlarmış ki, bu Edip Uğur’un bir üst aklı
olması lazım, bu konuşmayı o üst akıl hazırlamıştır. Ne üst aklı, bu bizim
kendi aklımız. ‘Ben şunu yaptım, bunu yaptım’ diye çiçekli böcekli bir konuşma
yapmak istemedim. Onun takdirini zaten milletimiz yapar ama esas iş devletin
yönetimindeki durumdur. Burada bürokrasi siyasetin yerini alıyor. Devlet, milletin önüne geçiyor. Sadakat, liyakatin
önüne geçiyor. Şu anda tüm bunlar doğrudur. Bizde bunların hepsini eksiksiz
söyledik.”
ALLAH’TAN KORKMAYANLAR EDİP UĞUR’DAN KORKUYOR
Edip Uğur, istifa süreciyle ilgili açılamalarına adres
olarak istifa konuşmasını gösterse de orada ilginç ve anlaşılamayan bir konu
vardı. Ailesinin tehdit edilmesi. ‘Bu nasıl yapıldı?’ diye sorduğumuzda ise
şunlar dile getirdi:
“Konuyla ilgili orada
ne söylediysem o. O kadar. Nokta. O yetti zaten. Bakın şimdi istifa mistifa
isteyemiyorlar. Yoksa sırada 4-5 tane daha Büyükşehir Belediye Başkanı vardı.
Bunlar yanlış olaylar. Hani demokrasi de seçimle gelen seçimle giderdi. O zaman
bu nasıl bir durum? Bakın demin söyledim, tekrar edeyim, o zaman ne oluyor?
Devlet, milletin önüne geçiyor. Devletin
bir ağırlığı vardır. Siyasette bu ağırlığı azaltmak içindir. Liyakatin yerini
sadakat alırsa işte memleket bu duruma gelir. İşler onun için dengesinde
gitmiyor.”
Peki, çeyrek asırlık bir süredir Türkiye siyasetinin içinde
yer alan Edip Uğur, bundan sonra zamanını bürosunda oturarak mı geçirecekti? Ne
yapmayı düşünüyordu? Diğer partilerden teklif aldı mı? İşte bu soruların
cevabı, “Valla hiçbir şey düşünmüyorum. Gördüğünüz gibi burada oturuyorum.
Ziyaretçilerim geliyor. Geziyorum. Şu an için yaptıklarım bunlardan ibaret.
Şimdi yerel seçimlere 14 aydan fazla var. On dört ay kısa bir süredir ama
siyasette 24 saat uzun bir süredir. Su, yolunu bulur. Ben nevi şahsına münhasır
bir adamım. Öyle o parti ile bu parti ile görüşmem. Ayrıca bana da kimse
gelmedi. Buna rağmen yine de bir sürü dedikodu var. Yok, Abdullah Gül’le
görüşüyormuşum. Benim istifa açıklamamı o hazırlamış. Yok, iyi partide bir
FETÖ’cü paşa varmış, ben onunla kontak kuruyormuşum. Aman Allah’ım, akla mantığa
sığmayan dedikodular. Tabii ben böyle sakin ve rahat durunca korkuları daha
fazla oluyor. Çünkü halkta benim karşılığım var. Şimdi gelmeden önce bir yere
uğradım, bir görseniz ne demek istediğimi anlarsınız. Böyle olunca Allah’tan
korkmayanlar Edip Uğur’dan korkuyor. Böyle bir şey olabilir mi? Sen Allah’tan
kork. Edip Uğur’dan neden korkuyorsun? Çünkü benim bu halka yaptığım hizmetler
var. Bu halkta karşılığım var. Bakın, benim zamanımda bu led ekranlarda
billboardlarda yaptığım hizmetler, projeler, yapacağımız işler yer alırdı.
Şimdi bunlar sosyal medya döndürüyor. İki tane çocukla, Ayşe nineyle, Hasan
amcayla tarladaki çalışanlarla çektirilmiş resimler. Eee, projeleriniz ne? Ne
yapacaksınız? Ne yapıyorsunuz? Var mı bir şey? Bir de çok ilginç bir konu var.
Biz belediyeyi aldığımızda ne enkaz edebiyatı yaptık, ne de davul zurna çaldık
ama bizden sonra ne oldu? Bakın bunu burada MHP’liler söylemiş. Ya, demişler
Edip Uğur, belediyeyi MHP’den aldı, hiçbir kutlama yapmadı. Siz başka bir partiden almış gibi davulla
zurnayla kurbanlar keserek kutladınız demişler. Orası kumpasla, yalan ve iftira
ile oturduğunuz bir yer. Öyle olunca da orada rahat oturamazsınız ki.”
ERKEN SEÇİM SÜRECİNE GİRMEK YANLIŞ
Son süreci de değerlendiren Edip Uğur, özellikle Türkiye’nin
bu kadar erken seçim sürecine sokulmasını doğru bulmadığını ifade ederek şu
değerlendirmede bulundu:
“Türkiye’nin daha
vakit varken erkenden bir seçim atmosferine girmesi yanlış. Neden? Çünkü insanlar
seçimin sonucu olur diye düşünürken önünü göremez ve bir yatırım yapmaz.
Beklemeye geçer, bu da işleri yavaşlatır. Bu iyi değil. Vatandaşın kutuplaşması açısından bunu doğru
bulmuyorum. Bakın, 2018’in hiçbir zaman
nasıl geçeceğini bilmiyoruz. Kötü geçmesini de arzu etmem. Çünkü bu memlekette
yaşıyoruz, aynı gemideyiz. Bu gemi dalgaya tutulursa gemideki herkes, fakiri de
zengini de o dalgalanmadan nasibini alır. Bu ülkede yaşayan hangi insan
ekonominin kötü gitmesini ister. İşimiz var, gücümüz var. Bakın, bir
istikrarsızlık Suriye’yi, Irak’ı ne
duruma getirdi. Orada servetin olsa ne olur? Başta ülkedeki huzurun, istikrarın devam etmesi gerek. Biz bunu
istiyoruz. Doğru olanda budur.” (BANDIRMA GAZETE)
