"HDP’nin bürokratik yapısını havaya uçurmadan Erdoğan’a karşı savaşı kazanmak mümkün değildir"
"HDP’nin yıllardır birikmiş bürokratik yapısının hastalıkları
Selahattin Demirtaş konusunu ele alışında tümüyle ortaya çıkmış bulunuyor.
HDP tüm bürokratik yetersizlikleri, bu Selahattin Demirtaş
tartışmasıyla, patlayan bir kanalizasyon gibi ortalığa çıkmış bulunuyor.
Bu yetersizliklerin Demirtaş vesilesiyle görülmesi ve
dillendirilmesi, Demirtaş’ı başkan seçmemeye duyulan tepki, HDP’nin yeniden
doğması için biricik umut kapısıdır.
Bu nedenle, Demirtaş’ın yeniden başkan seçilmesini sağlamak
için HDP’nin yünetim organlarına yönelik eleştiri ve baskıyı arttırmak
gerekiyor.
HDP’de bu kazanılırsa, Erdoğan’ı alaşağı etmek için ilk
muharebe de kazanılmış olur.
Unutmayalım her dış savaş bir iç savaşla birlikte yürür.
HDP’nin bürokratik yapısı havaya uçurmadan Erdoğan’a karşı
savaşı kazanmak mümkün değildir"
DEMİRTAŞ'IN BAŞKANLIĞI "İSİM TARTIŞMASI" DEĞİL; BİR POLİTİKA TARTIŞMASIDIR
HDP organları Selahattin Demirtaş’ın tekrar başkanlığa
seçilmesi sorununu bir “kişi sorunu” olarak ele almaktadır bir politik sorun
olarak değil.
Ve bunu. Selahattin Demirtaş’ın başkanlığa tekrar
seçilmesini öneren ve tartışanları, bir kişi sorunu tartışması yapmakla
suçlarken itiraf etmektedirler.
Kaldı ki sadece “kişi sorunu” olarak da görmüyorlar, örgütün
ve politikanın açılması için temel şartın Demirtaş’ın yerine başkasını başkan
seçmek olduğun düşünüyorlar ve bunu açıkça yazıyorlar. İşin kötüsü ne dediklerini
ve sözlerinin nereye gittiğini bile bilmiyorlar.
Somut olarak görelim.
Önce bir kısa hatırlatma yapalım, önceki yazımızın temel
tezi, Demirtaş’ın tekrar seçilmesinin hukuki veya örgütsel bir sorun veya kişi
sorunu olmadığı, politik bir sorun olduğu idi.
Ve biz yazımızda sorunu bir politik sorun olarak ele almış,
öyle tartışmış ve yeniden seçilmesini önermiştik.
Hatta, Demirtaş veya başka yeteneksiz biri olsaydı da bu
durumda tekrar seçilmesi gerekir diye de yazmıştık.
Ayrıca biz sorunu bir duygusallık sorunu olarak da ele
almamıştık. Tamamen politik mücadelenin gerekleri açısından yaklaşmıştık.
Şimdi HDP’nin yaklaşımını görelim ve analiz edelim.
Bakılım kim sorunu politik sorun olarak tartışmaktan
kaçıyor?
*
Sorunu politik olarak tartışmak şu şekilde tartışmaktır:
“Demirtaş’ın yerine başka bir başkan seçmek mi, yoksa Demirtaş’ın tekrar
seçilmesi mi politik olarak HDP’yi ve demokrasi mücadelesini güçlendirir?”
Biz ve internette yüzlerce başka HDP taraftarı, destekçisi
veya üyesi, Demirtaş’ın seçilmemesinin yanlış bir politik adım olacağı,
iktidarın eylemlerini meşrulaştırıp ona yeni silahlar vereceği, yığınların
HDP’ye olan güvenlerini sarsacağı gibi burada saymakla bitmeyecek birçok
gerekçeler sayıp öyle Demirtaş’ın tekrar seçilmesini önerdik.
Buna karşılık HDP adına konuşanlar hep hukuki veya örgütsel
gerekçeler göstermişlerdi.
Hukuki veya örgütsel gerekçelerin aşılmasının bir sorun
olmadığını, öte yandan Demirtaş’ın gerekçeleri arasında hukuki ya da örgütsel
engeller diye bir gerekçe bulunmadığını da ek olarak belirtmiştik.
Şimdi bu durumda HDP’nin organlarının, örneğin 4 ve 5 Ocak
tarihlerinde Diyarbakır’da toplanan TBMM grubunun Demirtaş’ın yerine başkasını
seçme nedeni olarak:
Hukuki veya örgütsel ne gibi engeller vardır ve bunların
aşılması niçin mümkün değildir ve bu nedenle de Demirtaş yerine başkası
seçilmelidir diye somut olarak bir açıklama yapması gerekirdi.
Eğer böyle bir durum yoksa da Demirtaş’ın yerine başkasının
seçilmesinin, niçin politik olarak daha doğru olacağına dair gerekçelerini
sayması gerekirdi.
Tutarlı ve mantıklı, kitlesini ve ezilenleri ve onların
siyasi eğitimini ciddiye alan bir örgüt veya hareket böyle davranır.
Peki HDP ne yapıyor?
Buyurun okuyalım:
“TBMM Meclis Grubu olarak, Edirne Cezaevi’nde haksız ve
hukuksuzca rehin tutulan Eş Genel Başkanımız Selahattin Demirtaş’ın HDP 3.
Olağan Kongresi’nde, “Yeni siyasal mücadele dönemini daha güçlü karşılamak,
demokratik siyasete demokrasi kültürünü kazandırmak, koltuk ve makam için değil
halk adına siyaset yapma bilincini geliştirmek ve yeni arkadaşlarla, yeni bir
heyecanla yola devam etmek için bu kongrede Eş Genel Başkanlığa aday olmama”
kararını üzüntü ama saygıyla karşılıyoruz.”
Şimdi bu satırları analiz edelim.
Birincisi, “saygıyla” karşılandığına göre, Demitaş’ın
istifasının şövalyece bir davranış olduğu resmen kabul ediliyor.
Bu durumda HDP’ye düşen nedir? Bu şövalyece davranışa karşı
aynı şekilde şövalyece davranmak. Yani êvte bana ayrılma hakkını veriyorsun
teşekkürler ama ben senden ayrılmyorum” demek.
Birincisi bunu yapmıyor. Zaten gönlü başkasında ve ayrılmak
için bahane arayanlar gibi davranıyor.
Hiç mi bu HDP’lilerin aklına gelmez ya bu adamın
Selahattin’in davranışının bir şövalyelik olduğunu düşünmek ve buna aynı tarzda
şövalyece cevap vermek.
Nedense akıl tutulmasına uğramışlar. Bu işin sentetik ve
genel eleştirisi.
İşin ayrıntısına girince durum daha vahim.
Ayrıntıda, Demirtaş’ın gerekçelerinin kendisinin yerine
başka bir başkan seçmenin bir gerekçesi haline, hatta Demirtaş’a karşı bir
silaha döndürüldüğünü görüyoruz.
Bunu şöyle daha iyi görürüz.
Dikkat edilsin, tırnak içinde Demirtaş’ın şu sözleri
aktarılıyor: “Yeni siyasal mücadele dönemini daha güçlü karşılamak, demokratik
siyasete demokrasi kültürünü kazandırmak, koltuk ve makam için değil halk adına
siyaset yapma bilincini geliştirmek ve yeni arkadaşlarla, yeni bir heyecanla
yola devam etmek için bu kongrede Eş Genel Başkanlığa aday olmama” (Biz bunları
genel ve afaki gerekçeler olarak tanımlamıştık.)
Sonra da buna saygı duyulduğu söylenip yerine başka başkan
seçileceği ima ediliyor. Yani “istemem, yan cebime koy”.
Sorunu politik olarak ele alan bir HPD, Demirtaştan
aktardığı bu önermelerdenşöyle sonuçlar da çıkarabilirdi:
“Demirtaş bu gerekçelerle ayrılmak istediğini belirtmekle
birlikte,
Biz kendisini yeniden başkan seçerek “yeni bir siyasal
mücadele dönemini daha güçlü karşılayabiliriz”;
Biz kendisin yeniden bakan seçerek, “demokratik siyasete
demokrasi kültürünü kazandırabiliriz”
Biz kendisini yeniden başkan seçerek, “koltuk ve makam için
değil halk adına siyaset yapma bilincini geliştirebiliriz”
Biz kendisini yeniden başkan seçerek, “yeni arkadaşlarla ve
yeni bir heyecanla yola devam edebiliriz”.”
Nedense bunu yapmıyor. Böyle çıkarsamalar ve akıl yürütmeler
yapmıyor HDP bildirisi.
Bu çıkarsamalar ve önermeler yanlış mı?
Eğer yanlış ise neden yanlıştır?
HDP bunu açıklamakla ve bizleri aydınlatmakla yükümlüdür.
Yok eğer bunlar doğru ise, neden bunlar yazılmadı da o
önermelerden Demirtaş’a bir seyam sarkıtıp değiştirme yolunda eğilim
belirtildi?
Yani Demirtaş’ın gerekçelerinden böyle sonuçlar da
çıkarılabilirdi, çıkarılmaması ne anlama gelir?
Şimdi tersinden gidelim, Demirtaş’ın gerekçelerini kendi
çıkarsamaları için kullanmak ne anlama geliyor, yani yukarıda aktarılan HDP’nin
metni ne anlama gelir somutta onu görelim. Her önermeyi mantık sonuçlarına
götürelim.
Demirtaş’ın yeniden başkan seçilmesi “yeni bir siyasal
mücadele dönemini daha güçlü karşılamamızı” engelleyecektir
Demirtaş’ın yeniden başkan seçilmesi “demokratik siyasete
demokrasi kültürünü kazandır”mamızı zorlaştıracaktır.
Demirtaş’ın yeniden başkan seçilmesi “koltuk ve makam için
değil halk adına siyaset yapma bilincini geliştir”memizi engelleyecektir
Demirtaş’ın yeniden başkan seçilmesi “yeni arkadaşlarla ve
yeni bir heyecanla yola devam et"memizi engelleyecektir.
Bunlar böyle açık açık yazılmıyor ama dediklerinin manası
budur. Aslında ciddi bir parti gerçekten böyle düşünüyorsa bunu açık açık
belirtmeli böyle zımni ifadelere baş vurmamalıdır.
HDP’nin Meclis Grubu Demirtaş’ın sözlerini oraya aktarıp, o
sözleri Demirtaş’ın yerine başka birisini seçmenin gerekçesi yaparken, aslında
tevil yollu ikrarda bulunduğunu bile göremeyecek durumdadır.
Eğer gerçekten böyle bir durum varsa, bunu açık açık
kamuoyuyla paylaşmak gerekirdi.
Olabilir, Demirtaş’ın yeniden seçilmesinin böyle olumsuz
sonuçları olabilir.
O zaman bunlar açık açık söylenir.
Söylenenin arkasında durulur ve savunulur bu doğru bir
davranıştır.
Kaldı ki, bütün bunlar doğru bile olsa, bu durumda, bütün bu
olumsuzluklara rağmen yine de politik olarak doğru bir adım olabilir
Demirtaş’ın yeniden başkan seçilmesi.
Çünkü bizzat Demirtaş’ın gerekçeleri politik gerekçeler
değildir.
Bu politik olmayan genel ve afaki gerekçeleri tekrarlayarak,
aslında HDP kendisi politik olmayan gerekçelerin ardına gizlenerek politik
bakımdan yanlış bir tavır almaktadır.
Neden ve nasıl mı?
Çünkü herhangi bir örgüt zaten her zaman, “demokrasi
kültürünü”, “siyaset yapma bilincini” geliştirmeli, her “yeni siyasal dönemi
daha bir güçle karşılamalı”dır.
Bunlar bir örgüt için, bir organizma için soluk almak, yemek
yemek, su içmek gibi işlevlerdir. Bunlar kendi başına siyasi hedefler değildir
ve olamazlar. Bir insan benim görevim şimdi soluk almaktır, şimdi su içmektir
diye yaşamaz. Bir örgüt de, saten her zaman ve her koşulda yapması gereken
rutin işleri özgül bir siyasal görevmiş gibi ele almaz ve onların yerine
koymaz.
Eğer böyle yapıyorsa, başka siyasi görevlerden kaçışını
gizliyor demektir.
HDP’nin yaptığı, Demirtaş’ın genel ve afaki gerekçelerini
sıralayarak aslında tamı tamına bu olmaktadır.
Görüldüğü gibi, HDP sorunu politik olarak tartışmadığı gibi,
politik olarak tartışılmasının da önünde bir engeldir.
HDP’nin gerekçelerinin hepsinden tam da Demirtaş’ın yeniden
seçilmesine ilişkin sonuçlar çıkarılabilir:
Bir başka örnek:
“Sevgili yoldaşımızın siyasi rehinelik koşullarında uzun ve
ciddi bir muhasebeyle ulaştığı bu karara büyük bir değer biçiyoruz. Önümüzde
açılan yeni mücadele döneminin gereklerini değerlendirerek aldığı kararın
hakkının ancak HDP’nin kurumsallaşması, yenilenmesi ve yeniden örgütlenmesiyle
verilebileceğini biliyoruz.”
Pek ala bu cümle şöyle de olabilirdi:
“Sevgili yoldaşımızın siyasi rehinelik koşullarında uzun ve
ciddi bir muhasebeyle ulaştığı bu karara büyük bir değer biçiyoruz. Önümüzde
açılan yeni mücadele döneminin gereklerini değerlendirerek aldığı kararın
hakkını” bizler ancak kendisini yeniden başkan seçerek verebiliriz.”
Sıraladıkları gerekçelerden neden böyle bir çıkarsama
yapmadıklarını açıklamakla yükümlüdürler.
Bu çıkarsama yanlış ise neden yanlıştır?
Bunu bize açıklamakla yükümlüdür HDP organları.
Hemen görüleceği gibi ortadaki metin ruhsuz, mantıksız, boş
ve bürokratik bir metindir. HDP’nin bütün temel hastalıklarının kendini dışa
vurduğu bir metindir.
Bir parça canlılığı olan, işlerini komisyonlara havale
etmeyen, her sorunu canlı olarak tüm örgüt içinde ve halkın önünde tartışın ve
onları tartışmaya çeken bir örgüt böyle kötü metinler yazıp böyle kendi ayağına
kurşun sıkan sonuçlar çıkarmaz.
HDP grubunun toplantısının metni için bu kadar yeter.
*
Ama bizi esas hayal kırıklığına uğratan HDP sözcüsü Ayhan
Bilgen’in söyledikleri oldu. Bunları sözcü olarak söylediğine göre biz Ayhan
Bilgen’in değil, HDP’nin yetkili organlarının görüşleri olarak ele alıp
eleştireceğiz.
Önce Bilgen’in sözcü olarak dediklerine bakalım:
“Birileri bizim tam da bu kongreye giderken planladığımız,
hedeflediğimiz politik tartışmaları yapmayalım diye bu süreci nasıl
göğüsleyeceğimize dair siyasi netliği birlikte oluşturmayalım diye, örgütsel
eksikliklerimizle yüzleşip onları nasıl birlikte yenebileceğimize
odaklanmayalım diye, sadece düzen partileri gibi isim tartıştırmaya
çalışıyorlar. HDP’de siyasetin böyle yapılmadığını, HDP’de kararların klavye
militanları tarafından alınmadığını HDP’de ancak emeği geçenlerin, bedel ödeyenlerin
karar verdiğini bildiklerini tahmin ediyoruz.”
Önce ilk çelişkiden başlayalım.
Hem Demirtaş “bütün partililerimizi ve halkımızı gerek yerel
konferanslara gerekse kongre sürecinde en güçlü şekilde öneri ve
eleştirileriyle tartışmalara dahil olmaya davet ediyorum”
Hem de Bilgen, örneğin kitabında: “tartışmayı heyecan ile ve
en geniş biçimde , tüm kesimlerle yürütmek gerekir.” diyor.
Birileri bu daveti ciddiye alıp da fikrini ve önerilerini
söyleyince, örneğin biz “Demirtaş yeniden başkan seçilmelidir” deyince, bunu
söyleyenleri, dzen partileri gibi kişi sorunu tartışmakla, “klavye militanlığı”
ile damgalıyor HDP organları sözcünün ifadesine göre.
Bu ne pehriz bu ne lahana turşusu.
Peki tartışmaya girenleri karşı öneri yapanları böyle
suçlamak somut olarak ne anlama gelir?
Bu, insanları daha baştan kötü niyetli olarak ele alıp,
aslında ahlaki kriterlerle eleştirip tartışmayı gerçek içeriğinden saptırmaktan
başka nedir ki?
Bilgen “sözcü” olduğuna göre belli ki, HPD organlarında
böyle değerlendirmeler olmuştur ki onları ifade etmektedir
Şimdi daha yakından bakalım HDP sözcüsünün dile getirdiği
HDP’nin görevlerine.
İnsanlar neden Selahattin’in tekrar başkan seçilmesini
istediler?
Bir personel sorunu, bir kişi sorunu olarak mı tartıştılar?
Hayır.
Örneğin biz, bir “klavye militanı”( aslında militan
olamayacak durumdayız artık yaş ve fizik olarak, “klavye emekli sempatizanı”
demek daha doğru olurdu bize) olarak biz hiçbir zaman Demirtaş sorununu bir
kişi sorunu olarak görmedik. Yazımızda bu çok açıktır. Demirtaş’ı aslında
program, strateji, taktik ve örgüt sorunlarında çok zayıf ve eksik bulduğumuzu
belirtmiş, ama buna rağmen, tamamen politik gerekçelerle tekrar seçilmesi
gerektiğini söylemiştik.
Karşı tarafa yanlış ve söylemediği bir görüşü atfederek
sonra da onu eleştirmeye ne denir bunu yapanlar söylesin.
Aslında HDP sorunu bir bir politik sorun olarak görmediğini,
bir kişi sorunu olarak gördüğünü bizzat kendisi ifade etmiş bulunuyor.
Budur tam da dar görüşlülük.
Böylesine önemli bir politik sorunu bir kişi sorunu olarak
görmenin ve politik bir sorun olarak görmemenin kendisi politik olarak bir
sonundur ve de çok sorunlu bir politikanın ifadesidir.
Hayır baylar, Demirtaş’ın yeniden başkan seçilmesi bir kişi
sorunu değildir.
Siz sorunu öyle gördüğünüz için, bizim tamamen politik
gerekçelerle yaptığımız önerileri bir
kişi sorunu olarak algılıyor ve değerlendiriyorsunuz. “Kişiyi nasıl bilirsin?
Kendin gibi”.
Ve bunu yaparken, üstüne üstlük, karşı tarafı iyi niyetli
kabul edip ikna etmeye yönelecek yerde suçlamaya gidiyorsunuz hatta insanların
geri yanlarını okşayarak hamasete kayıyorsunuz. “HDP’de ancak emeği geçenler,
bedel ödeyenler” karar verirmiş.
Karşı görüştekileri böyle itham etmek ahlaki bir eleştiridir
ve politik bir sorunu ahlaki bir soruna çevirmenin kendisi politik olarak çok
geri ve gerici bir davranıştır.
Kitlelerin siyasi ve teorik gelişimini, ilerlemesini hedef
alan örgütler, insanların geri yanlarına değil, ileri yanlarına hitap ederler.
*
Bizi siyasi netliğe kavuşmayı örgütsel eksikleri tartışmayı
engelleyen kötü niyetli insanlar olarak tanımlıyorlar.
Bunları engelleyen kimdir.
HDP’nin bürokratik yapısıdır.
Yıllardır HDP’nin siyasetine ilişkin programatik, stratejik,
taktik, örgütsel önerilerimiz var.
Bunları bir gündem maddesi olarak bile önermemiz engellendi
hem de bizzat kendi tüzüğünü ve kurallarını ayaklar altına alarak.
Politika, örgüt sorunları mı?
Ciddi bir örgüt bu konuları tüm örgüt çapında ve halkla
tartışır.
Tartışmalar “komisyon” denilen ve bürokratlar yetiştirmekten
başka hiçbir işlevi olmayan organlarda
değil, herkesin gözü önünde ve herkesin katılımıyla yapılır. Bunun için gerekli
teknik altyapı bağlanır.
Yıllardır yazıyoruz, HDP’nin programı yanlıştır, bu program
Demokratik Cumhuriyet’e götürmez, Lübnanlaşmaya götürür diye.
Kimse aksini kanıtlama zahmetine girdi mi?
Hayır.
Yokmuş gibi davranılıyor.
Yıllardır, Demokratik bir Cumhuriyet Kürtlüğün tanınması
değil, Türklüğün de tanınmamasını hedefler. Türklüğün de tanınmaması fiiliyatta
ve somuta dökülmüş olarak
herkese ana dilinde eğitim hakkı, ama herkesin ana dilinde
aynı tarih ve edebiyat kitabını okuması demektir diyoruz. Bunun için de tarih
kitaplarının tüm dillerden, dinlerden, tarihlerden, kültürlerden eşit
katılımcılardan oluşan kurullarca oy birliğiyle yazılması gerekir diyoruz.
Politik birimlerin, ister köy, ister bölge düzeyinde olsun,
die, dine, kültüre vs. göre tanımlanmasının reddedilmesi, yani statünün
reddedilmesi ama hiçbir statünün de olmaması gerekir diyoruz
Aynı ilkeye göre örgütlenmiş bu cumhuriyette, tüm organların
her düzeyde seçilmelidir ve emniyet kuvvetlerin bu organların emrine
verilmelidir diyoruz.
HDP programında bunlar yok diyoruz,
Bir program tartışması açtı mı HDP.
Hayır.
Strateji mi?
Böyle bir program olmadıkça, Kürt hareketinin programatik
olarak batılıları kazanamayacağını yazıyoruz.
Bunun ayrıca kültürel engelleri olduğunu yazıyoruz
Bunun için sistemli ve planlı bir çaba gerekir aksi takdirde
tecrit olup çözülme tehlikesi vardır; bu değişim yapılmadığı takdirde de
tıkanma tehlikesi vardır diyoruz.
Bu gibi sorunları ve konuları açıp tartışmaya sundu mu HDP?
Hayır
Yıllardır, HDP kendi bayrağını açmadan, olağanüstü hal
koşullarında herkesin katılacağı sivil direniş biçimleri oluşturmadır diyoruz.
Somut öneriler ve girişimler yapıyoruz. Bir tanesini olsun gündemine alıp
tartıştı mı?
Hayır
Yıllardır HDP bu bileşen hukukunu terk etmelidir, bu örgüt
içinde bir kast sistemi oluşturmaktadır, birey hukuku geçerli olmalıdır
diyoruz.
Ciddiye alınıp hiç gündem ve tartışma konusu yapıldı mı?
Hayır.
Bütün komisyonlar iptal edilmelidir. Komisyonlar tartışılıp
karar alınmış işlerin uygulamasının araçları olurlar, tartışmaların ve karar
tasarılarının organları olmazlar. Bugünkü biçimiyle komisyonlar örgütü
demokratik olmayan bir şekilde yönlendirmenin araçlarıdır. Gerçekten konsensüs
ise, örgütün bireylerinin farklı görüşler etrafında yoğunlaşmalarının temsili
için oydaşma yöntemi vardır bu uygulanabilir diyoruz.
Bozguncu muamelesi görüyoruz.
Bunları tartışmıyor HDP.
Bunları tartışmadan politika tartışması yapılamaz.
HDP’nin yıllardır birikmiş bürokratik yapısının hastalıkları
Selahattin Demirtaş konusunu ele alışında tümüyle ortaya çıkmış bulunuyor.
HDP tüm bürokratik yetersizlikleri, bu Selahattin Demirtaş
tartışmasıyla, patlayan bir kanalizasyon gibi ortalığa çıkmış bulunuyor
Bu yetersizliklerin Demirtaş vesilesiyle görülmesi ve
dillendirilmesi, Demirtaş’ı başkan seçmemeye duyulan tepki, HDP’nin yeniden
doğması için biricik umut kapısıdır.
Bu nedenle, Demirtaş’ın yeniden başkan seçilmesini sağlamak
için HDP’nin yönetim organlarına yönelik eleştiri ve baskıyı arttırmak
gerekiyor.
HDP’de bu kazanılırsa, Erdoğan’ı alaşağı etmek için ilk
muharebe de kazanılmış olur.
Unutmayalım her dış savaş bir iç savaşla birlikte yürür.
HDP’nin bürokratik yapısını havaya uçurmadan Erdoğan’a karşı
savaşı kazanmak mümkün değildir.
8 Ocak 2018 Pazartesi - Demir Küçükaydın
demiraltona@gmail.com
Bloglar:
https://steemit.com/@demiraltona
https://demirden-kapilar.blogspot.de
Video:
https://www.youtube.com/user/demiraltona
Podcast:
https://soundcloud.com/demirden-kapilar
İndirilebilir kitaplar:
https://drive.google.com/open?id=0BxCB_Gtx8VYAcDREeTJVLW93MjA
Bu yazı ilk olarak şurada yayınlandı:
