Ahmet Altan’ın kızı: Karara güldüm ve düşmanlarımın ne kadar aptal olduğunu düşündüm
Ahmet Altan’ın kızı: Karara güldüm ve düşmanlarımın aptal
olduğunu düşündüm…
Gazeteci-yazar babası Ahmet Altan ve akademisyen amcası
Mehmet Altan’a ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen Sanem Altan, aynı
gün gazeteci Deniz Yücel’in tahliye edilmesine dikkat çekerek mahkemenin
kararına ilişkin şu yorumu yaptı: “Güldüm ve düşmanlarımın çok aptal olduğunu
düşündüm. Çünkü öyle bir güne denk getirdiler ki bu ülkedeki yargısızlık bir
kez daha ortaya çıkmış oldu.”
‘FETÖ’nün medya yapılanması’ olarak adlandırılan davada dün
karar açıklanmıştı. Ahmet Altan, Mehmet Altan ve gazeteci Nazlı Ilıcak’ın da
aralarında bulunduğu altı sanık ‘anayasayı ihlal’ suçlamasıyla ağırlaştırılmış
müebbet hapis cezasına çarptırılmıştı.
Deutsche Welle Türkçe’den Gezal Acer’e konuşan Sanem Altan,
babası ve amcası için verilen kararın siyasi olduğunun, Yücel’in tahliyesiyle
bir kez daha gözler önüne serildiğini söyledi.
Kararın çok basit bir tanımı olduğunu savunan Altan, “Bu
karar bize, Türkiye’de uygulanan hukukun kanıta ihtiyacı yok, ‘Biz her
istediğimizi müebbetle yargılayıp hapsederiz’ diyor” dedi.
Altan sözlerine şöyle devam etti: “Çünkü net olan şu ki bu,
Erdoğan’ın muhaliflerine yönelik yapılan bir şey. O yüzden bunu gerçekten
alçakça ve aynı zamanda çok komik buluyorum. Ağırlaştırılmış müebbet asla bende
ağırlaştırılmış bir üzüntü, bir şaşkınlık bir endişe yaratmıyor.”
‘Dünyada gördüğüm en akılsız karar’
Karardan sonra babası Ahmet Altan ile görüşebilen Altan
şunları aktardı: “Bana harika bir şey söyledi; ‘Bu kararla dünyanın en ünlü
mahkumları haline geldik. Çünkü dünya uygulanan bu hukuksuzluğu, bu saçmalığı
çok yakından izliyor’ dedi. Bu kadar net somutlaştırılmış bir hukuksuzluk tüm
dünyanın ilgisini çekecek bir şey. Bu adamları yok etmek istiyorlarsa, ki
ağırlaştırılmış müebbet babamın da dediği gibi sen hapishanede öl demek, bunun
tam tersi oldu ve tüm ışıkları bu adamların üstüne çekti. Dünyada gördüğüm en
akılsız karar. Kötülük yapmak için bile zekaya ihtiyaç var ve burada onu bile
göremiyoruz.”
Sanem Altan, yaşlarından dolayı babası ve amcasının sağlık
sorunlarının olup olmadığı yönündeki soruyaysa, “Bu adamlar, sağlık sorununu
bahane etmeyecek kadar güçlü adamlar” yanıtını verdi.
Altan mülakatın devamında şöyle konuştu:
“Türkiye’de idam cezası olsa, idam almış olacaklar. Kararı
öğrenince güldüm ve düşmanlarımın ne kadar çok aptal olduğunu düşündüm. Çünkü öyle bir
güne denk getirdiler ki, bu ülkedeki yargısızlık bir kez daha ortaya çıkmış
oldu. Çünkü, televizyonda üstte Deniz Yücel tahliye edildi yazıyordu, altta da
18 yıl hapis cezası istenen iddianamesinin hazırlandığı geçiyordu. Harika!
Sonra bir anlaşmayla ki, bunu Deniz Yücel de avukatı ya da Almanlar
aracılığıyla öğrenmiştir, Deniz’i bırakacaksın, buradaki gazetecilere
ağırlaştırılmış müebbet vereceksin. Sonra da ‘Bu ülkede yargı var’ diyeceksin.
Burada Deniz, Ahmet… isimlerin bir önemi yok. Deniz’in tahliye olmasına muazzam
sevindim. Ama Deniz’in tahliyesi ile babamın müebbeti arasında şöyle bir ilişki
var; bu ülkede yargı yok. Bu ülkedeki yargı Saray’dan yönetiliyor. Zannediyorum
bunu herkes görebiliyordur artık.
‘Babamla ne ilgisi var’
Böylesi bir saçmalık, aksine benim umudumu çok arttıran bir
şey. Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ı sevmeyen insanlar bile Anayasa Mahkemesi
kararından sonra ‘Bu olmaz artık’ dediler. Umutsuzluğa hiç düşmedim, babam da
amcam da umutsuz olmadı. Biraz da onların gücü bana yardım ediyor. Babamı çok
yeni gördüm bu kararın üstüne ve harika bir adamla sohbet ettim. O yüzden kendimi
çok iyi hissediyorum.
Şimdi bile Twitter’da bir sürü insanın oh olmuş diye
yazdığını gördüm. Ahmet Altan bu süreci anlatan harika yazılar yazdı. Ahmet
Hakan, ‘Yargılanacaksın Ahmet Altan’ diye yazı yazdığında buna cevap verdi.
Bütün o süreci anlatan beş altı tane yazı yazdı. Bunu asla duymak ve kabul
etmek istemiyorlar. Ezberlenmiş cümlelerle düşmanlık yapmaya devam etmek
istiyorlar. O gün hukukta yapılan haksızlıklar varsa, bunun babamla ne ilgisi
var? O gün yapılanlar bugün babamla ilgili de yapılıyor. O zaman bütün o
gazetecilerin de babam gibi içeri alınması gerekiyor.”

