Uruguaylı Bir "Delinin" Hatıra Defterinden Alınması Gereken 19 Ders

Uruguay Devlet Başkanı Jose ‘Pepe’ Mujica Pazar günü devlet başkanlığı koltuğunu devretti. Zengin olmayı tek gerçek gören, "ne şekilde olursa olsun ama güç benim olsun" diyen yöneticilerin mantar gibi dört bir yanda türediği dünyada; bambaşka bir yönetici portresi çizmişti Pepe. Kendi kendine yetinmeyi zenginlik sayan ve her ne olursa olsun önce insanlar diyen Pepe, arkasında; yolsuzluk, eşitsizlik, adaletsizlik gibi acı gerçekler altında ezilen halklar için unutulmaması gereken, çok değerli bir miras bıraktı. 
Henüz ilkokul çağında başlamıştı devrimci mücadelesi. Hapislerde geçen uzun yıllar, türlü işkenceler onu olduğu insandan başka birine dönüştürmeye yetmemişti. Dile kolay, tam 6 kez vuruldu. Ama yolundan hiç dönmedi. Çünkü o başkaları için bir şeyler yapmanın, fedakarlık etmenin en iyi şey olduğunu henüz gençlik çağında fark etmişti. 
Belki çok şey eksik kalacak ama Jose ‘Pepe’ Mujica'yı ve onun gibi bu dünyayı insanlar için yaşanılası bir yere dönüştürmeyi amaç edinenleri sizlere tanıtmaktan mutluluk duyuyoruz.
Not: Bu galeri, Cemal Tunçdemir'in Amerika Bülteni'nde yayınlanan Gracias Pepe, gracias Lucía  yazısındaki bilgiler ışığında derlenmiştir.
Kaynak: http://amerikabulteni.com/2014/01/01/ist...
İŞTE O METİN VE FOTOĞRAFLAR
Gracias Pepe, gracias Lucía
Dünyanın en zengin lideri’ Pazar günü devlet başkanlığı koltuğunu devretti. Artık devlet başkanlığı sarayında yaşamayacak. Artık yüksek maaş almayacak. Artık bir koruma ordusuyla dolaşmayacak. Ama hayatında hiçbir eksiklik hissetmeyecek. İnsan gibi yaşamak ona zor gelmeyecek. Çünkü, bu muhteşem lider, devlet başkanıyken de zaten devlet başkanlığı sarayında yaşamıyor, koruma ordusuyla dolaşmıyor, yüksek maaşlar almıyordu. 1 Mart’tan önce de insan gibi yaşıyordu 2 Mart’ta da insan gibi yaşamaya devam ediyor… Uruguay Devlet Başkanı Jose ‘Pepe’ Mujica hayranlık duyulacak bir devlet başkanlığı sergiledi. Öyküsünü daha önce yazmıştım. Aslında dünya medyası çoğunlukla Pepe’nin öyküsünün yarısını aktardı. Bu büyüleyici politik öykünün diğer muhteşem yarısı, Lucia Topolansky tıpkı kocası gibi ihtişamdan, alkıştan, şandan kaçan mütevazı kişiliği nedeniyle gölgede kaldı. Ama en az kocası kadar ‘bela’ dolu, ‘zafer’ dolu, ‘güzellik’ dolu sıradışı bir öyküye sahipti ve en az sıradışı ‘devlet başkanı’ Mujica kadar sıradışı bir ‘first lady’ oldu.
Eski bir Tupamaro gerillasıydı. Halk Katılım Hareketi (MPP) adlı sol partinin liderlerinden biri oldu. Sözcü konumunda güçlü bir senatördü. Bilgisi, donanımı, geçmişiyle herkes, Pepe’den sonra onu devlet başkanlığına çok yakıştırıyordu. Ama Lucia da en az eşi Pepe kadar ‘aşmış’ bir politikacı. Kendisine daha 2013’te Mujica’dan sonra devlet başkanlığına geçip geçmeyeceğini soran AP muhabirine, ‘asla’ diyecek ve ekleyecekti: ‘’Devlet başkanlığını yakından gördüm. Tanıdığım kimse için bu görevi dilemem.’’
Soyadı, Polonya asıllı babasından geliyor. Lucia, ülkenin ayrıcalıklı ailelerinden birinin, o yıllarda ‘sarışın bomba’ diye nitelendirilen bir genç kızıyken, ülkenin yoksulları ezen haksız düzenini değiştirme umuduyla 1966’da silahlı mücadele başlatan Tupamaro gerilla grubuna katıldı. Birkaç yıl sonra, Tupamaro’ların en ünlü eylemlerinden birinin, ‘Monty Banka soygununun’ organizatörü olarak hapse düştü. Hapishanede bir firar organize ederek, 30 Temmuz 1971 günü onlarca mahkumla kanalizasyon borularından kaçmayı başardı. 1973 askeri darbesinden hemen önce yeniden yakalandı. Çok ağır işkencelerden geçti ve 14 yıl hapis yattı. Sadece özgürlüğünden değil, sevgilisi Pepe’den de ayrı yıllar geçirdi. 1985 yılında Uruguay yeniden demokrasiye geçince o ve onun gibi 14 yıl hapis yatan Pepe Mujica hapisten salıverilenler arasındaydı. Evlendiler ve mücadeleye kaldıkları yerden devam etmeye başladılar. Ama artık mermi yerine oy pusulalarını kullanmaya karar verdiler.
Pepe Mujica hiç şüphesiz karizmatik bir insan. Sahip olduğu hiçbir statünün onu halktan biri olmaktan, halktan biri gibi yaşamaktan çevirememesi de zaman içinde ona olan saygıyı muhalifleri nezdinde bile katlayarak büyüttü. Ama Mujica’ya sorsanız, bütün politik başarılarının bir numaralı sebebi, ‘’hard diskim’’ dediği Lucia’ydı.
Lucia’nın bana en çarpıcı gelen yönlerinden biri de, ‘sembol’, ‘protokol’ ve ‘törenlere’ olan nefreti. Ülkenin en güçlü senatörü ve ‘first lady’si olduğu halde, Senato’daki ufacık odası, bu gücünü gösterecek en ufak bir işaretten yoksundu. Yanına giden gazetecilerin en çok dikkatini çeken detaylardan biri sık sık çalan telefonuydu. Telefon tonu bir horoz ötüşüydü. Kocası ile devlet başkanıyken bile yaşamaya devam ettikleri mütevazı çiftçi gecekondusunun bahçesinde besledikleri horozun sesini kendi kaydetmişti. Odasındaki dosya yığınlarının arasında üç de çerçeveli fotoğraf dikkat çekiyor gazetecilerin dikkatini… 1935’te ölen Arjantinli efsane tango şarkıcısı Carlos Gardel, Ernesto “Che” Guevara’nın bir resmi ve eşi Jose ‘Pepe’ Mujica ile Tupamaro gerilla grubunun kurucusu Raul Sendic’in, silahlı mücadele günlerinde birlikte çekilmiş, artık rengi solmaya başlamış siyah beyaz bir fotoğrafları.
Daha ilkokul 5’nci sınıftayken, okudukları Katolik okulunun hocasının, ABD’de Rosenberg adlı bilim insanı bir çiftin Sovyet ajanı oldukları gerekçesiyle tutuklandıklarını, idam edilmemeleri için dönemin ABD Başkanı Truman’a herkesin mektup yazmasını istediğini hatırlıyor. Çocuklara, mektup yazmalarında yardımcı olmasına ‘ilk militan aktivitem’ diyor. O mektup yazma işi derin iz bırakmış kendisinde. Bugün, ülkenin en önde gelen senatörlerinden ve düne kadar first lady’si olarak kendisine gönderilen tek bir mektubu bile yanıtsız bırakmaması bundan… Hepsini tek tek dikkatle okuyor.
Kendinden bir yaş büyük abisi, 1969 yılında bir gün polisin kapılarına Lucia için geliş anını hatırlıyor. Özellikle babası için tam bir şok anıymış. Narin kızının ‘olaylara karıştığını’ öğrenmeyi uzun süre hazmedememiş. Devrim mücadelesi, işkenceyle dolu uzun hapis yılları, çocuk sahibi olmaya bile izin vermeyen koşullarda bir koşturmaca… Geriye dönüp baktığında pişman değil. Hayatının en büyük amacının halkın mutlu olduğunu görmek olduğunu söylüyor. Ne şöhret ne de servet peşinde koşmak gibi bir zavallılık içinde olmamış bu yüzden. ‘’Daha 20’li yaşlarımda başkaları için birşeyler yapmanın, fedakarlık etmenin en iyi şey olduğunu farkettim’’.
Peki ya kendi mutluluğu..?
‘’Onu çoktan buldum’’ diyor. ‘Dünyanın en yoksul devlet başkanı’ ve üç ayaklı bir köpekle paylaştığı etrafı çiçek tarlalarıyla çevrili gecekondu barakasında…
‘’Bu hayattaki tek bağımlılığım aşktır’’ diyor. ‘’Eşinize aşkınızı ve sevginizi göstermenin her yaşınızda farklı bir yolu var’’ diyor bir gazeteciye, ‘’20’li yaşlarınızda başkadır 70’li yaşlarınızda başka…’’
‘’İnsanların evde canımız sıkılıyor demesini asla anlayamadım. Benim evimde canım hiç sıkılmadı bugüne kadar. Her zaman yapacak bir şeyim var. Ya bahçeden çalışırım. Ya müzik dinlerim, ya kitap okurum veya komşuma misafirliğe giderim. Toprakla uğraşmanın getirdiği yaşam tarzından dolayı biz çiftçi ailelerin bir çok ortak yanı var. Sebze, meyve veya şarap üreten komşularımız var. Biz çoğunlukla çiçek yetiştirip satıyoruz. Bir sağanak bir fırtına yaşandığında hemen komşularımıza yardıma koşarız. Bu nedenle de dünyadaki bütün çiftçilerin halini iyi anlıyoruz.’’ şeklinde konuşuyor Lucia. Her yıl Mart başından Ağustos başına kadar ‘keklik çiğdemi’ yetiştiriyorlar. Ondan sonraki aylarda ise birkaç çeşit kasımpatı…
Pepe ve Luica, sadece kendi ihtiyaçları için küçük bir sebze bostanına da dahip. Elin toprağa bulaşmasının büyüleyiciliğinden bahsediyor; ‘’Kendi ektiğiniz bir sebzeyi koparıp yemenin keyfinden daha büyüğü olacağını düşünemiyorum’’.
Ve yaşadıkları baraka çiftlik evini bir tarım okuluna dönüştürme projeleri var. İkisi de öldüğünde, artık dünyaca ünlenmiş olan bu yaşadıkları yer, bir tarım okulu olacak ve çevredeki çiftçilerin çocuklarının toprağa sevgiyi, toprağı işlemeyi öğrenecekleri bir okul olacak.
Pepe ve Lucia, Pepe’nin BBC’ye açıklayışı ile ”ülkenin azınlığının değil çoğunluğunun yaşam standartlarında yaşamayı” kendilerine şiar edindiler. Ülke liderinin, zengin azınlığın yaşamına öykünmesini, taklide yeltenmesini zavallılık olarak gördüler. Pepe’nin devlet başkanlığı maaşının yüzde 90’ını almayarak bağışlama gerekçesi, ‘paranın bu kısmına ihtiyacımız yok‘ şeklindeydi. İnsanın ihtiyacı olmayanı biriktirme takıntısına karı koca çok şaşırıyorlar. ”Dünya adeta çıldırmış gibi. İnsanların, bizim yaptığımız, aslında normal olması gereken şeye hayranlık duymaları çok tuhaf. Bu takıntı beni endişlendiriyor” diyor Pepe. Eşi Lucia ise, ‘’Biz, kendimizi bize yakıştırdıkları gibi ‘fakir’ görmüyoruz. Böyle çok mutluyuz. Çoğu insandan çok daha azla yaşadığımız için çoğu insandan çok daha az endişemiz ve çok daha az problemimiz var.’’ şeklinde konuşuyor.
Pepe ve Lucia, ‘devlet başkanlığı’nın, normal insanı ‘ezen, küçümseyen, yok sayan’ protokol kültürüne, saçma sapan formalitelerine, hem Uruguay’da hem de dünyada büyük bir darbe vurdular. İnsanlık bu sıradışı çifte bir teşekkür borçludur.
@CemalTdemir
1. Saraylara, servete, gösterişe ve israfa karşı çıktı. Zaten 2012’de devlet başkanlığı sarayını, başkentteki evsizler için sığınma evlerinden biri olarak ilan etmişti...
Saraylara, servete, gösterişe ve israfa karşı çıktı. Zaten 2012’de devlet başkanlığı sarayını, başkentteki evsizler için sığınma evlerinden biri olarak ilan etmişti...

2. Pepe, biricik eşi Lucia ile halen başkentin dışında tek odalı mütevazı bir bağ evinde yaşıyor.

Pepe, biricik eşi Lucia ile halen başkentin dışında tek odalı mütevazı bir bağ evinde yaşıyor.

3. Bu tek odalı mütevazı evi Pepe, görevde olduğu süre boyunca devlet başkanlığı konutu olarak kullandı.

Bu tek odalı mütevazı evi Pepe, görevde olduğu süre boyunca devlet başkanlığı konutu olarak kullandı.

4. "Bu hayattaki tek bağımlılığım aşktır’’ diyen bir başkandı Pepe.

"Bu hayattaki tek bağımlılığım aşktır’’ diyen bir başkandı Pepe.
Karısı Lucia'ya olan tutkusunu, bir gazeteciye, "Eşinize aşkınızı ve sevginizi göstermenin her yaşınızda farklı bir yolu var. 20’li yaşlarınızda başkadır, 70’li yaşlarınızda başka…’’ diye anlatmıştı.

5. Kendisiyle röportaj yapmak isteyen Guardian muhabiri, konutun güvenliğinin yalnızca 2 polis tarafından sağlandığını yazdı.

Kendisiyle röportaj yapmak isteyen Guardian muhabiri, konutun güvenliğinin yalnızca 2 polis tarafından sağlandığını yazdı.

6. Güvenlik ekibinin ve ailenin olmazsa olmazını da unutmayalım. Adı Manuela. Pepe ve Lucia çiftinin bir bacağı sakat sevgili köpeği.

Güvenlik ekibinin ve ailenin olmazsa olmazını da unutmayalım. Adı Manuela. Pepe ve Lucia çiftinin bir bacağı sakat sevgili köpeği.

7. Makam aracı olarak 1987 model emektar ‘vosvos’unu kullandı.

Makam aracı olarak 1987 model emektar ‘vosvos’unu kullandı.

8. Aylık maaşının yüzde 90’ını oluşturan 7500 Euro’yu sosyal programlara bağışladı. Maaşından geriye kalan 485 Euro ile geçindi.

Aylık maaşının yüzde 90’ını oluşturan 7500 Euro’yu sosyal programlara bağışladı. Maaşından geriye kalan 485 Euro ile geçindi.

9. Pepe’nin devlet başkanlığı maaşının yüzde 90’ını almayarak bağışlama gerekçesi, ‘paranın bu kısmına ihtiyacımız yok‘ şeklindeydi.

Pepe’nin devlet başkanlığı maaşının yüzde 90’ını almayarak bağışlama gerekçesi, ‘paranın bu kısmına ihtiyacımız yok‘ şeklindeydi.

10. Pepe ve eşi Lucia'nın küçük bir sebze bostanı var. Pepe, elin toprağa bulaşmasının büyüleyiciliğinden şöyle bahsediyor; ‘’Kendi ektiğiniz bir sebzeyi koparıp yemenin keyfinden daha büyüğü olacağını düşünemiyorum’’.

Pepe ve eşi Lucia'nın küçük bir sebze bostanı var. Pepe, elin toprağa bulaşmasının büyüleyiciliğinden şöyle bahsediyor; ‘’Kendi ektiğiniz bir sebzeyi koparıp yemenin keyfinden daha büyüğü olacağını düşünemiyorum’’.

11. Mujica, kendisine ‘fakir devlet başkanı’ diyenlere, her defasında ‘’zenginliğin gerçek anlamını bilmediklerini’’ söyledi.

Mujica, kendisine ‘fakir devlet başkanı’ diyenlere, her defasında ‘’zenginliğin gerçek anlamını bilmediklerini’’ söyledi.

12. Üzerinde yıllandığı belli giysilerinden ve yine uzun yıllardır giydiği anlaşılan ayakkabılarından bir kez olsun utanmadı.

Üzerinde yıllandığı belli giysilerinden ve yine uzun yıllardır giydiği anlaşılan ayakkabılarından bir kez olsun utanmadı.

13. Onun yönetiminde devlet, süt gibi temel ürünlere fiyat sınırı koydu. Her çocuğa parasız eğitim ve yanında ücretsiz bilgisayar sağladı.

Onun yönetiminde devlet, süt gibi temel ürünlere fiyat sınırı koydu. Her çocuğa parasız eğitim ve yanında ücretsiz bilgisayar sağladı.

14. Eşcinsel evliliklere, esrar ve kürtaj serbestesine izin veren reformlarıyla hem ülke insanının, hem de dünyanın sevgisini ve takdirini kazandı.

Eşcinsel evliliklere, esrar ve kürtaj serbestesine izin veren reformlarıyla hem ülke insanının, hem de dünyanın sevgisini ve takdirini kazandı.
Bu reformların ardından Guardian gazetesi Uruguay’ı ‘destansı’ bir ülke ilan etti. Foreign Policy, Mujica’yı ‘Dünyanın en etkili 100 Düşünürü’nden biri gösterdi. Economist dergisi, tarihinde ilk kez ilan ettiği ‘Yılın Ülkesi’ kategorisi için Uruguay’ı seçti.

15. Esrar serbestesi reformunun ardından, Uruguay'ı 'dünyanın en sosyal liberal ülkesi' ilan edenlere:

Esrar serbestesi reformunun ardından, Uruguay'ı 'dünyanın en sosyal liberal ülkesi' ilan edenlere:
’Benim ülkem özellikle açık bir ülke değil. Bu reformlar aklın gereğidir. Marihuana serbestliği daha liberal olalım diye değil. Kullanıcıları, yasadışı sektörün elinden kurtarmak istiyoruz. Ancak onların aşırı içmelerine de müdahale ederiz. Tıpkı viski gibi. Günde bir şişe içiyorsanız, hastasınız tedavi edilmeniz gerek, demektir. ‘’

16. Tüketim yoluyla büyümeye karşı çıktı. Birleşmiş Milletler’in 2012 Rio Konferansı’nda bu konuda yaptığı konuşmada:

Tüketim yoluyla büyümeye karşı çıktı. Birleşmiş Milletler’in 2012 Rio Konferansı’nda bu konuda yaptığı konuşmada:
’Ben bir devlet başkanıyım. Daha çok yatırım daha çok istihdam için mücadele ediyorum. Çünkü insanlar sürekli daha fazlasını istiyor. İnsanların alım gücünü artırmaya çalışıyorum ama bir yandan da gereksiz tüketimi elimine etmeye çaba harcıyorum. Enerji, doğal kaynak ve zaman israfına kesinlikle karşıyım. Kalıcı şeyler inşa etmek zorundayız. Ancak bu tabii ki bir ideal. Gerçekte, ‘biriktirme yığma’ çağındayız’’

17. Pepe ve eşi Lucia'nın yaşadıkları baraka çiftlik evini, bir tarım okuluna dönüştürme projeleri var. Böylece;

Pepe ve eşi Lucia'nın yaşadıkları baraka çiftlik evini, bir tarım okuluna dönüştürme projeleri var. Böylece;
İkisi de öldüğünde, artık dünyaca ünlenmiş olan bu yaşadıkları yer, bir tarım okulu olacak ve çevredeki çiftçilerin çocuklarının toprağa sevgiyi, toprağı işlemeyi öğrenecekleri bir okul olacak.

18. BBC'ye verdiği röportajda Pepe ve eşi Lucia:

BBC'ye verdiği röportajda Pepe ve eşi Lucia:
Dünya adeta çıldırmış gibi. İnsanların, bizim yaptığımız, aslında normal olması gereken şeye hayranlık duymaları çok tuhaf. Bu takıntı beni endişelendiriyor” diyorPepe
Eşi Lucia ise, ‘’Biz, kendimizi bize yakıştırdıkları gibi ‘fakir’ görmüyoruz. Böyle çok mutluyuz. Çoğu insandan çok daha azla yaşadığımız için çoğu insandan çok daha az endişemiz ve çok daha az problemimiz var.’’

19. İnsanlık bu sıradışı çifte bir teşekkür borçludur.

İnsanlık bu sıradışı çifte bir teşekkür borçludur.
Pepe ve Lucia, hem mütevazı yaşam tarzları, hem de insanı, insanca yaşamayı temel alan siyaset anlayışlarıyla sadece Uruguay’a değil; aynı zamanda dünyanın geri kalanına da örnek oldular. 
Evet, başlıkta da dediğimiz gibi Pepe bir deliydi. Ancak sadece, kendisinden başka kimseleri düşünmeyen, zavallı insanların; sığ dünyasından bakıldığında...
Blogger tarafından desteklenmektedir.