Barış Atay, Erdoğancı medyanın iğrenç halleri ve #AşağıBakmayacağız
Yukarıdan beri yazı konusu yaptığımız ve tek tek üzerlerinden gitmeye çalıştığımız 8 alıntının istisnasız hepsi de; özellikle "kalite" anlamında bir iktidar özetidir aslında. Baktınız, gördünüz ve sabredip okudunuz. Biz yazdık, gerisi size kalmıştır. Bütün çabamız "Aşağı bakmamak" içindir. #AşağıBakmayacağız
Boğaziçi üniversitesinde, Erdoğan tarafından rektör olarak atanan Melih Bulu'ya ve bu atamaya karşı öğrencilerin başlattıkları ve giderek yükselen protesto ve direniş eylemlerine, iktidar sıfatlı ekip ve onun medyası; kara propaganda, provokasyon, polis saldırısı, plastik mermi, gaz fişeği, ters kelepçe, gözaltı gibi berbat ve kamuoyunda tepki gören yollarla karşılık vermeye çalışıyor. Çalışıyor ama bunu bir türlü başaramıyor.
Hemen aşağıda, iktidar sıfatlı ekibin gözü dönmüş medyasından ve iktidar sıfatlı ekibin bilinen isimlerinin söylemlerinden kısa alıntılar yaptık. Önce o alıntıları okuyabilirsiniz:
Son dakika: TİP'li Barış Atay'dan yine provokasyon! Polislere saldırdı! Boğaziçi Üniversitesi'ne Prof. Dr. Melih Bulu'nun rektör atanması bahanesiyle başlayan olaylara destek veren Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay, polise saldırdı. (SABAH)
Milletvekili görünümlü militan Barış Atay! Boğaziçi provokasyonlarında görevi başındaki polisimize alçakça saldırdı...Milletvekili görünümlü militan Barış Atay, sosyal medya hesabından Boğaziçi Üniversitesi üzerinden yaptığı kaosu körükleyecek paylaşımların ardından bugün gösterilere katıldı. İkinci bir Gezi ihaneti hasreti çeken provokatör Atay, bugün katıldığı protestolarda çıkan olaylarda polise saldırdı. Bu skandal, "Barış Atayın milletvekilliği neden düşürülmüyor?" şekinde tepkileri de beraberinde getirdi.(TAKVİM)
Vekil mi militan mı? Barış Atay, dokunulmazlık zırhıyla polise saldırdı!Türkiye İşçi Partisi (TİP) Hatay Milletvekili Barış Atay, Kadıköy'de Boğaziçi provokatörlerine destek eylemine katılarak polise saldırdı.(AKİT)
"Öğrenci misiniz, rektör odası basan terörist mi?" (ERDOĞAN)
"Evlat Değil Başı Ezilmesi Gereken Zehirli Yılanlar. Atamaları kabul etmeyenler üniversiteden uzaklaştırılmalı" (BAHÇELİ)
"Boğaziçi Üniversitesi’nde sapkın bir grubun kıblemiz Kabe’ye yaptığı saygısızlığı kınıyoruz" (ÖMER ÇELİK)
"İşi maalesef kutsal değerlerimize, kıblemiz Kabe'ye yönelik çirkin saldırılara kadar getirdiler. Atamaya verilen tepkinin "orantısızlığı günden güne artıyor" (MUSTAFA VARANK)
"Nerede bir provokasyon varsa orada biten çeyrek devrimci Barış Atay, polislerimize saldırmış. Kahraman polislerimize nasıl saldırırsın kendini bilmez hadsiz? 'Ne yaparsam yapayım vekillik zırhı beni korur' diye mi düşünüyorsun? Rezilliklerin boyunu aştı. Haddini bil. @barisatay" (FEHMİ ALPAY ÖZALAN - TWITTER)
Alıntılar böyle.
TİP Hatay milletvekili Barış Atay'ın uğradığı polis saldırısını Sabah, Takvim ve Yeni Akit adlı yayın organlarının nasıl ters yüz ederek verdiklerini görmek bizim için elbette şaşırtıcı değil. Sizin için de olmamalı. Sabah ve Yeni Akit sadece "saldırdı" demiş ama Takvim hızını alamamış olmalı ki "saldırı" kelimesinin başına bir de "alçakça" kelimesini getirmiş. Yani Takvim'e bakarsak, Barış Atay, görevi başındaki polise "alçakça saldırmış"! Sonra da kendince öldürücü bir soru sormuş: "Barış Atayın milletvekilliği neden düşürülmüyor?" Takvim'i bu üstün hizmetinden dolayı kutlamamız gerekiyor.
Erdoğan'a gelince...
Öğrencileri terörüstlikle suçlayan AKP genel başkanına cevap muhalefetten geldi. "Terörist dediğiniz öğrenciler okuldan dışarı çıktılar. Yüzünüz kızardı mı, utandınız mı?" diye sordu muhalefet Erdoğan'a. Ne dersiniz, yüzü kızarıp utanmış mıdır Erdoğan?
Bahçeli'nin cümleleri, bu şahsın, Erdoğan'dan çok daha fazla heyecanlanmış olduğunu göstermesi bakımından önemlidir. Erdoğan'ın "terörist" dediği öğrenciler Bahçeli'ye göre bundan daha korkunç(!) Onlar, başları ezilmesi gereken zehirli yılanlardır(?!)
Ömer Çelik'le Mustafa Varank'ın cümleleri ise, bu iki şahsın da, Kabe-Kıble hattında kalma ısrarlarını gösteriyor bizlere. Anlaşılan, Çelik de, Varank da "Kabe-Kıble" de daha çok ekmek var düşüncesiyle kurmuşlar cümlelerini. Ne dersiniz, var mıdır sahiden burada bunlara ekmek? Biz hiç sanmıyoruz. Sanmıyoruz, çünkü "Kabe-Kıble" meselesi bir yalandan ibaret. Bulu'nun atamasındaki sıkıntıyı ve buna karşılık olarak öğrencilerin büyük bir protestoyla Türkiye gündemine soktukları direnişi karalamayı, itibarsızlaştırmayı hesaplayan bir yalan ki halkımız bu tezgahı gördü ve yemedi.
Futbolcu eskisi Fehmi Alpay Özalan'ın cümlelerinde ise bir lumpene yakışan, bu cümleleri ancak ve ancak bir lumpen kurabilir diye düşündürten bir sıradanlık, bir ucuzluk var. "Kahraman polislerimize nasıl saldırırsın kendini bilmez hadsiz" şeklinde ifade etmeye çalıştığı şey aslında kendisinin de inanmadığı bir yalanın üzerine oturtulmuş. Bu futbolcu eskisi, bu durumu da en iyi bilenlerden biri. "Haddini bil Barış Atay" cümlesi, arkasında "yoksa bildiririz" algısı taşıyan, sadece ve sadece böyle bir algıyı hedeflemiş ve bu haliyle de en çok Fehmi Alpay Özalan ve benzerlerine yakışan bir cümle.
TBMM'deki özgeçmişinde bu şahsın eğitim durumuyla ilgili herhangi bir veri yok.
İlk İmzasının Bulunduğu Yazılı Soru Önergesi yok.
İlk İmzasının Bulunduğu Meclis Genel Görüşme Önergesi yok.
İlk İmzasının Bulunduğu Meclis Araştırması Önergesi yok.
Kısacası Alpay Özalan mecliste yok.
Peki Fehmi Alpay Özalan nerede var? İnsafsızca söylenen bir büyük yalanın üzerine oturtulmuş tehditde var.
Fehmi Alpay Özalan'ın hepsi belki de bu kadar işte...
Yukarıdan beri yazı konusu yaptığımız ve tek tek üzerlerinden gitmeye çalıştığımız 8 alıntının istisnasız hepsi de; özellikle "kalite" anlamında bir iktidar özetidir aslında. Baktınız, gördünüz ve sabredip okudunuz. Biz yazdık, gerisi size kalmıştır. Bütün çabamız "Aşağı bakmamak" içindir. #AşağıBakmayacağız
Sevgiyle, dirençli ve uyanık kalın! (HAYRİ GÜNEL)

