Onlara kör gözüm parmağına payanda ve nefer olmak, sadece “cehalet” değil; aynı zamanda insan olmanın haysiyetine ihanet!
“Epstein dosyaları” denen rezalet yığını bile, içindeki aktörler ve bağlantılarla, “dünya düzeni”nin o güçlü afra tafralarının bile esasında, bir kez tam kavranıldığında nasıl iğrenç pamuk ipliklerinden ibaret olduğunu; sermaye, servet, devlet, finans, dijital dünya ağalarının insandan ve dünyadan ne anladıklarını, nasıl bir azınlık ve esasen özünde ne kadar güçsüz, zayıf olduklarını anlatıyor. Onların gücü, halkların körlüğü sayesinde...
'MİLLET EGEMENLİĞİ'NİN ÖRTTÜĞÜ SINIF TAHAKKÜMÜ
“Kapitalizm ve devlet”i anlatmak için bazen tek bir fotoğraf bile yetebiliyor.
Migros depo işçileri patronun evinin önünde. Pankartları var. Genellikle talepleri yazıyor pankartlarda. İşyerlerinde işi durdurmuşlar. “Biz bir aileyiz, işe dönün” diyen patronun evinin önünde, “aile içi” gösteri yapıyorlar.
Polis… Yani “kamunun güvenlik gücü, kolluk kuvveti” barikat kurmuş, patronun evini, patronu koruyor işçilerden. Sanki işçiler saldıracak. Patronu arkalarına almışlar; işçileri karşılarına. Gözaltı da, kelepçe de olmaz mı!
Bu fotoğrafları başka yerlerde de gördük. Mesela, HES eylemlerinde, arazilerini, akarsularını korumak isteyen köylülere karşı jandarma “patronun özel güvenlik şirketi” haline gelmişti. Çoğu köylü ailelerden gelen jandarmalar, köylülere, yani “sınıfdaşları”na karşı “özel çıkar”ı koruyordu. Çünkü emir böyleydi!
Sonra sonra, mesela başta Akbelen, zeytin, ağaç, orman katliamları sırasında da. Yine “devletin jandarması” iktidara çok yakın büyük patronun “özel güvenlik elemanları” gibi köylüleri hırpalamış, kuşatmış, “tabiat ve geçim kaynağı katliamı”na karşı patronların, menfaatin, kâr ve servet hırsının “özel koruması” yapılmıştı.
Bunlara bakınca, ama bakıp görünce ve gördüğünü anlayınca, “devlet-sermaye ilişkisi”ni anlamak için hemen “Marksist klasikler”i okumaya bile gerek yok. Sonra okursunuz. Önce bakmak, görmek, gördüğünün anlamını kavramak yetiyor.
12 Eylül darbesi olunca, patron örgütünün başkanı boşuna dememişti, “Şimdi gülme sırası bizde” diye. Sermaye el ve renk değiştirebilir ama nihayetinde sermaye sermayedir ve bu haliyle devletler de sermaye devleti! Birçoğu da küresel sermayenin rehinesi.
Dünya da böyle döndü, böyle dönüyor. Hem ulusal sınırlar içinde böyle çeviriyorlar; hem küre, ama “ekonomik-finansal tahakküm”le ama cebren, böyle döndürülüyor.
O yüzden Gazze böyle. O yüzden Venezuela’da öyle oluyor. O yüzden cuntalar oldu, darbeler yapıldı, işgaller oldu; sömürgecilik vardı ve emperyalizme, oradan finansal tahakküme dönüştü ve o yüzden askeri müdahaleler örgütlendi. O yüzden dünya savaşları sıralandı.
Bunlar çoğu zaman “demokrasi, insan hakları, özgürlük, medeniyet, mülkiyet hakkı, millet egemenliği” gibi kılıflarla bezendi. Bunlar çoğu zaman halkları etnik-milli-dini hatlarda birbirine kırdırarak gerçekleştirildi.
O yüzden mesela, “Epstein dosyaları” denenden sadece pedofili, cinsel istismar, bir nevi köleleştirme, çocuk ve genç kız trafiği, “seks rezaletleri” fışkırmıyor. Aynı zamanda darbe örgütlemeleri, rejim değişiklikleri, finansal katakulliler, “tehlikeli” siyasetçileri yok etme kararları, casusluk hikâyeleri, devlet insanlarını rehin alıp manipüle etme ağları, savaş dumanları da fışkırıyor. Sansürlü haliyle bile.
O yüzden o dosyalar bize sadece birtakım ünlülerin pespaye, aşağılık hallerini anlatmıyor; devletlerin, siyasetçilerin, nüfuz sahiplerinin, kimi ulusal ya da küresel politika tercihlerinin, gündelik hayatı işgal eden sosyal medya ve dijital dünya ağalarının algoritmasının, sermaye ve devlet ilişkilerinin, İsrail’in cüssesinden büyük ağırlığının tercümesini de yapıyor.
Ülkenize uzanmamış olması mümkün mü? Muhtemelen kayıp çocuklar, masaj eğitimlerinden öte bir uzanma hali. Çünkü sistemin işleyişinde öyle “serbest piyasa” ve “eşit ilişkiler” yok. Bu bir tahakküm sistemi. Tahakküm, gönüllü mutabakat kadar, hatta ondan fazla, zorla, zorbalıkla, örtülü ağlarla, şantajla, tehditle yürüyebilen bir şey. Bunu görmemek mümkün değil, ama halkların gözü çoğu zaman kör ya da körleştirilmiş.
Devlet, çoğu zaman, “bazı halk çocuklarını bürokrasi ve kolluk gücü, militer veya para militer olarak örgütleyerek” ve bazen onları faşizmin, despotluğun, zorbalığın, tahakküm ve şiddetin neferleri, kitleleri haline getirerek; ne olduğunu, nasıl işlediğini, kimden yana çıktığını gören ve buna itiraz eden başka “halk çocukları”nın üzerine yürüten, özel menfaatleri koruyan, kollayan bir mekanizma. Küresel gücü zayıf ya da sınırlı bir devlet ise, kendi toprakları içinde veya kendisinden küresel olarak beklenen cephelerde… Küresel gücü yerinde bir devlet ise, yurtta ve cihanda!
“Epstein dosyaları” denen rezalet yığını bile, içindeki aktörler ve bağlantılarla, “dünya düzeni”nin o güçlü afra tafralarının bile esasında, bir kez tam kavranıldığında nasıl iğrenç pamuk ipliklerinden ibaret olduğunu; sermaye, servet, devlet, finans, dijital dünya ağalarının insandan ve dünyadan ne anladıklarını, nasıl bir azınlık ve esasen özünde ne kadar güçsüz, zayıf olduklarını anlatıyor. Onların gücü, halkların körlüğü sayesinde.
Onlara kör gözüm parmağına payanda ve nefer olmak, sadece “cehalet” değil; aynı zamanda insan olmanın haysiyetine ihanet! (UMUR TALU - T24)
