Bunların üst akılları var, Kim var? Alparslan var, organizeden sorumlu. Gazetecileri de ayarlayabiliyorlar. Ben isim de veriyorum; Abdurrahman Şimşek, Nedim Şener… Örgütün savcısı var, çalıştığımız savcı örgütle bağlantılı çıktı
ABK suç örgütü davası… Savunma yapan Eski il emniyet müdür yardımcısından çarpıcı iddia: ‘Örgütün elebaşısı Bora Kaplan değil, daha büyük liderleri var, siyasete sızmışlar’... Ayhan Bora Kaplan (ABK) suç örgütü davasında, soruşturmayı yapan polislerin savunmasına geçildi. Bu kapsamda savunma yapan dönemin Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik; “Kendisine hüküm verecek, adli tahkikat yapacak görevliler, cumhuriyet başsavcısı, hatta bazı hâkimlerle işbirliği yaptığını gördük. Benim bir çıkarımım var; bu örgütün elebaşısı Ayhan Bora da değil, daha büyük liderleri var. Siyasete sızmışlar maalesef” dedi.
Ayhan Bora Kaplan (ABK) suç örgütüne verilen cezaların istinafta bozulması ve 2 dosyayla birleştirilmesinin ardından 76 sanıklı davaya devam edildi.
Ankara 32. Ağır Ceza Mahkemesi’nce Sincan Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında görülen davada; tutuklu sanıklar Ayhan Bora Kaplan ile davanın “M7” kod adlı gizli tanığı Serdar Sertçelik salonda hazır bulundu.
SORUŞTURMAYI YÖNETEN POLİSLERLE ÖRGÜT SANIKLARI AYNI SIRADA
Ayrıca; soruşturmada görev alan tutuksuz müşteki sanıklar eski Ankara İl Emniyet Müdür Yardımcısı Murat Çelik, eski Şube Müdür Yardımcısı Şevket Demircan ile polisler Metehan İlkyaz ve Gökhan Karaca salonda hazır bulundu.
DİĞER POLİSLER SEGBİS’LE KATILDI
Bunların yanı sıra soruşturmada görev alan tutuksuz müşteki sanıklar eski Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürü Kerem Gökay Öner ve eski polisler Ufuk Gültekin de SEGBİS’le davaya katıldı.
‘AMAÇ POLİSLERİN AKLANMASIYSA…’
Duruşma, Serdar Sertçelik’in birleşen dosya yönünden kalan savunmasıyla başladı.
Mahkeme Başkanı, birleşen telefon dosyasına ilişkin savunmasını yapmak üzere Sertçelik’e süre tanındığını anımsatarak, kürsüye çağırdı. Sertçelik; “Ben savuma yapacağım ama daha hazır değil. Benim adıma tiwetter hesabı açıldığını bile yeni öğrendim. Amaç polislerin aklanmasıysa biz burada neden savunma yapalım? 70 klasör dosyanın 2 günde savunma istenmesi hayatın olağan akışına aykırı” dedi.
‘BASIN DA HABER YAPACAKSA BUNA GÖRE YAPSIN’
Bunun üzerine Sertçelik ile Mahkeme Başkanı arasında şu diyalog yaşandı:
Mahkeme Başkanı: “Ben soruları sana ileteyim, ister cevapla ister cevaplama.”
Serdar Sertçelik: “Başkanım o mesajlaşmalarda bazı siyasilerin ismi geçiyor. Ben daha okumadım. Burada basın var. Ben bilmeden o isimleri burada zikretmek istemiyorum. Basın haber yapıyor.”
Mahkeme Başkanı: “Serdar, basının haber yapıp yapmaması başka konu. Kovuşturma aşamasında gizli saklı bir şey olmaz. Ben sana mesajlaşmaları okuyayım.”
Serdar Sertçelik: “Başkanım başta şunu söyleyeyim. Telefonda yer alan biraz sonra okuyacağınız mesajlaşmalar sahte. Bana ait değil. Basın da haber yapacaksa buna göre yapsın.”
Mahkeme Başkanı: “Birleşen dosyayla alakalı savunma yapmayacaksan susma hakkını kullanmak istediğini belirteceğiz.”
Serdar Sertçelik: “Başkanım bu uyarı bana 36 saat önce yaptınız. 70 Klasörü bu saat içinde okuyamam. Ben savunmamı yapacağım; ama hazır olunca.”
Mahkeme Başkanı: “Ben sana delilleri okuyacağım.”
Serdar Sertçelik: “Başkanım, o mesajların için devlet içinde çalışan bazı siyasi ve bürokratların ismi geçiyor. Burada basın var. O isimler burada okunursa basın yoluyla karalanacak. Bu yönden mesajların okunmamasını talep ediyorum.”
‘MESAJLAŞMALAR SALONDA OKUNDU’
Bu konuşmaların ardından Mahkeme Başkanı, sanık Demircan’ın avukatının ofisinin kapısının önünde bulunan telefonda çıkan ve mevcut davayla birleşen dosyalar arasında bulunan, Sertçelik’in Ayhan Bora Kaplan’ın avukatlarından firari sanık Cengiz Haliç’le ve yurt dışında bulunan gazeteci Erk Acarer’le yaptığı iddia edilen ayrı ayrı mesajlaşmaları okudu.
Söz konusu mesajlaşmalarda eski MHP Genel Başkan Yardımcısı İzzet Ulvi Yönter ve MHP’li siyasilere yönelik ifadeler geçiyordu.
‘GAZETECİLERİ OKUMUYORSUNUZ, BAHÇELİ’Yİ OKUYORSUNUZ’
Mahkeme Başkanı mesajlaşmaları okurken Sertçelik’in avukatları; “Yazışmalarda yer alan gazetecilerin isimlerini okumuyorsunuz ama MHP’li isimleri, Bahçeli’nin adını okuyorsunuz. Ya hepsini okuyun ya da okumayın” diye itirazda bulundu.
Sertçelik ise Mahkeme Başkanı’nın mesajlaşmalara ilişkin sorularına; “Bunları savunmamı yapınca cevap vereceğim” yanıtını verdi. Mahkeme Başkanı’nın sorularını sürdürmesi üzerine Sertçelik’in avukatlarının itirazlarda bulunması üzerine “Avukat bey, siz araya girmeyin” dedi.
‘İSPATLAMAK İÇİN ÇALIŞMAM LAZIM’
Sertçelik’in yanıtlamaması üzerine Mahkeme Başkanı; “Bunlar sana ulaşmış, ne zaman savunma yapacaksın” diye sordu.
Bunun üzerine Sertçelik; “Polisleri aklanmak amaçlanıyorsa, polisler aklansın, biz oturalım. Bunlar sahte diyoruz; ama bunları ispatlamak için çalışmam lazım. Hazır olunca, mahkeme huzurunda savunmamı yapacağım. Ben usulü bilmiyorum; benim hakkım nedir?” ifadelerini kullandı.
Mahkeme Başkanı’nın “Konuşmama hakkın var” yanıtı üzerine Sertçelik; “Ama sonra savunma hakkım yok mu?” çıkışında bulundu.
‘HAKSIZLIĞA UĞRADIĞIMI DÜŞÜNDÜĞÜM İÇİN GERGİNİM’
Mahkeme Başkanı’nın dosya savcısının sorularıyla devam edilmesi yönünde kararının ardından Sertçelik; “Benim savunma hakkım engelleniyor. Anayasaya aykırı, ben 36 saatte nasıl inceleyeyim?” dedi. Savcı’nın ilk sorusunun ardından ise Sertçelik, “Ben savunmamı yapınca bunları yanıtlayacağım savcım. Şu an haksızlığa uğradığımı düşündüğüm için gerginim” çıkışının ardından dosya savcısı; “Şu an ne sorsak yanıtlamayacak. Biz de sorularımızı sonraya saklıyoruz” ifadelerini kullandı.
AVUKATLARIN DA SORULARINI YANITSIZ BIRAKTI
Mahkeme Başkanı’nın sanık avukatlarına soru sorma hakkı tanımasının ardından Sertçelik müdafisi; “Müvekkilime şu an susma hakkını kullanıp kullanmayacak istemesini sormanızı istiyorum” dedi. Mahkeme Başkanı, duruşmanın başında Sertçelik’in bu yönde beyanda bulunduğunu belirterek, müşteki sanık Murat Çelik’in avukatına soru sorma hakkı tanıdı. Sertçelik, avukatların sorularını da yanıtsız bıraktı.
Sertçelik’in avukatı ise “Usul Kanunu gereği müvekkilimin tam savunması alınmamışken, benim savunma yapmam hukuki usule göre mantıklı değildir. Mesajlaşmaların okunmasının önceden kurulmuş bir hükme gerekçe yapıldığı kanaatindeyim” dedi. Diğer avukatları ise “CMK’de usul kanunları yokmuş gibi, keyfilikle müvekkilin savunma hakkının engellendiği kanaatindeyim. Müvekkil zaten savunmasını hazırladığında tüm mesajlara göre ayrıntılı savunmasını sunacak ama siz buna engel oluyorsunuz” ifadelerini kullandı.
‘DİJİTAL MATERYALLERİ VERİN’
Sanık Tansel Aktan’ın avukatı İbrahim Kama söz hakkı alarak; “Bu dava başladığında ilk olarak sizin tutumunuz, dava dosyasına hâkimiyetiniz ben de umut doğurmuştu. 13. Asliye’deki dava buraya eklendi değil mi? Ama neden o dosyadaki dijital materyaller dosyaya kazandırılmadı? 70 klasörlük dosyanın 1 günde incelenmesini niye bekliyoruz. Dijital materyalleri bize verin de biz de savunmamızı yapalım” dedi.
Mahkeme Başkanı saat 13.30’a kadar ara verdi.
‘GÜÇ SİZİN, KÂĞIT SİZİN ELİNİZDE’
Aranın ardından sanık Ayhan Bora Kaplan’a savunması için söz hakkı tanındı.
Kaplan da dosyalara tam ulaşamadığı için savunma yapamayacağını belirterek; “Sizde tıpkı Mehmet Güven gibi kararınızı önceden belirlemişsiniz. Sözde bir yargılama yapılıyor burada. Güç sizin elinizde, kâğıt sizin elinizde… Biz ne yapabiliriz? Siz bizim haklarımızı sınırlıyorsunuz, sonra ‘Bora gel savunma yap’ diyorsunuz. Savunmuyorum. Geçen burada Murat Çelik’le tartıştık. Verin bu dosyayı savcı Mustafa Kaya’nın eline verin; hakkımızda kasten adam öldürmekten dava açar. Yalandan bir rapor aldırtır, Murat Çelik’in kalp krizi geçirme riski vardır diye. Bize dosyayı verin. Bizden önce 50 tane sanık var. Onların savunmasını alın, biz de o sürede hazırlanalım. Anlamıyorum, niye tanımıyorsunuz? Siz de mi inandınız? Siz benim savunmamı yapmama izin vermiyorsunuz. Ben susma hakkımı da kullanmıyorum” dedi.
‘KAYDA GEÇSİN’
Bora Kaplan son cümlesini 3 kere tekrarlaması üzerine Mahkeme Başkanı, “3 kere söylemene gerek yok, bir kere söylesen yeterli. Tamam! Geç yerine” dedi. Bunun üzerine Bora Kaplan; “3 kere söylüyorum ki kayda geçsin” yanıtını verdi.
’50 YILA BOZULACAK’
Sanık Bora Kaplan’ın avukatları ise müvekkillerinin savunmasına katıldıklarını, dosyalar taraflarına verilmedikçe savunma yapamayacaklarını belirterek; “Bu dava bu giderse 50 yıl sonra bozulacak” dedi.
Mahkeme Başkanı savunmaların ardından 20 dakika ara verdi.
Aranın ardından duruşma devam etti...
‘ÇALIŞMALAR BAŞSAVCILIĞIN KOORDİNESİNDE BAŞLATILDI’
Verilen aranın ardından müşteki sanık Murat Çelik’in savunmasına geçildi. Bahse konu suç olayında emniyet müdür yardımcısı olarak görev yaptığını belirten Çelik; “Ben Ankara’ya atandığım da Ayhan Bora Kaplan çıkar amaçlı suç örgütü soruşturma icrası yapan şubelerden sorumlu il emniyet yardımcısı olarak görev aldı. Örgüt, gerçekleştirilen bir düğünle gündeme gelmişti. Bu çalışmalar Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın koordinesinde başlatılmıştı” dedi.
‘ABK SUÇ ÖRGÜTÜ DİĞERLERİNDEN FARKLI’
Kaplan’ın kendisi hakkında soruşturma yapıldığını öğrendiği anda yurt dışına çıkarken yakalandığını belirten Çelik; “Tamamen hukuk içinde kaldım. Bu örgütün iftiraları nedeniyle burada 113 gün tutuklu kaldım. ABK suç örgütü diğer örgütlerden farklı. Maalesef kendisine hüküm verecek, adli tahkikat yapacak görevliler, cumhuriyet başsavcısı, hatta bazı hâkimlerle işbirliği yaptığını gördük. Benim bir çıkarımım var; bu örgütün elebaşısı Ayhan Bora da değil, daha büyük liderleri var. Siyasete sızmışlar maalesef” ifadelerini kullandı.
‘ABDURRAHMAN ŞİMŞEK, NEDİM ŞENER…’
Dosyayla birleştiren telefon davasına da değinen Çelik; “Kim gönderdi bilmiyorum ama Allah razı olsun. Ben devletin ekmeğiyle büyümüş bir memurum. Devlet kavramı bizim babamızdır. Vatanı da annemiz biliriz. Bunların üst akılları var, Kim var? Alparslan var, organizeden sorumlu. Gazetecileri de ayarlayabiliyorlar. Ben isim de veriyorum; Abdurrahman Şimşek, Nedim Şener… Örgütün savcısı var, çalıştığımız savcı örgütle bağlantılı çıktı. Başsavcıya araba almışlar. Biz böyle bir örgütle mücadele nasıl edelim? Hakkında hüküm veren hâkime ‘şekerim’ diyor. Devleti elmalı şeker mi sanıyor? Ayhan Bora yakalandığında, gerçek silahı vardı. Bende de devletin verdiği silah vardı” diye konuştu.
‘SERDAR YALAN RÜZGÂRI’
Sanık Sertçelik’in ifadelerine yönelik konuşan Çelik; “Serdar yalan rüzgârı. Televizyondan dinliyorum, sanki gerçek kişinin, gerçek beyanı. İşte gerçek beyan benim. Ben Mustafa Kaya’yı hiç tanımıyorum. Sadece bir kere toplantı yaptık. Ayhan Bora bizim yanımıza gelmek istedi, geldi. Elimi öpmeye kalktı, namaz kılmak istedi” dedi.
‘TELEFONDA YAZANLAR YAPTIKLARININ YÜZDE 10’U’
Sanıkların “görüşme odası” iddialarına da değinen Çelik; “Bu telefonda yazanlar benim başıma geldi efendim. O telefonda yazanlar bu örgütün yaptıklarının yüzde 10’u. Geriye kalan 26 dosya var. Onların da incelenmesi gerekir. O dosyada az sanık var. Daha fazla olması gerekirdi. Siz şimdi gelin, adamların dişlerini sökün, sonra yargılanmayın. Böyle bir şey yok. Görüşme odası diyorlar. Orası bizim dinlenme odamız. Oranın mobilyalarını bir şube müdürümüz seçti (Kerem Gökay Öne)” ifadelerini kullandı.
‘SERDAR 10 KERE KAÇTI’
Sertçelik Kıbrıs’tayken onunla sanık Demircan’ın Nurullah Kopuk üzerinden iletişim kurduğunu belirten Çelik; “Serdar 10 kere kaçmış. Evinden çıktı, bir daha gelmedi. Öner’den evine dönmemesinde Öner’den haberdar oldum. Nereye kaçtığını bilmiyorduk, sadece İstanbul’a gideceği yönünde istihbarattan bilgi geldi” dedi.
‘MUSTAFA ÖZTAŞ YAKIN ARKADAŞIM’
Mahkeme Başkanı, dosyaya dâhil edilen ve Sertçelik’in Ayhan Bora Kaplan’ın avukatlarından firari sanık Cengiz Haliç’le ve yurt dışında bulunan gazeteci Erk Acarer’le yaptığı iddia edilen ayrı ayrı mesajlaşmaların bulunduğu telefon hakkında sorular yöneltti. Mahkeme Başkanı ile Çelik arasında şu diyalog yaşandı:
Mahkeme Başkanı: “Mustafa Öztaş’ı (telefondan parmak izi saptanan kişi) tanıyor musunuz?”
Sanık Çelik: “Mustafa Öztaş benim uzun yıllardır arkadaşım. Yurt dışında şirketleri var. Benim güvendiğim, karakterli bir arkadaşım. Mustafa Öztaş’ın yanına bu telefonla gittik. Savcılığa verdiğimiz, tutanak tuttuğumuz gün götürdük.”
Mahkeme Başkanı: “Niye Mustafa’yı es geçip, direkt Mustafa’nın yanına gittiniz?”
Sanık Çelik: “Güvendiğimiz arkadaşımızdı efendim.”
Mahkeme Başkanı: “Mustafa bu telefonu inceledi mi?”
Sanık Çelik: “Ben dokunduğunu görmedim efendim.”
‘SERTÇELİK’E GİZLİ BİLGİLER VERMEDİK’
Mahkeme Başkanı’nın Sertçelik’in gizli tanıklık süreciyle ilgili soruları üzerine; “Sertçelik’e gizli bilgiler vermedik. Yüksel Kocaman’la ilgili bir çalışma yapıldıysa, bu gerekçeli. Bizim haddimize değil. Savcı ne emir verdiyse arkadaşlarımız onları yapar. Bize atfedilen suçları biz işlemedik. İşlemediğimiz önünüzdeki dosyalarda ayan beyan ortada” dedi.
‘DOĞRU, TELEFONUMU SIFIRLADIM’
Telefonunu görev değişikliğinden dolayı sildiğini savunan Çelik; “Ben kritik görevlerde bulunduğum için her telefon değişikliğinde telefonumu sıfırlarım. Aranmayı pek sevmem. Evimin aranmasından önce de bakarsanız, 1 hafta önce İçişleri Bakanlığı’ndan aranıp 1. Sınıf Emniyet Müfettişi olarak atandığım anlaşılır” dedi.
3 SAVCIYI SUÇLADI
Gözaltına alındığında örgütün haberinin olduğunu iddia eden Çelik; “Savcı bey benden bir terörist çıkarmaya çalıştı. Yüksel Kocaman, Veysel Kaçmaz, Ahmet Yıkılmaz’ı HSK’ye şikâyet ettim. Bana karşı operasyonda işbirliği yaptıklarına dair kanaatim var” ifadelerini kullandı.
‘İÇERDEN BİLGİ VERİLDİ’
Kaplan’ın avukatlarından firari sanık Cengiz Haliç’in içerden bilgi alarak kaçtığını ileri süren Çelik; “Ahmet Yıkılmaz’ı (dönemin ABK soruşturmasından sorumlu başsavcı vekili) aradım, ‘Haliç var; ama yakalama kararı yok’ dedim, ‘Ben halledeceğim’ dedi. Sonra da Haliç kaçtı. İçerden bilgi verildi. Asıl delilleri karartan bunlar efendim” ifadelerini kullandı.
‘ÖVEMEM AMA ETKİLİ BİR ÖRGÜT’
Çelik, dava konusu suç örgütü sanıklarının kendilerine yönelik söylemlerine ilişkin; “Bizi FETÖ’ye bağlamaları, burada yaptıkları etkili bir örgüt olduklarını gösteriyor. Ben suçu ve suçluyu övemem; ama etkili bir örgüt” dedi.
AVUKATLARIN SORULARINI YANITSIZ BIRAKTI
Çelik; sanık Bora Kaplan’ın firari sanık Av. Haliç hakkında gözaltı kararı alınmasından kaçışına kadar ki 3 aylık süreçte neden başka işlem yapılamadığı sorusunu yanıtsız bıraktı. Çelik; dava konusu suç örgütü yönünden sanıkların avukatlarının sorularını yanıtlamadı.
SALONDA ŞİŞELİ KAVGA
Avukatların savunmaları sürmesi nedeniyle ara verdi. Ara verilmesi nedeniyle taraflar salondan çıkarken, Çelik avukatları ile sanıklar arasında tartışma çıktı. Laf atışmaları yapılırken, izleyici kısımlarından da sanıklara doğru “Terbiyesizlik yapma lan!” diye laf atılınca, sanıklardan biri yakın izleyici sıralarına suç şişesi fırlattı. Kavgayı polis dindirdi.
KÜFÜRLÜ MESAJLAR HAKKINDA KONUŞMADI
Verilen aranın ardında avukat sorularına devam edildi. Sertçelik’in avukatı, Çelik’in savunmasındaki “Ben vicdan sahibi bir memurum” ifadelerini anımsatarak, dosyada Çelik ile Demircan arasında geçtiği iddia edilen “küfürlü” mesajlaşmaların Çelik’ ait olup olmadığı yönünde soru yöneltti. Çelik bu soruyu yanıtsız bıraktı.
‘İSTEDİ Mİ HATIRLAMIYORUM’
Kaplan’ın avukatlarından Umut Köroğlu, ana davanın Mahkeme Başkanı Mehmet Güven ile Demircan arasındaki konuşmalarda, emniyetin Güven’e araç tahsisi konusundaki konuşmayı anımsatıp, “Emniyetin görevi miydi?” sorusunu yöneltti. Çelik; “Savcı ve hâkimler araç isteyebilir, bunda bir sorun yok. İstedi mi hatırlamıyorum” dedi.
15 TEMMUZ KONUŞMASI
Avukatların sorularının ardından sanık Bora Kaplan, Çelik’e soru yöneltti. Bu kısımda şöyle bir diyalog yaşandı:
Bora Kaplan: “Kaçacak birisi 2 gün önceden bilet alır mı?”
Çelik: “Başkanım, operasyon yaptığım bir suç örgütü liderinin sorularını yanıtlamak istemiyorum.
Mahkeme Başkanı: “Dava sürüyor, bu yönde konuşamazsınız. Yanıtlayacak mısınız?”
Çelik: “Hayır, yanıtlamayacağım efendim.”
Kaplan: “Ben daha hüküm giymedim, biz onlara yönelik böyle konuşsak suç oluyor.”
Mahkeme Başkanı: “Ben gerekli uyarıları yaptım, sen sorularına devam et.”
Kaplan: “Savunmasında kastettiği üst akıl kim?”
Çelik: “Bir kişiyi kastetmiyorum, kastetsem isim veririm. Örgütün kamudaki üyelerine yönelik böyle bir çıkarırım var.”
Kaplan: “15 Temmuz’daki silahlı fotoğrafıma yönelik ifademde soru sorulmasına yönelik bir talimatı var mı?”
Çelik: “15 Temmuz’da sokağa çıkan her vatandaşlarımızdan Allah razı olsun. Hepsi kalbimizde. 15 Temmuz benim hassas yerim. O gün birkaç kez vuruluyordum.”
Mahkeme Başkanı: “Bora Kaplan’ın sorusuna yanıt ver.”
Çelik: “Bu soruya yanıt vermeyeceğim, efendim.”
Kaplan: “Efendim, ’15 Temmuz’da silahlı fotoğrafı var. Bunu da soralım’ diye mesajı var.”
Çelik: “Efendim, o gece devleti savunmak için mi çıktı, düşmanını vurmak için mi? Devleti savunmak için çıktıysa, suçlu da olsa Allah razı olsun. Alparslan (üst akıllardan gösterdiği birisi) Adil Öksüz’ün kaçmasında yardımcı olan kişiydi. Bora Kaplan da onu savunan kişi oldu.”
YÜKSEL KOCAMAN VE AHMET YIKILMAZ SORUSUNU YANITSIZ BIRAKTI
Bora Kaplan’ın ardından sanık ve davanın gizli tanığı “M7” kod adlı Serdar Sertçelik’in sorularına geçildi. Sertçelik; Çelik’e “Demircan’ın Yüksel Kocaman ve Ahmet Yıkılmaz hakkında ikinci gizli tanık ifademde baskı yaptığını biliyor mu?” sorusu yöneltti. Çelik, soruyu yanıtsız bıraktı.
‘SERDARCIĞIM-MURATCIĞIM’ TARTIŞMASI
Çelik; Sertçelik’in “Yüksel Kocaman, Ahmet Yıkılmaz hakkında HSK’ye şikâyette bulunmanız tesadüf mü?” sorusuna, “Serdarcığım ben senden de şikâyetçiyim” yanıtı verdi. Bunun üzerine Sertçelik de “O zaman Muratçığım” diye yanıt vermeye başlayınca, izleyici kısmındaki yakınlardan birisi “Hop!” diye bağırdı. Bunun üzerine izleyiciler arasında tartışma yaşanınca, polisler bağıranı dışarı çıkardı.
