Brüksel, insan hakları savunucularına kulak tıkadı; AB-İsrail anlaşmasını askıya almadı

Avrupa'nın hemen tüm insan hakları kuruluşlarının çağrısına karşın Brüksel'deki AB Dışişleri Bakanları toplantısında AB-İsrail Ortaklık Anlaşması'nın askıya alınmasına yönelik tasarı kabul görmedi. Batı Şeria'daki bazı yerleşimci örgütlerine ve kimi Hamas yöneticilerine yaptırım kararı çıktı. İsrail hükümetine yönelik hiçbir yaptırım talebi karşılık bulmadı.


Avrupa Birliği, Uluslararası Af Örgütü ve 90’dan fazla insan hakları, insani yardım kuruluşu ve sendikanın çağrısına karşın İsrail’le Ortaklık Anlaşması’nı askıya almadı.

AB dışişleri bakanları, 11 Mayıs Pazartesi günü Brüksel’de yapılan Dışişleri Konseyi toplantısında, İsrail hükümetine yönelik daha geniş ekonomik ve siyasi önlemler konusunda uzlaşmaya varamadı.

Yalnızca Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddetle bağlantılı İsrailli yerleşimciler ve bazı Hamas temsilcilerine yaptırım uygulanması konusunda siyasi mutabakata vardı.

Toplantı, AB’nin İsrail politikasında aylardır büyüyen çatlağı bir kez daha açığa çıkardı: AB üyelerinin bir bölümü İsrail’le ilişkilerin ticari ve kurumsal düzeyde gözden geçirilmesini isterken, Almanya ve İtalya’nın da içinde yer aldığı blok anlaşmanın askıya alınmasının önünü kesti. 

Brüksel’de, 27 dışişleri bakanının toplantısı 

11 Mayıs toplantısı, AB’nin olağan Dışişleri Konseyi oturumu formatında Brüksel’deki Avrupa Konseyi binasında yapıldı. Toplantıya 27 üye ülkenin dışişleri bakanları katıldı; oturuma AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas başkanlık etti.

Resmî gündemde Ukrayna savaşı, Batı Balkanlar, İran, Suriye, Güney Kafkasya ve İsrail-Filistin başlıkları yer aldı. İsrail-Filistin oturumu ise Gazze’deki insani yıkım, Batı Şeria’daki yerleşimci şiddeti ve AB-İsrail Ortaklık Anlaşması’nın geleceği etrafında şekillendi.

"İsrail'e kırmızı halı değil, kırmızı çizgi"

Tartışmanın merkezinde, 2000’den beri yürürlükte olan AB-İsrail Ortaklık Anlaşması vardı. Anlaşmanın 2. maddesi, taraflar arasındaki ilişkilerin “insan haklarına ve demokratik ilkelere saygı” temelinde yürütülmesini öngörüyor. Hak örgütleri, İsrail’in Gazze’deki savaş uygulaması, Batı Şeria’daki yerleşim politikası ve Filistinlilere yönelik sistematik ihlalleri nedeniyle bu maddenin artık işletilmesi ve ihlallerin karşılığının verilmesi gerektiğini savunuyor.

Uluslararası Af Örgütü, toplantı öncesinde yaptığı çağrıda Almanya Başbakanı Friedrich Merz ile İtalya Başbakanı Giorgia Meloni’ye özel olarak seslendi. Örgütün Avrupa'daki 21 bürosunun yöneticileri, "Kırmızı halı değil, kırmızı çizgi: Italya ve Almanya AB-İsrail Anlaşmasının Askıya Alınmasını Desteklemeli" başlıklı bir bildiriyle özellikle 11 Mayıs toplantısında İsrail'e yaptırım uygulanmasının önünü kapatan Almanya-İtalya blokuna seslendiler.  

Örgüt, İsrail’in ihlallerine karşı “uyarı ve diyalog” siyasetinin sonuç vermediğini, AB’nin eylemsizliğinin “suç ortaklığı riski” doğurduğunu belirtti. Af Örgütü’ne göre AB’nin yalnızca kınama açıklamalarıyla yetinmesi, kendi insan hakları hükümlerini fiilen hükümsüz bırakıyor.

90’dan fazla kuruluşun imzaladığı ortak mektupta da aynı çizgi savunuluyordu: Yalnızca Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması değil, yasa dışı İsrail yerleşimleriyle ticaretin yasaklanması, İsrail’e silah transferlerinin durdurulması ve AB’nin ekonomik ayrıcalıkları insan hakları yükümlülüklerine bağlaması istendi.

Anlaşmayı askıya almayı savunanlar: İspanya, İrlanda, Belçika, Slovenya

Toplantıda İsrail’e karşı daha sert önlemler isteyen ülkeler arasında İspanya, İrlanda, Belçika, Slovenya, Lüksemburg ve Hollanda öne çıktı. Bu ülkeler, Gazze’deki savaş, Batı Şeria’daki yerleşimci şiddeti ve uluslararası hukukun ihlali gerekçesiyle AB’nin mevcut çizgisinin yetersiz kaldığını savundu.

İrlanda Dışişleri Bakanı Helen McEntee, toplantı öncesinde AB’nin “tırmanan şiddet ve süreğen uluslararası hukuk ihlalleri karşısında seyirci kalamayacağını” söyledi. Lüksemburg Dışişleri Bakanı Xavier Bettel de AB’nin bu tabloya “göz yumamayacağını” belirtti.

Fransa ve İsveç ise daha sınırlı ama somut bir ticaret önlemi önerdi. İki ülke, yasa dışı Batı Şeria yerleşimlerinden gelen ürünlere yönelik gümrük tarifesi ya da ticari sınırlama önerisini gündeme getirdi. İsveç Dışişleri Bakanı Maria Malmer Stenergard, bu yolu “en gerçekçi öneri” olarak niteledi. 

İnsan haklarına fren isteyenler: Almanya ve İtalya ekseni

Anlaşmanın askıya alınmasına en mesafeli duran ülkeler arasında başı Almanya ve İtalya çekti. Af Örgütü’nün kampanyasını doğrudan Merz ve Meloni’ye yöneltmesinin nedeni de buydu. Örgüt, Berlin ve Roma’nın desteği olmadan AB’nin İsrail’le ilişkilerde yapısal bir karar alamayacağını vurguladı.

İtalya Dışişleri Bakanı Antonio Tajani, yerleşimcilerin ürünlerine yönelik ticari önlem önerisini incelemek için daha fazla zamana gerek olduğunu ileri sürdü. Almanya ise önceki AB tartışmalarında olduğu gibi Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınmasına kategorik olarak karşı çıktı. 

Teknik olarak da Ortaklık Anlaşması’nın askıya alınması için oybirliği gerektiğinden Almanya, İtalya ya da başka bir üye ülkenin itirazı kararın önünü kapatmaya yetiyordu. 

Kallas: “Gerekli destek yoktu”

Toplantıdan sonra yaptığı açıklamada AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Kaja Kallas, bazı üye devletlerin anlaşmanın “tam ya da kısmen askıya alınmasını” önerdiğini, bazı ülkelerin ise buna karşı çıktığını aktardı. 

Kallas, “Ortada oybirliği gerektiren bir karar tasarısı vardı ama salonda bunun için gerekli destek yoktu” dedi. Mevcut tedbirler bakımından da bazı üye devletlerin tutum değiştirmesi gerektiğini belirtti; “Bugün bunu görmedik” diye konuştu. 

Kallas'ın açıklaması toplantının başlıca sonucunu özetliyordu: AB içinde İsrail’e karşı daha ağır ekonomik ve siyasi yaptırım isteyenlerin oluturduğu blok genişlese de karar için yeter çoğunluk -oybirliği- oluşmamıştı. 

Somut karar: Yerleşimcilere sınırlı yaptırım

Toplantıdan çıkan tek somut sonuç, Batı Şeria’da Filistinlilere yönelik şiddetle bağlantılı İsrailli yerleşimcilere ve yerleşimci örgütlerine yaptırım uygulanması oldu. Reuters’a göre paket üç İsrailli yerleşimci ile dört yerleşimci örgütünü hedefliyor. İsimler hukuki süreç tamamlanmadan kamuoyuna açıklanmadı.

Yaptırımların seyahat yasağı ve malvarlığı dondurma gibi hedefli tedbirleri içermesi bekleniyor. Aynı paket kapsamında bazı Hamas şahsiyetleri de yaptırım listesine alındı.

Bu adımın önü, Macaristan vetosunun kalkmasıyla açıldı. Reuters ve AP, yaptırım paketinin aylar boyunca Viktor Orbán hükümeti tarafından bloke edildiğini, Budapeşte’deki siyasi değişimin ardından vetonun kalktığını aktardı.

İsrail: "Keyfi ve siyasi", Hamas: "Siyaseten iki yüzlü"

Karara İsrail hükümeti sert tepki gösterdi. İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, AB’nin İsrail yurttaşları ve kuruluşlarına “keyfi ve siyasi” biçimde yaptırım uyguladığını savundu. İsrail Başbakanlık Ofisi ise AB’yi İsrailli yerleşimcilerle Hamas arasında “yanlış bir simetri” kurmakla suçladı.

Hamas yetkilisi Basem Naim de Reuters’a yaptığı açıklamada kararı “siyasi ikiyüzlülük” olarak niteledi: Naim, AB’nin mağdurla faili eşitlediğini savundu.

Hak örgütleri: Doğru yönde ama yetersiz

Hak örgütleri ve bazı uzmanlara göre karar, AB’nin İsrail politikasında yapısal bir değişim anlamına gelmiyor. Human Rights Watch (HRW) AB Direktör Yardımcısı Claudio Francavilla, yaptırımları “doğru yönde bir adım” olarak nitelendirdi; ancak AB’nin uluslararası hukuka uygun davranmak için “çok daha fazlasını” yapması gerektiğini söyledi.

Avrupa Dış İlişkiler Konseyi’nden Hugh Lovatt da AP’ye yaptığı değerlendirmede AB’nin eylem alanını birkaç kişi ve kuruluşa daraltarak “çok daha sistemik meseleleri” göz ardı ettiğini belirtti.

İrlandalı Avrupa Parlamentosu üyesi Barry Andrews ise kararı “hoş karşıladıklarını" ama atılan adımın "bebek adımı” olduğunu söyledi. Andrews, İsrail yerleşimlerinden gelen ürünlerin yasaklanması, etiketlenmesi ve İsrail’le araştırma işbirliklerinin sonlandırılması gerektiğini savundu.

Sonuç: AB çizgiyi aşmadı

11 Mayıs toplantısı, AB’nin İsrail politikasında iki yönlü bir sonucu ortaya çıkardı. Bir yandan Macaristan vetosunun kalkmasıyla Batı Şeria’daki yerleşimci şiddetine karşı sınırlı bir yaptırım adımı atıldı. Öte yandan İsrail devletiyle ekonomik, ticari ve kurumsal ilişkilere dönük esas karar alınamadı.

Af Örgütü’nün istediği kırmızı çizgi çekilemedi: AB-İsrail Ortaklık Anlaşması yürürlükte kaldı. AB, İsrail üzerinde sistemli bir ekonomik baskı uygulamak yerine, birey ve örgütlere dönük sınırlı bir yaptırım tutumu gösterdi. (BİANET)

Blogger tarafından desteklenmektedir.