Eski CHP'li vekilden çok konuşulacak paylaşım... İki olaya işaret etti: 'Kılıçdaroğlu'nu istihbarat kontrol ediyordu'
Kurultay seçiminde kaybettiği genel başkanlık görevine mahkeme kararıyla dönebilen Kemal Kılıçdaroğlu'na tepkiler yükselmeye devam ederken; eski CHP milletvekili Hüseyin Aygün, Kılıçdaroğlu'nun MİT'in kontrolünde hareket ettiğini ve CHP'nin bu temel üzerinde yeniden dizayn edildiğini öne sürdü. Aygün, iki ayrı olaya dikkat çekti.
Cumhuriyet Halk Partisi'ne (CHP) yönelik mutlak butlan kararı sonrası, polis müdahalesi talep ederek CHP Genel Merkezi'ni tahliye ettiren eski genel başkan Kemal Kılıçdaroğlu, tepkilerin odağında...
Dün CHP Genel Merkezi'nden yansıyan utanç görüntüleri hafızalardaki yerini korurken, CHP'li eski vekilden Kılıçdaroğlu hakkında çok çarpıcı bir paylaşım geldi.
'KILIÇDAROĞLU'NU İSTİHBARAT KONTROL EDİYORDU'
Eski CHP Milletvekili Hüseyin Aygün, Kemal Kılıçdaroğlu'nun MİT'in kontrolünde hareket ettiğini ve CHP'nin bu temel üzerinde yeniden dizayn edildiğini iddia etti.
Aygün'ün aktardığına göre Kılıçdaroğlu, MİT'in rahatsız olduğu milletvekiline gözdağı verdi, "devlet" tarafından verilen karar doğrultusunda "üstü çizilen vekiller listesi" oluşturdu.
ÖRNEKLER VERDİ, İKİ OLAYA DEĞİNDİ
"CHP eski Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun 'istihbaratın kontrolünde hareket ettiğini' gösteren olaylar bunlar. CHP, bu ağlar temelinde dizayn edilmiştir" iddiasında bulunan Aygün, yaşanan iki olaya değindi.
Aygün'ün aktardığına göre bu olaylardan ilki, AKP ve özellikle MİT'in rahatsız olduğu Suriye gündemiyle alakalıydı.
Aygün, dönemin CHP Hatay Milletvekili Refik Eryılmaz'ın Suriye'ye yönelik çalışmalarından rahatsız olan MİT'in Kılıçdaroğlu'nu uyardığını, Kılıçdaroğlu'nun da Eryılmaz'a gözdağı verdiğini aktardı.
Aygün'ün aktardığı bir diğer olay ise "üstü çizilen milletvekillerine" dair liste oldu. Aygün, "Bazı milletvekillerinin 'CHP'de bir dahaki dönem olmaması gerektiği'ne 'devlet' tarafından karar verilmişti (Bu 'devlet'in, 'hangi devlet' olduğunu tahmin edersiniz)" ifadelerini kullandı.
'MİT UYARDI, KILIÇDAROĞLU GÖZDAĞI VERDİ'
Sosyal medya üzerinden "CHP'de 2015 tasfiyeleri ve MİT'in rolü" başlıklı bir açıklama yapan Aygün, "Cumhuriyeti, CHP'nin bir 'eski genel başkanı'nın eliyle yıktılar. Bunu da not ediyoruz. Ama Türkiye halkının bilmesi gereken başka 'notlar' var" ifadelerini kullandı.
Aygün, bugüne nasıl gelindiğinin ipuçlarının 2015 ve 2028 seçimlerinde saklı olduğunu ifade etti ve "İki olay anlatacağım. CHP eski Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun 'istihbaratın kontrolünde hareket ettiğini' gösteren olaylar bunlar. CHP, bu ağlar temelinde dizayn edilmiştir" iddiasında bulundu.
Aygün, 2011 sonrası AKP ve özellikle MİT'in belli "hassas konular"ın tartışılmasından rahatsız olduğunu ve bu "hassas konuların" başında da Suriye'nin geldiğini söyledi.
2011 ile 2015 yılları arasında CHP Hatay Milletvekili olarak görev yapan Refik Eryılmaz'a işaret eden Aygün, şu ifadeleri kullandı:
"Refik Eryılmaz, Hatay milletvekili olarak cihatçı yamyamların Suriye'de yaptıkları katliamları güçlü bir şekilde teşhir eden bölge milletvekiliydi. Türkiye-Suriye sınırına kadar giderek cinayetleri belgeliyor, cihatçıların Hatay'da tedavi edilmesini teşhir ediyor, Şam'a giderek Türk gazeteciyi bizzat Beşar Esad'dan teslim alıyor, tek bir gün boş durmuyordu.
Refik öylesine etkiliydi ki, TBMM grubu ile 'Suriye konusu' ile ilgili Amerika'ya davet edildi. Gitti ABD'de, cihatçılara desteğin Ortadoğu'daki muhtemel sonuçlarını bugünün faillerine, yani Amerikalılara da anlattı."
Bunun üzerine dönemin CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun Eryılmaz'ı makamına çağırarak uyardığını ve "MİT seni izliyor, hareketlerine dikkat et" dediğini aktaran Aygün, "Refik'e sormuştum: 'Sen Kemal Bey'e ne cevap verdin?' Refik sessiz kalmış, sanırım bir parça endişelenmiş. Normal, herkes korkabilir. Hele ki karşında devletin istihbarat örgütü varsa" ifadelerini kullandı.
Aygün, "Ama burada en önemli nokta, MİT'in CHP gibi bir partinin genel başkanını 'uyarması', genel başkan olacak zatın -MİT'e 'hangi hadle benim milletvekilimi izlersiniz' demek yerine- kendi milletvekiline adeta gözdağı vermesiydi" dedi.
'CHP'DE ÜSTÜ ÇİZİLEN VEKİLLERİN LİSTESİNE DEVLET KARAR VERDİ'
Açıklamasına "Refik kadar olmasa da- 2011 sonrası Suriye meselesiyle ilgilenen milletvekillerinden biriydim. Cezaevleri, Çarkın'ın itiraf ettiği faili meçhul cinayetler, toprak altındaki kimliksiz ölüler, TBMM'de cemevi, Dersim '38 meselesi. Bunlar çalışma alanlarımdı" ifadeleriyle devam eden Aygün, "Hiç kimse bu görevleri bana vermemişti. Yerimde otursaydım, el kaldırıp indirseydim, CHP de, Kılıçdaroğlu da çok memnun olurdu. Yapmadım. Elbette bunun bir 'bedeli' olacaktı. Biliyordum" dedi.
Aygün, Kılıçdaroğlu'na yakın bir ismin, kendisine "üstü çizilen milletvekilleri listesi"nden bahsettiğini aktardı ve "Bazı milletvekillerinin 'CHP'de bir dahaki dönem olmaması gerektiği'ne 'devlet' tarafından karar verilmişti (Bu 'devlet'in, 'hangi devlet' olduğunu tahmin edersiniz)" ifadelerini kullandı.
O dönemde Kılıçdaroğlu'nun kendisinden istifasını istediğini ve "Partiye zarar vermemek için istifa ediyorum" cümlesine yer verdiği istifa dilekçesini imzaladığını aktaran Aygün, devamında yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Birkaç gün sonra danışmanı TBMM'de odama geldi, 'patron dilekçeyi işleme koymayacak, istifaya zorladılar derler' dedi. Sonra seçimlere bir yıl kala, resmen disipline verdiler ('Beykoz Konakları' eleştirilerim), yine güçleri yetmedi, yine atamadılar.
2015'in öncesinde, Kemal Bey'e yakın isimler -hararetle ve memnuniyetle- yine bir 'MİT listesi'nden bahsediyorlardı. 'Milletvekili olmayacaklar' listesi. Tahmin ettiğiniz gibi, Refik de ben de listede başlardaydık -Ne tuhaf bu 'sayfa'lardan hep onur duymuşumdur-. Refik yeniden milletvekili olmak istedi, yapmadılar -Sonra belediye başkanı oldu ama-.
Ben zaten en az altı ay evvelden, 'aday olmayacağım' diye açıklama yapmıştım. Meşum 'liste'den değil ama, CHP'lilerden her gün 'dayak yemek'ten bıkmıştım, bir gün bir milletvekili (Şu an Erdoğan'ın gadrini tadan Tanju Özcan onların başında gelir), ertesi gün Balıkesir'de bir ilçe (mesela Sındırgı) belediye başkanı -basın önünde- hakaret ediyordu, cevap veremiyordum. İnsan bir kavgaya girerse, 'arkadaşı' ile kavga edemez ki -Sonra 'arkadaşlar'la da kavga edilebileceğini öğrendim ama-..
Listeye alınmamız 'yeni' değildir ve sebepleri de uzundur: Kısaca -ben ve Refik'ten kaynaklanmayan en az beş yüz yıllık geçmişi- ve dört yıllık aktif meclis faaliyetlerine dayanır."
'2018 SEÇİMLERİNDE BU DEFA 'PARTİNİN SOL KANADI'NI KIRIP ATTI'
"Hep 'devletlü' olan Kılıçdaroğlu, 2015'te biz 'ufak lokmaları' yedikten sonra, 2018 seçimlerinde bu defa 'partinin sol kanadı'nı kırıp attı" diyen Aygün, açıklamasını şöyle noktaladı:
"Altılı Masa, Meral hanım ve arkasındaki -derindeki güçler-, CHP'de 'solcu' istemiyordu. -Bugünlerde adı sıkça basında yer alan Veli Ağbaba'yla konuşmuştum, bizzat o bana söylemişti: 'Bu, CHP sol kanadın tasfiyesidir!'-
Kılıçdaroğlu'nun 'kayyum' olarak CHP'ye atanması ve 'CHP'nin işgali' sonrası, tarihte kalmış bu 'sayfalar'ın herkes tarafından bilinmesi gerektiğini düşündüm."
İŞTE O PAYLAŞIM...
Hüseyin Aygün'ün paylaşımının tamamı şu şekilde:
CHP'DE 2015 TASFİYELERİ VE MİT'İN ROLÜ
21 Mayıs 2026 Cuma gününden beri Türkiye halkı ve CHP seçmeni "şok" halinde. Bir eski genel başkan, Saray tarafından CHP'nin başına "kayyum" olarak atandı. Bu yüzden, bir kaç gündür meydanlarda "Hain Kemal" sloganları atılıyor. Bu tarihte görülmüş bir şey değil.
24 Mayıs pazar günü ise, CHP genel merkez binasının kapıları kırıldı ve gaz bombaları eşliğinde binaya giren polisler, binayı işgal etti. Bu, "Cumhuriyet'in tasfiyesi"ni gösteren ironik bir mesajdı.
Cumhuriyeti, CHP'nin bir "eski genel başkanı"nın eliyle yıktılar. Bunu da not ediyoruz. Ama Türkiye halkının bilmesi gereken başka "notlar" var.
Bu kısa yazıda sizi 2015 ve 2018 seçimlerine götüreceğim. Bugünlere nasıl geldiğimizin ipuçları o seçimlerde saklıdır.
İki olay anlatacağım. CHP eski genel başkanı Kılıçdaroğlu'nun "istihbaratın kontrolünde hareket ettiğini" gösteren olaylar bunlar. CHP, bu ağlar temelinde dizayn edilmiştir.
2011 sonrası AKP -ve özellikle MİT- belli "hassas konular"ın tartışılmasından rahatsız olmuştur. Suriye bu meselelerin başında gelir.
Refik Eryılmaz, Hatay milletvekili olarak cihatçı yamyamların Suriye'de yaptıkları katliamları güçlü bir şekilde teşhir eden bölge milletvekiliydi. Türkiye-Suriye sınırına kadar giderek cinayetleri belgeliyor, cihatçıların Hatay'da tedavi edilmesini teşhir ediyor, Şam'a giderek Türk gazeteciyi bizzat Beşar Esad'dan teslim alıyor, tek bir gün boş durmuyordu.
Refik öylesine etkiliydi ki, TBMM grubu ile "Suriye konusu" ile ilgili Amerika'ya davet edildi. Gitti ABD'de, cihatçılara desteğin Ortadoğu'daki muhtemel sonuçlarını bugünün faillerine, yani Amerikalılara da anlattı.
O yoğun haftalarda, Kılıçdaroğlu bir gün Refik'i makamına çağırdı ve "uyardı." "MİT seni izliyor, hareketlerine dikkat et" dedi. Refik'e sormuştum: "Sen Kemal beye ne cevap verdin?" Refik sessiz kalmış, sanırım bir parça endişelenmiş. Normal, herkes korkabilir. Hele ki karşında devletin istihbarat örgütü varsa.
Ama burada en önemli nokta, MİT'in CHP gibi bir partinin genel başkanını "uyarması", genel başkan olacak zatın -MİT'e "hangi hadle benim milletvekilimi izlersiniz" demek yerine- kendi milletvekiline adeta gözdağı vermesiydi.
-Refik kadar olmasa da- 2011 sonrası Suriye meselesiyle ilgilenen milletvekillerinden biriydim. Cezaevleri, Çarkın'ın itiraf ettiği faili meçhul cinayetler, toprak altındaki kimliksiz ölüler, TBMM'de cemevi, Dersim '38 meselesi. Bunlar çalışma alanlarımdı.
Hiç kimse bu görevleri bana vermemişti. Yerimde otursaydım, el kaldırıp indirseydim, CHP de, Kılıçdaroğlu da çok memnun olurdu. Yapmadım. Elbette bunun bir "bedeli" olacaktı. Biliyordum.
Genel başkana yakın bir arkadaş bir gün bana, "üstü çizilen milletvekilleri listesi"nden bahsetti. Bazı milletvekillerinin "CHP'de bir dahaki dönem olmaması gerektiği"ne "devlet" tarafından karar verilmişti (Bu "devlet"in, "hangi devlet" olduğunu tahmin edersiniz).
"Çin Gezisi"nden dönen Kemal Kılıçdaroğlu istifamı istedi, "partiye zarar vermemek için istifa ediyorum" tek cümlesiyle, mavi kalemle imzaladım, kendisine verdim dilekçeyi. Bir kaç gün sonra danışmanı TBMM'de odama geldi, "patron dilekçeyi işleme koymayacak, istifaya zorladılar derler" dedi. Sonra seçimlere bir yıl kala, resmen disipline verdiler ("Beykoz Konakları" eleştirilerim), yine güçleri yetmedi, yine atamadılar.
2015'in öncesinde, Kemal beye yakın isimler -hararetle ve memnuniyetle- yine bir "MİT listesi"nden bahsediyorlardı. "Milletvekili olmayacaklar" listesi.
Tahmin ettiğiniz gibi, Refik de, ben de listede başlardaydık -Ne tuhaf bu "sayfa"lardan hep onur duymuşumdur-. Refik yeniden milletvekili olmak istedi, yapmadılar -Sonra belediye başkanı oldu ama-.
Ben zaten en az altı ay evvelden, "aday olmayacağım" diye açıklama yapmıştım. Meşum "liste"den değil ama, CHP'lilerden her gün "dayak yemek"ten bıkmıştım, bir gün bir milletvekili (Şu an Erdoğan'ın gadrini tadan Tanju Özcan onların başında gelir), ertesi gün Balıkesir'de bir ilçe (mesela Sındırgı) belediye başkanı -basın önünde- hakaret ediyordu, cevap veremiyordum. İnsan bir kavgaya girerse, "arkadaşı" ile kavga edemez ki -Sonra "arkadaşlar"la da kavga edilebileceğini öğrendim ama-.
Listeye alınmamız "yeni" değildir ve sebepleri de uzundur: Kısaca -ben ve Refik'ten kaynaklanmayan en az beş yüz yıllık geçmişi- ve dört yıllık aktif meclis faaliyetlerine dayanır.
Hep "devletlü" olan Kılıçdaroğlu, 2015'te biz "ufak lokmaları" yedikten sonra, 2018 seçimlerinde bu defa "partinin sol kanadı"nı kırıp attı. "Altılı Masa", Meral hanım ve arkasındaki -derindeki güçler-, CHP'de "solcu" istemiyordu. -Bugünlerde adı sıkça basında yer alan Veli Ağbaba'yla konuşmuştum, bizzat o bana söylemişti: "Bu, CHP sol kanadın tasfiyesidir!"-
Kılıçdaroğlu'nun "kayyum" olarak CHP'ye atanması ve "CHP'nin işgali" sonrası, tarihte kalmış bu "sayfalar"ın herkes tarafından bilinmesi gerektiğini düşündüm. (CUMHURİYET)
