Salah dosyası kapanmıyor... Çarşı spekülasyonu: Serdal Adalı'ya AKP 'Çekil' dedi
Mesela: Bir futbol sevdalısı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trabzon'a duyduğu sempatiyi geçmişte çeşitli vesilelerle dile getirmiş olması ve Trabzonspor ile ilgili kamuoyuna yansıyan sıcak mesajları; bazı taraftarların, Salah gibi büyük transferleri bu siyasi bağlam içinde değerlendirmesine sebep olabiliyor...
Sosyal medyada ve kulislerde, bu transferin yalnızca sportif ya da ekonomik gerekçelerle değil, perde arkasındaki siyasi ve güç dengeleri ile şekillendiğini öne süren çeşitli yorumlar dolaşıma sokuldu...
Bu iddiaların hiçbiri bugüne kadar somut verilerle doğrulanmış değil. Sadece kamuoyuna yapılan açıklamalarda; Salah transferi için destekte bulunan AKP’nin önde gelen isimlerine teşekkür edilmesi bu komplo teorilerini güçlendirdi…
SPEKÜLASYON NERDEN ÇIKIYOR
Salah transferinin neden bu kadar kolay komplo teorilerinin merkezine yerleştiğini sorgulamak gerekiyor.
Biliniyor ki, futbolda bazı transferler yalnızca kulüpler arasında yaşanmaz. Milyonlarca dolarlık ekonomik hacim, uluslararası ilişkiler, sponsorluklar, yayın gelirleri ve ülke imajı da zaman zaman bu sürecin parçası haline gelir.
Bu nedenle taraftarların aklına bazen şu soru geliyor:
-Büyük transferlerde yalnızca kulüpler mi karar verir?
Salah ismi etrafında yaşanan tartışmalar da bu açıdan dikkat çekici. Kamuoyunda farklı kulüplerin adı anıldı, çeşitli iddialar ortaya atıldı, kulisler konuşuldu...
Bunlardan biri de Beşiktaş'ın neden bu transferde ilerlemediği sorusuydu…

Trabzon'a bağlı Araklı'nın belediye başkanı Hüseyin Avni Coşkun Çebi'nin paylaştığı teşekkür listesi
BEŞİKTAŞ NİYE ALAMADI
İddia o ki:
-Beşiktaş yönetimi siyasi baskı sebebiyle Salah’ın transferinden vazgeçti!
Ancak, bu konuda bugüne kadar kamuoyuna yansıyan doğrulanmış bilgiler, Beşiktaş yönetiminin siyasi telkin nedeniyle geri çekildiğini gösteren tek ipucu bulunmuyor…
Böyle bir iddiayı destekleyen resmi açıklama, belge ya da güvenilir tanıklık da yok...
Dolayısıyla bu konuda kesin hüküm vermek mümkün değil. Fakat bu durum, büyük transferlerin sadece teknik heyet ile kulüp yönetimi arasında kararlaştırıldığı anlamına da gelmez.
Günümüz futbolunda finansman modeli, sponsorluk dengeleri, bankalarla ilişkiler, vergi yükümlülükleri, uluslararası yatırımcılar ve ülkenin genel ekonomik iklimi de transfer kararlarını doğrudan etkileyebiliyor…
Özellikle yüksek maliyetli yıldız futbolcularda ekonomik ve kurumsal faktörlerin belirleyici olduğu bilinen gerçek…
Beşiktaş taraftarı hala Salah transferini konuşurken, kimse Beşiktaş'ın 2025 yılında 1,3 milyar TL'lik zarar açıklayan bilançosunu görmüyor!
Bu büyüklükte bir mali tabloya sahip kulübün, dünya yıldızı seviyesindeki bir transferi finanse etmesi gerçekçi değildi. Bazen gerçekleşmeyen bir transfer, sahadaki eksikten çok bilançodaki gerçeği anlatır.
Buna söyleyenlere taraftarlar maliyeti 30 milyon Euro olan Orkun Kökçü transferini gösteriyor!
Yani şurası da hakikat ki; Türkiye'de futbol ile siyaset arasındaki ilişkinin daima tartışma konusu olması bu tür transferlerin farklı yorumlara açık hale gelmesine yol açıyor…
Mesela: Bir futbol sevdalısı olan Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın Trabzon'a duyduğu sempatiyi geçmişte çeşitli vesilelerle dile getirmiş olması ve Trabzonspor ile ilgili kamuoyuna yansıyan sıcak mesajları; bazı taraftarların, Salah gibi büyük transferleri bu siyasi bağlam içinde değerlendirmesine sebep olabiliyor...
Lakin bu duygusal durum, herhangi bir transfer kararının siyasi müdahaleyle alındığını göstermez.
Evet, böyle bir iddiayı destekleyen kamuoyuna açık somut kanıt bulunmamaktadır…
KİM ENGEL OLDU
Beşiktaş Çarşı grubunun üzerinde durduğu soru şu:
-"Salah’ın Beşiktaş'a transferini birileri engelledi mi?"
“Birilerinden” kastedilen siyasi iktidar!
Yazdığım gibi bu konuda resmi bir açıklama bilgi-belge yok. Ancak bu soru bunu hafifletmiyor:
-Türkiye'de büyük kulüpler gerçekte siyasi iktidardan ne kadar bağımsız hareket edebiliyor?
Çok yüksek bütçeli transferlerde ekonomik koşullar mı son sözü söylüyor, yoksa kulüpler görünmeyen başka siyasi dengeleri hesaba katmak zorunda mı kalıyor?
Gazetecilik açısından önemli olan, cevabı önceden belirlemek değil, doğru soruları sormaktır…
Gerçek şu ki:
Kanıt olmadan kurulmuş her iddia, bir süre sonra analizi zayıflatır.
Buna karşılık yanıt bekleyen sorular, yeni bilgi ve belgelerin ortaya çıkmasına katkı sağlayabilir…
Salah dosyasının öğrettiği en önemli ders budur:
-Büyük transferlerde kamuoyunun gördüğü pazarlık masası, hikayenin yalnızca görünen kısmıdır...
Görünmeyen bölümü ise ancak doğrulanabilir bilgiler ve sağlam gazetecilik ortaya çıkarabilir…
(Mehmet Ali Gürbüz - Odatv.com)
