Ofşorunu yakan bilge!
Ali Ağaoğlu'nun oğlu Alican babasından habersiz bir offshore tekne satın almış. Ali Bey güvenlik gerekçesiyle 60 bin Euro'luk peyniri bodyguardlarına kağıt gibi parçalatmış; kendi sözcükleriyle "sorun, oğlumun hayatına mal olacak bir tekne alması, yoksa parayla pulla alakası yok"muş...
Ali Ağaoğlu'nun oğlu Alican babasından habersiz bir offshore tekne satın almış. Gazetecilere "Ne işi var öyle peynir gibi tekneyle, en ufak şeyde kağıt gibi yırtılacak” diyen Ali Bey güvenlik gerekçesiyle 60 bin Euro'luk peyniri bodyguardlarına kağıt gibi parçalatmış; kendi sözcükleriyle "sorun, oğlumun hayatına mal olacak bir tekne alması, yoksa parayla pulla alakası yok"muş...
Belli ki babalığın ve güvenliğin kitabı yeniden yazılıyor: Ofşor'unu dövmeyen dizini döver! Tamam, bunu anlayabiliriz ama şu buram buram luddizm kokan tekne parçalama sahnesi de neyin nesi yahu?
1. Lüzumsuzdur: Alican'ın güvenliği için koskoca tekneyi balyozlamaya gerek yok ki, çekersin Alican'ı holdingin ikna odasına, "bak güzel evladım, seni bir daha bu peynirin üstünde görürsem aile şirketimizin hisse yapısını gözden geçiririm" dersin, sen daha hi demeden Alican hisse'yi anlar, peyniri de başka bir kaşar meraklısına kazıklarsın veya bir hayır kurumuna, o da olmazsa -reklam faturasında indirim karşılığı- Sinan Çetin'e devredersin, üstüne bir adet de o ünlü kahkahandan atarsın, olur biter.
2. Sonuçsuzdur: Ama parçalamasaydım bu hayta gene binerdi diyemezsin, delikanlı bu, binecekse parçalasan da biner çünkü... Offshore libidosu babasının emirlerine üstün geliyorsa eğer, parçalananın yerine illa ki daha hızlı ve daha az güvenlisini -gizlice- satın alacak, limitsiz ek kartı da varsa o çocuk o peyniri tuzlu veya tuzsuz herhalükarda yiyecektir.
3. Ucu açıktır: Alican'ınki can ise İstanbullularınki de patlıcan değildir. Bundan bir buçuk yıl önce beyefendi “hepimiz deniz kumu ve hurda demir kullandık” demişti ya... Güvenlik kaygısı Ali'ye tekne parçalatıyorsa madem, Ağaoğlu sülalesinin dandik inşaatlarının da toptan yıkılması gerekecektir...
4. Ucu çok açıktır: Dandik inşaatların yerlerine çok daha güvenlilerinin gene Ağaoğlu tarafından bilaücret inşa edilmesi de gerekecektir. Neden mi, Alican'a öyle yapmış da ondan:
Kız arkadaşlarını bikinileriyle cascavlak ve ofşorsuz ortada bıraktığı için karizması vurgun yiyen 20 yaşındaki Alican'ın "senin off'unu da, shore'unu da, peynirini de..." repliğiyle isyan etmek yerine bağrına taş ve A tipi holding hissesi basarak “babamdır, ne yapsa yeridir, saygı duyarım” demesinden pek etkilenen Ali Bey ona 250 bin Euro'luk bir uçak alıyormuş. Yanlış anlaşılmasın, ahaliye de aynı nispette (1'e 4) ev bahşetme mecburiyeti yok elbet, 1'e 1 de kabulümüzdür; yeter ki deprem yönetmeliğine uysun...
5. İşadamı raconuna terstir: (Sadece filmlerde de olsa) işadamı dediğin sorunları kaba kuvvetle değil "tamamen duygusal" yöntemlerle çözen soğukkanlı bir şahsiyettir; o barbar balyoz darbeleri sadece offshore'un kaportasında değil bir bütün olarak patron sınıfının ağırabi imajında da büyük tahribat yaratacaktır.
6. Verimsizdir: Şu holding patron ve patroniçeleri yere düştüklerinde bile avuç dolusu toprakla kalkma becerisine sahip birer verimlilik gurusu olarak tanıtılmıyorlar mıydı bize hep? Halbuki 60 bin Euro'luk bir iktisadi kıymeti -satıp şirkete kaynak yaratma veya bir kuruma bağışlayıp reklama sayma şansı mevcutken- çöpe atıp göz göre göre buharlaştırmak verimlilik değil naifliktir. Bir piyasa aktörünün (akrabası da olsa) bir başka piyasa aktörüne "sen şu benden aldığın 60 bin Euro'yu sobada yak, ben sana onun yerine 250 bin Euro daha vereyim" demesi verimlilik değil hovardalıktır.
7. "Kötü" emsaldir: Biliyoruz, Ali'nin "parayla pulla alakası yok" ama inşaatlarındaki işçilerin güvenlik ekipmanları (varsa öyle bir şey) 60 bin Euro tutuyorsa ve bir gün bunların işe yaramadığına kanaat getirip (olmaz öyle bir şey) 250 bin Euro'luk yeni ekipmanlar alsa, eskilerini parçalatır mıydı mesela? Yoksa "bu takımlar size çok yakıştı, adeta üzerinize yapıştı" diyerek işçilere satmaya mı çalışırdı?
8. Hakarettir: Bir ultra-lüks tüketim nesnesi olarak Büyük İnsanlık açısından fazla mana ifade etmese de, Ali'nin parçalattığı tekne yüzlerce emekçinin kol ve kafa gücünün eseridir. Ağaoğlu "Adriana Lima'yla bile 3 günden fazla takılmam" diyebilir, midesinin izin verdiği kadar yiyip içebilir, apartmanındaki kanalizasyon sisteminin izin verdiği kadar bağırsaklarını boşaltabilir fakat bir emek ürününü yoketmeye kimsenin hakkı (piyasa kültüründe dahi) yoktur...
9. Suçtur: Başka bir şirketin malını "kağıt gibi, peynir gibi" hakaretleriyle kötüleyip yoketmeye de kimsenin yasal hakkı yoktur, adama o lafları küflü peynir gibi yuttururlar. Yarın manşetlerde Ağaoğlu'ndan aldığı villaya ("bu oğlum için, bu kızım için, bu benim için..." nidalarıyla) balyoz indiren bir kalantor fotoğrafı görebilir demek istiyorum.
10. Maliyetlidir: Hakaret mağduru tekne imalatçısı samimi arkadaşı değilse eğer, Ali Bey yakında yüklü bir tazminat talebiyle karşılaşmaya hazır olmalıdır...
Hem öyle yüklü ki, TBMM'de bekleyen Mütekabiliyet Yasası'ndan gelecek ilave müteahhitlik kârlarıyla bile telafi edilemeyebilir hani.
Mustafa Adalı-SOL.ORG
