Sizin çocuklarınız çaldı bizim çocuklarımız öldü

Gezi direnişi ve sonrasında 7 genç öldürüldü. Kimisi polis şiddeti kimisi jandarma kimisi ise faşist çetelerin silahlarından çıkan kurşunlarla. Şu ana kadar sadece 3 direnişçinin öldürülmesine ilişkin dava açıldı. 4’ünün öldürülmesiyle ilgili başlatılan soruşturmalarda ise hiçbir ilerleme kaydedilmedi. Davalarda adeta hukuk skandalları yaşanıyor. Polislerin korunduğu Gezi Davaları’nda ise sanık olması gereken polisler ya tanık oldu ya tutuksuz yargılanıyor ya da tespit edilemiyor.

Ali İsmail Korkmaz:
2  Haziran’daki  Eskişehir Gezi direnişi sırasında polisin sıktığı biber gazından kaçarken girdiği ara sokakta polis ve faşistlerin saldırısı sonrasında yaşamını yitiren Ali İsmail Korkmaz’ın iddianame ve davasında polisler açıkça korunuyor. İfadeleri alınıp serbest bırakılan polisler hakkında ‘suça yardım etmek’ iddiasıyla 10 yıl ila 15 yıl  hapis istemiyle dava açılırken, tutuklu fırıncı ve akrabaları ise ‘kasten öldürmek’ten yargılanacak. Dosyada 5’i tutuklu 8 sanık bulunuyor. Eskişehir’de görülmesi beklenen dava Adalet Bakanlığı’nın onayıyla ‘ve güvenlik’ gerekçesiyle Kayseri’ye alındı. Duruşma, 3 Şubat’ta Kayseri’de görülecek. Kayseri 3. Ağır Ceza Mahkemesi, tanıkların Eskişehir’de dinlenmesine, müştekilerin ifadesi ise Hatay’da alınmasını kararlaştırdı. Tanıklar, talimatlı duruşma ile 6 Ocak’ta dinlenecek. Ali İsmail Korkmaz’ı dövüldüğü sokakta kovalayan Eskişehir Terörle Mücadele Şubesi’’nde görevli Selçuk Bal, sanık olması gerekirken, dosyada ‘tanık’ olarak yer aldı.

Mehmet Ayvalıtaş:
Mehmet Ayvalıtaş, 2 Haziran gecesi Gezi Parkı eylemlerine destek için Ümraniye’de yürüyüş yapanların üzerine doğru hızla giden bir aracın çarpması sonucu yaşamını yitirdi. Ayvalıtaş’ın ölümüyle ilgili iddianamede, olay “trafik kazası” olarak yer aldı. Sanıklar, Mehmet Görkem Demirbaş ve  Cengiz Aktaş hakkında “taksirle adam öldürme ve yaralama” suçlamasıyla dava açıldı.
Sanıklar tutuklanmadı. Dosyada, polisin hazırladığı tutanaklar delil olarak yer aldı. Deliler arasında ise trafik kaza tutanağı, polisin olay yeri tutanağı ve Adli Tıp Kurumu’nun otopsi raporu yer alıyor. Bir sonraki duruşma 5 Şubat’ta.


Ethem Sarısülük:
Ankara’da 1 Haziran’daki Gezi direnişi sırasında polis Ahmet Şahbaz’ın silahından çıkan kurşunla yaşamını yitiren Ethem Sarısülük Davası’nda, Ankara 6. Ağır Ceza Mahkemesi davadan çekilme kararı aldı. Bir üst mahkeme, çekilme kararını uygun bulmayarak, dosyayı yeniden 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi. Mahkeme, bu kez Adalet Bakanlığı’na başvurdu. Sarısülük ailesinin avukatları, bir üst mahkemenin vermiş olduğu kararın kesin olduğuna, bu kararlara karşı kanun yolu bulunmadığını ve  Adalet Bakanlığı’nın bu başvuruyu derhal reddetmesi gerektiğini açıkladı.
Polis Ahmet Şahbaz, meşru savunmada sınırın aşılması suretiyle öldürmek” suçundan cezalandırılması istendi. 1 yıl 4 aydan 5 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Mahkeme Ethem’i vuran polis A.Ş’ye iki yılın altında ceza verirse, bir gün bile hapis yatmadan kurtulabilecek.


Ahmet Atakan:
Hatay’da 9 Eyül’de ODTÜ’deki yol planına ve Ankara Tuzlu Çayır’daki cami -cem evi projesini protesto eden göstericilere saldırması sonucu öldü. Emniyet ve Valilik, Atakan’ın yüksekten düşerek öldüğünü açıkladı. Ailesi ve avukatları ve tanıklar Atakan’a isabet fişeği sonucu 5 katlı binanın çatısından düştüğünü ifade ediyor. Kamera kayıtlarında da,  polis aracının Ahmet Atakan’ın bulunduğu yere doğru gaz attığı görülüyor.  Adana Devlet Hastanesi’nde yapılan otopsi incelemesinde Atakan’ın kafasının sağ arka kısmında künt travma denilen, gaz kapsülü veya sert bir cisimle vurulma sonucu oluşabilecek bir kırık tespit edildi.  Atakan’ın kesin ölüm nedenini belirleyecek Adli Tıp Kurumu’ndan beklenen detaylı rapor ise  henüz gelmiş değil.  Atakan’ın düştüğü yerde kan ve saç kılı örneği bulunan bir gaz kapsülü bulundu. Jandarma, kapsüldekinin kan olmadığı, kıl örneklerinin ise incelemediği raporu verdi. Kapsül, Adli Tıp’a gönderildi, ancak daha bir rapor gelmedi. Görüntüler de jandarma kriminale gönderildi.
Ailenin avukatı Mevlüt Yeşildağ, rapora itiraz etti, kapsülün bağımsız bir heyet ya da kuruluş tarafından incelenmesini istedi. Bu talep henüz karşılık bulmuş değil.  Şu ana kadar olay yerinde görevli olan polislerin kimler olduğu tespit edilmedi. Dosyada tutuklu yok.


Abdullah Cömert:
Hatay’ın Armutlu Mahallesi’nde 3 Haziran’daki Gezi eylemi sırasında öldürülen 22 yaşındaki Abdullah Cömert’in gaz bombasıyla öldüğü otopsi raporuyla kesinleşti. Ekim ayında MOBESA, Akrep aracına ait kamera görüntüleri ve olay yerindeki polis araçlarının plakaları incelenmek üzere  Jandarma Ankara Kriminal Daire Başkanlığı’na gönderildi.
18 görgü tanığının dinlenmesine ve Gaz bombasının beyaz rankli 31A 6297 plakalı akrepten atıldığı belirlenmesine karşın,  olay günü görevli olan polisler ilk olarak  tanık olarak dinlendi. Ardından tanık olarak ifadeleri alınan 2 polisin de aralarında bulunduğu 3 Çevik Kuvvet Şube Müdürlüğü’nde görevli polisin, 3 Ekim 2013’te şüpheli sıfatıyla ifade verdiği anlaşıldı. Cömert’in hayatını kaybettiği gün gruplara gaz atan üç polisten ikisinin, TEM şubesine ait koyu renkli iki ayrı şortland da, birinin ise Çevik Kuvvet’e ait beyaz bir şortland da görevli olduğu anlaşıldı. Henüz iddianeme hazırlanmış değil.

Medeni Yıldırım:
28 Haziran’da Diyarbakır’ın Lice İlçesi’nde Karakol inşaatını protesto eden halka, askerlerin ateş açması üzerine yaşamını yitiren Medeni Yıldırım’ın soruşturmasında kısıtlılık kararı olduğu için ailesi ve avukatları dosyayı inceleyemiyor. Şüpheli konumundaki jandarma ise delilleri topluyor.

Hasan Ferit Gedik:
İstanbul Maltepe Gülsuyu’nda uyuşturucu çeteleri tarafından öldürülen Hasan Ferit Gedik’in delil niteliğindeki giysileri hala kayıp. Avukatların delil niteliğindeki kanlı gömleğinin kaybolmasıyla ilgili yaptığı üç başvuruda sonuçsuz kaldı. Kayıp gömlekle ilgili soruşturma dosyası ise üç kez savcı değiştirdi. Gedik’in yaşamını yitirdiği gün hastaneye gelen ve yoğun bakıma giren şüpheli kişilerin kim olduğu tespit edilmedi.
Gedik’in vücudundan çıkan mermi çekirdekileri ile Tuzla’da bulunduğu bilinen silahların balastik incelemesinin yapılmasını, giysiler üzerinde atış tayini için bilirkişi raporu düzenletilmesini, tüm hastne kayıtlarını ve raporlarının dosyaya celbini istedi. Şu anda, cinayet soruşturmasını TMK 10. maddeyle yetkili savcılık, delillerin kaybolmasıyla ilgili soruşturmayı da Kartal’daki savcılık yürütüyor. Ancak her iki soruşturmada da henüz hiçbir ilerleme sağlanmadı. BİRGÜN
Blogger tarafından desteklenmektedir.