“Ne oluyoruz?” diyenlere, “Kes sesini vatan haini, savaş var” deniyor
“Bu arada bankaların kârlarında rekor kırılıyor. Patronlar
kârlarını katlıyor. Milyonerlerin sayısı artıyor. Man Adası’na ve Malta’ya
milyon dolarlar transfer ediliyor. B.A.E. ile altın ticaretinde rekor rakamlara
ulaşılıyor. Katar ve diğer Arap ülkelerinin zenginleri Türkiye’den boyuna ev
alıyor. Cinsel ahlak konusunda IŞİD kuralları hakim hale geliyor. Sayıları
artan imam hatip okullarına fazla rağbet olmayınca bütün okullar imam
hatipleştiriliyor”
MUHALEFETİ TASFİYE
OHAL’den sonra, “savaş durumu”nu bahane eden AKP, muhalif
saydığı kişi ve kurumlara karşı her gün yeni bir saldırı gerçekleştiriyor.
“Hesap soracağım”, “bedelini öder”, “haddine mi düşmüş”, “alçak”, “vatan
haini”, “terör sevici” vb. hakaret ve aşağılama sözleri ile başlatılan saldırı;
kişi ise gözaltı ve tutuklama, kurum ise kapatma veya dağıtmayla sonuçlanıyor.
Davalar açılıyor. Hapishaneler tıklım tıklım. Artık Murat Belge gibi AKP
savunucuları dahi ülkeyi terk ediyor.
HDP’nin bütün milletvekilleri ceza tehdidi altında. Bazılarının
milletvekilliği düşürüldü, bazıları ağır cezalara çarptırıldı. Geri kalanlar
yargılanıyor.
HDP’den sonra sıra diğer demokratik kurum ve partilere
geldi. EMEP, ESP, SYKP, Yeşiller ve Sol vb. partilerin üye ve yöneticileri
gözaltına alınıyor, evleri basılıyor, tutuklamalar yapılıyor.
Türkiye Barolar Birliği ve Türk Tabipleri Birliği hedef
alınıyor. Bu iki kurumun isminin
başındaki Türkiye ve Türk kelimelerini Bakanlar Kurulu kararı ile
kaldıracaklarmış. Amaç, Türk ve Türkiye kelimelerini kaldırmak değil. Bu iki
kurumun görev ve yetkilerini ortadan kaldırıp, bu kurumları da yandaş kurum
haline getirmeyi planlıyorlar. Bu iki kurumu seçimle ele geçiremeyeceklerine
kani olmuş olacaklar ki, darbe ile kurumları dağıtıp, yandaşlarını yerlerine
geçirmeye çalışıyorlar. Hukuk da bilmiyorlar diyeceğim ama biliyorlar. En
azından Danışman Mehmet Uçum bilir TBB’nin anayasal ve yasal durumunu. Hukuku
takmıyorlar.
Pazar günü Evrensel’de yayımlanan yazısında Yücel Sayman
baroların niteliğini gayet güzel anlattı. Barolar sadece avukatların kayıt,
disiplin işlerini yapan meslek odaları değil. Aynı zamanda ve daha önemlisi
yargı sistemi içinde halkın savunma hakkının örgütlenmiş ifadesi. Elbette,
hukuku takmayanlar, yargıda savunma hakkına da tahammül etmeyecektir. Etmiyor
zaten. Savunmaya tahammül edemeyenler, savunmanın örgütünü de dağıtmak
isteyecektir.
Savunmaya tahammülsüzlük pazartesi günü Ahmet Altan ve diğer
gazeteciler davasında da görüldü. Gazetelerin yazdığına göre hakim, sanıklar
savunmalarını yaparken sık sık mikrofonu kapatacağını söyleyerek savunmaları
kısıtlamaya çalışmış. AYM kararlarını duruşmada okumayarak yok saymış. Artık
bir süredir 12 Eylül’deki gibi sanıkları üç avukattan fazlası savunamıyor. 12
Eylül’deki gibi sanıklara tek tip elbise giydirmeye çalışıyorlar.
Tek tek herkesin sosyal medya paylaşımları takip ediliyor.
Yandaş “sanatçılara” açıklama yaptırıp, gereğinden fazla özgür olduğumuzu
söyletiyorlar. Uygulamalar bazı bakımlardan 12 Eylül’ü aratır oldu.
Bu arada bankaların kârlarında rekor kırılıyor. Patronlar
kârlarını katlıyor. Milyonerlerin sayısı artıyor. Man Adası’na ve Malta’ya
milyon dolarlar transfer ediliyor. B.A.E. ile altın ticaretinde rekor rakamlara
ulaşılıyor. Katar ve diğer Arap ülkelerinin zenginleri Türkiye’den boyuna ev
alıyor. Cinsel ahlak konusunda IŞİD kuralları hakim hale geliyor. Sayıları
artan imam hatip okullarına fazla rağbet olmayınca bütün okullar imam
hatipleştiriliyor.
“Ne oluyoruz?” diyenlere, “Kes sesini vatan haini, savaş var”
deniyor.
Böyle devam derse, bu savaş hiç bitmez. (KAMİL TEKİN SÜREK –
EVRENSEL)
