"2010 referandumunda "evet" dememiz için, bakan Öcalan'dan bana yazı getirdi"
Demirtaş’tan savunmasında çarpıcı iddialar
HDP’nin önceki dönem Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş’ın
tutuklu bulunduğu davanın ikinci duruşması, 20 kişi sınırlamasıyla başladı.
Demirtaş, 2010 referandumunu anlattığı savunmasında, "Öcalan’ın el
yazısıyla Bakanın kendisi İmralı’dan yazı getirdi. Bana getirdi. Niye,
referandumda hem parlamentoda hem dışarıda ‘evet’ oyu vermemiz için"
ifadesini kullandı…
HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 'örgüt
yöneticiliği' suçlamasıyla tutuklu yargılandığı davada, 460 gün sonra
savunmasını yapıyor.
Savunmasında, "Bizler Türkiye'nin yurttaşlarıyız.
Kendimizi özgür eşit yurttaş hissetmesek de, biz bu vatanın evlatlarıyız. Bu
toprakların evlatlarıyız. Türkiye'nin parçasıyız" diyen Demirtaş,
dokunulmazlıkların, milletvekillerinin 'kürsü dokunulmazlığı ve sorumsuzluk' haklarının
hiçe sayılarak siyasi saiklerle kaldırıldığını bu nedenle mahkemenin durma ve
düşme kararı vermesini talep etti. Mahkeme heyeti ise Demirtaş'ın tüm
taleplerini reddetti.
Demirtaş, savunmasında ayrıca, 2010 referandumuna değinerek,
"Öcalan’ın el yazısıyla bir bakan aracılığıyla İmralı’dan yazı getirdiler.
Referandumda ‘evet’ oyu vermemiz için yapıldı bu. İnkar edilirse burada tanık
dinletiriz." dedi ve 2014 Cumhurbaşkanlığı seçiminde 'İmralı üzerinden
adaylığının geri çektirilmeye çalışıldığını' söyledi.
HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, 'örgüt
yöneticiliği' suçlamasıyla yargılandığı ana davanın ikinci duruşmasında, Ankara
19. Ağır Ceza Mahkemesinde hakim karşısına çıktı. Sincan Cezaevi
Yerleşkesindeki salonunda görülen duruşma öncesi polis çevrede yoğun güvenlik
önlemi aldı. Duruşmaya HDP'nin yeni eş genel Başkanları Sezai Temelli ve Pervin
Buldan'ın yanı sıra 30'a yakın milletvekili ve parti yöneticileri katıldı.
Duruşmayı izlemek için gelen Alman Büyükelçisi Martin Erdmann ve bazı yabancı
heyetler, gerekli izinleri almadıkları için duruşmaya alınmadı. Sarı basın
kartı bulunmayan yerli ve yabancı basın mensupları da duruşmaya alınmadı.
Demirtaş'ı savunmak üzere yüze yakın avukat da duruşma salonundaki yerini aldı.
DURUŞMA USÜL TARTIŞMASIYLA BAŞLADI
Mahkeme Başkanı Murat İlhan, taraflar salondaki yerini
aldıktan sonra iddianamenin özetinin okunacağını söyledi. Bunun üzerine
Demirtaş, "Sayın başkan iddianame okunmadan önce iddianamenin
okunamayacağına dair Anayasanın 83/1 ve 2. maddesi uyarınca itirazlar ve
taleplerimiz var" diye araya girdi. Kimlik tespitinin ardından söz alan
Demirtaş,
İddianamenin Anayasaya aykırı bir şekilde siyasi saiklerle
hazırlanan bir iddianame olduğunu, yargılamanın siyasi faaliyetlerden ve
parlamentoda yaptığı konuşmaları içerdiğini belirtti. Mutlak dokunulmazlık
denen kavramın bir vekilin değil halkın, parlamentonun iradesini temsil
ettiğini söyleyen Demirtaş, dokunulmazlıkların kaldırılmasının siyasi olduğunu
verdiği örneklerle anlattı.
MAHKEME BAŞKANI İLE DEMİRTAŞ ARASINDA TARTIŞMA
Demirtaş'ın usul yönünden itirazlarını belirtmesini isteyen
Mahkeme Başkanı, "Selahattin Demirtaş usule itiraz için söz aldın. Usulü
ilgili itirazların var ise alalım yoksa karara bağlayalım" dedi.
Demirtaş ise, "Dokunulmazlıklar bu kadar önemli bir
konu. Bunu dinlemeyecekseniz burada keselim. Hiç bir şekilde savunma
yapmam" ifadelerini kullandı. Bu sözler üzerine Mahkeme başkanı,
"Bakın bizi onunla tehdit etmeyin" dedi. Demirtaş ise, "Tehdit
etmiyorum. Savunmamın en önemli kısmıdır. Bunları anlatamayacaksam hiç bir şey
anlatamam. Dokunulmazlığımızı kaldırtan siyasi iktidarsa bunun geçmiş alt
yapısını anlatmak zorundayım" dedi. Başkanın "Devam edin"
sözlerine Demirtaş, "Devam edeceğim tabi" diye karşılık verdi.
Yaşanan tartışmanın ardından Demirtaş dokunulmazlığın kaldırılması sürecini
anlatmaya devam etti.
'DEMİRTAŞ UZAYLI DİYE YAZSALAR UZAYLI OLDUĞUMA İNANILIRDI'
Dokunulmazlık kaldırılmadan önce Cumhurbaşkanının kendileri
ile ilgili sözleri sonrası atılan gazete manşetlerini okuyan Demirtaş, "Bu
manşetlerde 'Demirtaş uzaylıdır' diye yazsalardı uzaylı olduğuma inanılırdı.
Terörist olduğumuz söylendi ve böyle bir algı yaratıldı, insanlar buna inandı.
Bir el çabukluğuyla, medya manipülasyonu ile 'bunlar terörist' denildi ve
derhal dokunulmazlıkların kaldırılması istendi"
'BU ÜLKEDE CEZAEVİNDE YATMAMIŞ GENEL BAŞKAN YOK'
Dokunulmazlıklar kaldırılmadan önce medya aracılığıyla
başlatıldığını ileri sürdüğü kampanyaya, gazete manşetleri ve siyasilerin
haklarında yaptıkları açıklamalardan örnekler veren Demirtaş, "Ben bir gün
adaletin tecelli edeceğini düşünüyorum. Ve bu suçları işlemiş olan
siyasetçiler, yargı mensupları, medya mensupları adaletin önünde hesap
verecekler. Çünkü bu ülkede bu şekilde politik nedenlerle dokunulmazlıkları
kaldırılarak idam edilen Başbakanlar var. Bu ülkede cezaevinde yatmamış genel
başkan yok. Rahmetli Türkeş'ten, Erbakan'a, Ecevit'ten Demirel'e, sağdan soldan
genel başkanlar cezaevine girdiler. Hepsi bu tür siyasi saiklerle hareket
edilen dönemlerde, politik mahkemelerde yargılandılar. Bu mahkemeler kesinlikle
bağımsız hareket edemediler. Hatta bağımsız hareket etmesin diye iktidara yakın
kişiler mahkemelere atandı. Şimdi de olağanüstü hal koşullarında bir başka
partinin vekilleri olarak biz yargılanıyoruz" dedi.
'HİÇ DEĞİLSE BUGÜNE KADAR YAPILAN HUKUK REZALETİNE BİR SON
VEREBİLİRDİNİZ'
Savunmasında meclis kararı olmadıkça kürsü dokunulmazlığının
kaldırılamayacağını belirten Demirtaş, "Türkiye'nin en azından demokrasi
açısında önümüzdeki yıllarına yön verecek yargı dışında kimse yoktur. Siz hiç
değilse bugüne kadar yapılan hukuk rezaletine bir son verebilirdiniz. 'Bu kadar
usulsüzlük var. Böyle bir dosya ile bir milletvekilini biz nasıl
yargılayabiliriz' diyebilirdiniz. 'Böyle uyduruk bir iddianameyi biz sanığın
yüzüne nasıl okuyacağız' diyebilirdiniz. Ama ne yaptınız. İddianamede eksik
gördüğünüz yerleri emniyet müdürlüklerine yazı yazarak tamamlamaya çalıştınız.
Öncelikle beni dinlemeniz lazımdı. İtirazları mı dikkate almanız lazımdı.
Bizler Türkiye'nin yurttaşlarıyız. Kendimizi özgür eşit yurttaş hissetmesek de,
biz bu vatanın evlatlarıyız. Bu toprakların evlatlarıyız. Türkiye'nin
parçasıyız. Kimse bize parya muamelesi yapamaz. Düşüncelerimizden,
görüşlerimizden dolayı kimse bize bu ülkenin düşmanlarıdır diyemez. Adalet
mülkün temelidir. Adalet olmazsa mülk sarsılır. Şu an sarsılıyor" dedi.
MAHKEMEYE TALEPLERİNİ ANLATTI
Şu ana kadar adil yargılandıkları yönünde bir izlenim
edinmediklerini belirten Demirtaş, mahkemeden talepleri olduğunu söyleyerek
şöyle devam etti: "Öncelikle bu aşamada durma kararı verilsin ve Anayasa
Mahkemesine, Anayasa'nın 20. ek maddesini, her ne kadar Anayasa değişikliği olsa
da, bir meclis kararı olması gözetilerek, somut denetimin yapılabilmesi için
başvurulmasını istiyorum. İkinci talebim; sizler dokunulmazlığın
kaldırılmasıyla ilgili iddiaları ciddi görüyorsanız, Anayasa Mahkemesine
götürmeyip, dosyayı parlamentoya iade ederek dokunulmazlığın usulüne uygun bir
şekilde kaldırılarak, tarafınıza iadesini isteyip durma kararı verebilirsiniz.
Üçüncü talebim de yargılamanın bu şekilde yapılamayacağına karar verip düşme
kararı alabilirsiniz. 'Ben bu iddianameyle bu yargılamayı yapamam. Çünkü
dokunulmazlık denetimi yapılmamış. Bir milletvekilinin parlamentoda yaptığı
konuşmaya yönelik ben bir soru soramam. Ben bu iddianameyi sanığın yüzüne
okuyup suçlayamam' diyorsanız ki öyle demeniz lazım. Düşme kararı verip bütün
fezlekeleri ilgili savcılıklara iade edip, 'sen bunu bir de sorumsuzluk
açısından incele, dokunulmazlıklar nisbi dokunulmazlığa mı, mutlak
dokunulmazlığa mı giriyor bu yönde soruşturmayı derinleştir' diyerek
iddianameyi parçalara ayırarak düşme kararı verebilirsiniz. Son talebim de
sizler bizzat sorumsuzluğu tespit edebilirsiniz. Savcılara bırakmadan Ağır Ceza
heyeti olarak durma kararı verip, parlamentodan isteyeceğiniz belgelerle 31
fezlekeden sorumsuzluk kapsamına girenleri çıkarıp, diğerleriyle ilgili
yargılamaya durduğu yerden devam edebilirsiniz" diye konuştu.
İTİRAZLAR REDDEDİLDİ
Duvar'dan Nergis Demirkaya'nın haberine göre, duruşmanın
öğleden sonraki oturumu Demirtaş’ın itirazlarına dönük kararıyla açıldı.
Mahkeme heyeti, yargılamanın durması, dosyanın Meclis’e iade edilmesi gibi
itirazların hepsini reddederek duruşmaya devam edildi.
‘SEN’, ‘SİZ’ TARTIŞMASI
Bu sırada mahkeme başkanının Demirtaş’a “Fezleke fezleke mi
savunma yapacaksın?” diye sormasına avukatlar “siz” “siz” diye seslenerek karşı
çıktı. Söz alan bir avukat da “sen” diye seslenmenin yargılamanın
tarafsızlığına gölge düşüreceğini ifade etti. Mahkeme başkanı, “Tamam, benden
kaynaklandı” diyerek itirazı kabul etti. Dosya kapsamında yargılama yaklaşık
500 sayfalık iddianamenin 20 sayfalık özetinin okunmasıyla başlandı.
‘İDDİANAME DEĞİL İFTİRANAME’
Daha sonra tekrar söz alan ve iddianame için “iftiraname”
diyen Demirtaş savunmasında, “Benim suçlu olduğuma benim söylediklerime bakarak
karar vermeyeceksiniz. Benim hakkımda söylenenlere bakarak karar vereceksiniz.
Bu nedenle ben benimle ilgili söylenenler hakkında konuşacağım” dedi.
‘ERDOĞAN ‘VEKİL TUTUKLU YARGILANMAZ’ DESE İÇERİDE VEKİL
KALMAZ’
“Ailelerin, çocukları için avukatlara değil AKP
başkanlıklarına gittiği” bir dönem yaşandığını söyleyen Demirtaş şöyle devam
etti:
“Halkın iradesine inanmayan liderin kalıcılığı yoktur ama
onlar kendi dönemlerinin majesteleridir bu da gerçektir. Örneğin Recep Tayyip
Erdoğan, ‘milletin vekili tutuklu yargılanamaz bu milletin iradesine aykırıdır’
desin içeride milletvekili kalmaz. Böyle tahliye olacaksam hiç olmayayım. Benim
dosyam üzerimde yargılamaya kim boyun eğer bilmiyorum ama ben boyun
eğmeyeceğim. Bu bir kumpas davasıdır. Zorba iktidarların rüyası halkın
kabusudur. Her imparatorun rüyasının arkasından koşulmaz.”
‘BUNLAR İMRALI’DAN TALİMAT ALIYOR’ SUÇLAMASINA YANIT VERDİ
Duruşmaya verilen aranın ardından savunmasına devam eden
Demirtaş, kendilerine iktidar cephesinden yapılan “Bunlar İmralı’dan talimat
alıyor” şeklindeki suçlamalara dair çok önemli açıklamalarda bulundu.
Mezopotamya Ajansının aktardığına göre Demirtaş, “Şahsımla
ilgili de özel bir hassasiyeti var. Sadece partimle ilgili değil. 2010
referandumunda partim boykot kararı aldı. Bizim üzerimizde ‘evet’ oyu verilmesi
için baskı oluşturuldu. O dönemde partimin içinde olmadığı bir çözüm süreci
vardı. Oslo süreci olarak bilinen Hükümet ve PKK yetkililerinin yüz yüze
görüştüğü süreç. Anayasa teklifi sunuldu. Biz 2 şeye itiraz ettik. Birincisi
kimlikle ilgili düzenleme olmamasına, ikincisi de HSYK ve yüksek yargıyla
ilgili düzenlemelerdeki tehlikelere dikkat çektik. Diğer maddeler mavi boncuk
olarak yer aldı.
‘BAKANIN KENDİSİ İMRALI’DAN YAZI GETİRDİ’
Boykot kararı aldık. Ne yaptılar biliyor musunuz? ‘Bunlar
İmralı’dan talimat alıyor’ diyorlardı ya. Abdullah Öcalan’ın el yazısıyla
Bakanın kendisi İmralı’dan yazı getirdi. Bana getirdi. Niye, referandumda hem
parlamentoda hem dışarıda ‘evet’ oyu vermemiz için. İnkar ederlerse tanıkları
burada dinleteceğim. Kabul etmedik. Hem yazıda öyle bir şey yok. Abdullah
Öcalan’ın el yazısı. Defalarca adada, 8 defa ben İmralı’ya gittim. Yazı şu:
‘Partimiz hangi kararı verirse saygı duyuyoruz. Ama Anayasa
değişikliği acaba yeni bir diyaloğun, çözüm sürecinin önünü açar mı, parti
olarak değerlendirmenizi rica ediyorum.’
Destekleyin ya da desteklemeyin demiyor. Bunu İmralı’nın
talimatı diye hükümet getirdi. Bizim İmralı’dan talimat aldığımızı söyleyenler
Öcalan’ın el yazısıyla getirdi. Kabul etmedik. Boykot tavrımızı sürdüreceğiz
dedik, uzlaşı istiyorsanız diğer maddelerdi. HSYK ve dil kimlik ile ilgili
değişiklikleri geri çekin dedik. Kabul etmedik.
‘PARTİMİZE KARŞI SİYASİ BASKIYI BAŞLATAN BİZATİHİ
KENDİSİDİR’
Majesteleri öfkelendi tabi, ‘Hani İmralı’dan talimat
alıyorlardı’ demiş bakanlarına. Onlar da ‘bilmiyoruz vallahi’ demişler. Bizimle
ilgili asıl kriz, o zaman başladı. Sen misin biz Oslo’da çözüm süreci
yürütürken, benim Anayasa değişikliğimi desteklemeyen. Partimize karşı siyasi
baskıyı başlatan bizatihi kendisidir.”
‘ADAYLIĞIMDAN RAHATSIZ OLDU!’
Bu sözlerinin devamında “Niye bu iddianameler siyasi
saiklerle hazırlandı, niye benimle husumeti var anlatıyorum. Tanıklarını da
dinleteceğim” diyen Demirtaş, devamında şunları söyledi:
“2014 Cumhurbaşkanlığı seçimi. 2014’te de İmralı çözüm
süreci vardı. Hiçbir şekilde Cumhurbaşkanı adayı olma talebim yoktu. Ama partim
beni aday gösterme kararı aldı. Onur duydum. Ne yaptı, İmralı üzerinde
adaylığımı geri çekme baskısı yaptı. Tanıkları var. Devlet adına görüşmeyi
yürüten heyet, ‘Beyefendi (Erdoğan) çok rahatsız oldu adaylığınızdan, hem çözüm
süreci yürütüyor hem niye aday oldunuz’ dedi. Biz kendisinin kölesi miyiz?
Cevabım buydu. Biz demokratik siyaseti güçlendirmek için çözüm süreci
yürütüyoruz. Biz PKK’ye silah bıraktırmak için uğraşıyoruz da HDP’ye siyaseti
bıraktırmak hedefler arasında değil. Biz demokratik siyasette güçleneceğiz
deyince niye rahatsız oluyor? Çözüm sürecinin ruhuna bu aykırıdır.
Kampanyasının ortasında, gene tanık dinletebilirim, şu anda
yüksek bürokraside görevli birisi geldi ve ‘beyefendi çok rahatsız’ dedi.
‘İkinci tura kalmamım kendisi açısından ne yararı var, çözüm sürecini hiç mi
düşünmüyor.’ Çünkü anketler yüzde 10’un üzerinde gösteriyor beni, diğer aday
Ekmelettin İhsanoğlu beklenen oyu alsaydı, ikinci tura kalıyordum. Cevabım
aynen şu oldu: Kendisine söyleyin demokratik siyasete inanıyoruz. Demokratik
bir şekilde de çalışmamızı yürütüyoruz. Bunun çözüm sürecine nasıl aykırı
olduğunu iddia edebilir. Ben aday oldum son güne kadar da kampanyayı en güçlü
şekilde yürüteceğim.
İnanamıyorum, niye uğraşsın ki koskoca cumhurbaşkanı bir
siyasetçiyle niye uğraşsın. Uğraşır, uğraşacak çok şey bulur. 7 Haziran
seçiminde parti olarak seçime girmeyelim diye İmralı üzerinden bize baskı
yapmaya kalkıştılar. Devlet İmralı Heyeti; ‘Çözüm sürecine aykırıdır’ dedi.
‘20-25 milletvekili neyinize yetmiyor, bağımsız girersiniz’ dedi.
Niye, AKP’ye 400 milletvekili lazım. Tek başına Anayasa
değiştirecek. Bir gün sonra HDP, PM kararı olmamasına rağmen parti olarak
seçime gireceğini açıkladı. Partim 7 Haziran’da parti olarak seçime girmeliydi.
Doğru yaptı. PM de hemen ardından oy birliği ile bu kararı aldı. Çünkü kendisi
engellemeye çalışıyor. Kandil’in, İmralı’nın talimatlarıyla Demirtaş şunu yaptı
diyenler, bana bunları yaptırmaya çalıştılar.”
ETTEN DUVAR!
Mahkeme, taleplerin ardından duruşmaya ara verdi. Bu sırada
salondan çıkarılmak üzere ayağa kalkan Demirtaş, izleyiciler bölümündekilere el
salladı. Bunun üzerine jandarma Demirtaş'ın gözükmemesi için etrafında etten
duvar ördü. Avukatların itirazları üzerine Demirtaş, salonda bulanan
milletvekilleri ile bir süre selamlaştıktan sonra salondan çıkartıldı.
(GAZETE
DUVAR – BİRGÜN – EVRENSEL)
