Savaş Öldürür, Barış Yaşatır Dediği İçin 47 Gündür Tutsak!

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Kuleli Askeri Lisesi’ni bitirdikten sonra, Gülhane Askeri Tıp Fakültesi’ne girdi. Tıp fakültesindeki eğitimini tamamladıktan sonra, yine aynı fakültenin Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda asistan olarak görev yaptı ve uzman oldu. Hacettepe Üniversitesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’na bağlı Epidemiyoloji Bilim Dalı’ndan da yan dal uzmanlığını aldı. Böylelikle GATA’da Epidemiyoloji alanında önce yardımcı doçent, ardından doçentliğe yükseldi. Akademik alandaki başarıları onu, askeri tabiplikten Kocaeli Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı’nda profesörlüğe taşıdı...


Dilovası’nda Yapılan Araştırmada Anne Sütünde Yüksek Miktarda Ağır Metal Saptanınca…

Prof. Dr. Hamzaoğlu, 2011 yılında yürütmekte olduğu “Kocaeli’nin Dilovası ve Kandıra İlçelerinde Yaşayan Gebelerden Doğan Bebeklerde Ağır Metal Maruziyeti İle Büyüme ve Gelişme Durumu” isimli projesinde elde ettiği verileri basın yoluyla kamuoyuna açıkladı, Kocaeli Üniversitesi Rektörlüğü ise “(araştırma) henüz tamamlanmadan kanser konusunda halkın yanlış bilgilendirilmesine neden olmak ve halkı paniğe sevk etmek” gerekçesiyle kendisi hakkında soruşturma açtı.

Hamzaoğlu’nun araştırmasına konu olan Kocaeli’nin gayri safi yurt içi hâsılasında sanayinin payı yüzde 70’in üzerinde olup, Türkiye’deki imalat sanayi üretiminin son yıllarda yaklaşık yüzde 15’i, boya ve kimya sanayi üretiminin yüzde 30’a yakını, metal ve metal eşya üretiminin %20’si bu kentte gerçekleşmektedir. Onur Hamzaoğlu, “patronların özerklik bölgesi” dediği organize sanayi bölgelerinde herkesin tahmin edebileceğini bilimsel bir yaklaşımla inceledi. Hamzaoğlu’na karşı açılan soruşturmanın ardından Prof. Dr. Cem Terzi’nin sözcülüğünde “Onurumuzu Savunuyoruz” platformu kuruldu. Platform, halkın sağlığı temelinde, hukuki sürecin takipçisi olurken, araştırmanın detaylarının yer aldığı kapsamlı bir internet sitesi de oluşturdu:

Kocaeli genelinde yaşananların bir örneğini gösterebilmek için önce 2004 yılında Dilovası ilçesindeki ölümlerin nedenlerini araştırdığında, 1995-2004 yılları arasındaki ölümlerin yüzde 32’sinin kanser nedenli olduğunu saptadı. Dünyada ve Türkiye’de kanser nedenli ölümlerin yüzde 13’den az olduğu bilindiği için elde edilen sonuçlar hem üniversite hem de il yöneticileri ile resmi olarak paylaşıldı. 2005 yılının hemen başında gerçekleştirilen araştırma sonuçlarına göre de Dilovası’nda 100 ölümden 33’ünün kanser nedenli olduğu saptandı. Bununla birlikte, Dilovası’nda 10 yıl ve daha uzun süre yaşayanlarda kanserden ölme riskinin daha kısa süre yaşayanlara göre 4.4 kat fazla olduğunu ve bu durumun kişilerin sigara içme durumu ve yaşından etkilenmediği ortaya konuldu.

Projenin ikinci bölümünde söz konusu ilçelerde yaşayan gönüllü ve sağlıklı gebeler gebelikleri boyunca izlenecek, doğum yaptıklarında da ilk sütlerinden ve bebeklerinin ilk kakalarından örnekler alınarak bu materyallerde havada araştırılan ağır metallerin varlığı ve miktarı araştırılacaktı. Projenin son bölümünde de bebekler 1.5 yaşına kadar izlenecekti ve projenin tamamı 36 ay sonra, 2012 yılında tamamlanacaktı. Dilovası ve Kandıra ilçelerinde gerçekleştirilen bu araştırmada annelerin sütünde Dünya Sağlık Örgütü tarafından tanımlanmış sınır değerlerin üzerinde ağır metal saptandı. Yani, bebekler daha doğmadan, annelerinin karnındayken etkilenmeye başlamaktaydı. Bunun bir göstergesi olarak Dilovası’nda ve Kandıra’da doğan bebeklerin ilk kakasından alınan örneklerde de kurşun, cıva, kadmiyum, arsenik, alüminyum gibi ağır metaller saptandı.

Nisan 2006 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Dilovası Araştırma Komisyonu (TBMM DAK) kuruldu. TBMM DAK çalışmalarını Kasım 2006 tarihinde tamamladı ve hazırladığı rapor 17 Şubat 2007 tarihinde TBMM Genel Kurulu’nda görüşüldü. Raporda 29 sorun ve 29 çözüm önerisi yer almaktaydı. Bunlardan en önemlisi de bölgede sanayinin kapasite artışına müsaade edilememesi önerisiydi. Ancak Ekim 2010 tarihinde Kocaeli’ne, şehir merkezine çok yakın bir bölgeye ilin dördüncü demir çelik fabrikasının kurulacağı haberleri kamuoyunda duyulmaya başlandı. 5 Ocak 2011 tarihinde, sanayinin insan sağlığına etkileriyle ilgili daha önce de araştırmaları bulunduğu için Prof.Dr. Onur Hamzaoğluhem Kocaeli’deki son durumu hem de yeni bir demir çelik fabrikasının olası sağlık etkileri ile ilgili bir röportaj verdi. Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, gazeteciye, yürütmekte olduğu araştırma projesinin o zamana kadar elde edilmiş ölçüm ve test sonuçlarına göre hava kirliliğinin ve havada ağır metallerin bulunduğunu, anne sütü ile bebeklerin kakasında da bu ağır metallerin saptandığı bilgisini paylaştı.

“Onurumuzu Savunuyoruz” platformunun internet sitesi röportajdan sonra yaşananları da detayıyla paylaşmaktadır:


Bu bilgiler basında yer alır almaz hem il hem de bakanlık yöneticileri tarafından hızlı bir inkâr çalışması başlatıldı. Önce böyle bir kirlilik yok dendi. Arkasından proje henüz bitmedi, elinde veri yok, “yalan” söylüyor dendi. Sonrasında da tamamlanmamış projeyle ilgili açıklama yapılamaz iddiasında bulunuldu. Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı birçok yazılı ve görsel basında Prof.Dr. Onur Hamzaoğlu’nu “şarlatan”lıkla itham etti. Prof.Dr. Onur Hamzaoğlu, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı’nın söz konusu davranışı ile ilgili olarak Kocaeli Cumhuriyet Savcılığı’na, hakaret ettiği gerekçesiyle Şubat 2011 tarihinde suç duyurusunda bulundu. Ayrıca tazminat davası açtı.

Uzun bir hukuki mücadelenin ardından, Kocaeli Büyükşehir Belediye Başkanı İbrahim Karaosmanoğlu, 26 Mayıs 2016 tarihinde görülen duruşmada tazminat ödemeye mahkûm edildi(ESAS NO: 2011/60).

TÜRKİYE’NİN SELİKOFF’U PROF. DR. ONUR HAMZAOĞLU

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu’nun uzun hukuki mücadelesinde Emel Yuvayapan ve Erkin Başer’le birlikte, “Dilovası Olayı”nı’Kapitalizmin Kıskacında Doğa, Toplum ve Bilim” başlığı altında kitaplaştıran Prof. Dr. Cem Terzi, Hamzaoğlu ve Dilovası olayını bir benzetmeyle açıklıyordu:

“Bunun en tipik örneği Dr. IrwingSelikoff’un başına gelenlerdir. Dr. Selikoff, 1964’te asbest insan sağlığına zararlıdır dediğinde, asbest (inşaat, otomobil vb. sektörlerde kullanılan öldürücü toz) kullanan ticari şirketler Selikoff ve araştırmasını değersizleştirmek için geniş çaplı bir kampanya yürüttüler. Araştırmasının yetersiz, eksik hatta hatalı olduğu, bilimsel gerçekleri yansıtmadığı iddia edildi. Hekim olmadığı bile öne sürüldü. Ama yılmadan mücadelesine devam eden Selikoff’un sayesinde asbestin kullanımı yasaklandı ve bu sayede binlerce insan kanser olmaktan kurtuldu. Onur Hamzaoğlu’nun durumu da buna çok benzediği için ben ona Türkiye’nin Selikoff’u diyorum.”

Prof. Dr. Hamzaoğlu, Ocak 2016’da yayımlanan “Bu suça ortak olmayacağız” başlıklı Barış Bildirisini imzalayan 1128 akademisyenlerinden biri olduğu gerekçesiyle, 1 Eylül 2016 tarihinde, yani Dünya Barış Gününde, Kanun Hükmünde Kararname ile Kocaeli Üniversitesi’nden ihraç edildi. Prof. Dr. Hamzaoğlu, akademinin dört duvardan çok daha fazlası olduğunu bilenlerdi. Kocaeli Dayanışma Akademisi’ni kuran, Kocaeli Üniversitesi’nden ihraç edilen 19 akademisyenin arasında yer aldı. KODA’nın açılışı 28 Eylül günü yapıldı. Akademide dersler 5 Ekim’de başladı.

Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, Kocaeli’nin hava kirliliğine ilişkin, “Kocaeli Hava Kirliliği 2016” adlı bir rapor hazırladı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na ait Hava Kalitesi Ölçüm İstasyonu’nun verilerinin incelenirken saptanan bir çelişki raporda vurgulandı: Dünya Sağlık Örgütü sınır değerine göre olması gerekenden İzmit ve Dilovası İlçesi’nde 2.8 kat, sanayiye dayalı kirlilik kaynaklarının merkezlerinden bir tanesi olarak bilinen Dilovası Organize Sanayi Bölgesi’nde ise yalnızca 1.6 kat fazlaydı. Yani, Dilovası Organize Sanayi Bölgesi’ndeki hava kirliliği, içinde yer aldığı ilçeninkinin yarısı kadardı. Raporda soruluyordu: Yoksa, yetkililer, akciğer kanseri riskini azaltmak için Kocaeli halkını Dilovası Organize Sanayi Bölgesi’nde yaşamaya mı davet edecekler?

TİMSAHIN MİDESİNDEN: BEN İVAN İVANOVİÇ…

Prof. Dr. Hamzaoğlu, Türk Tabipleri Birliği Toplum ve Hekim Dergisi’nin baş editörlüğünü yürüttü, Karaburun Bilim Kongresi Düzenleme Kurulu ve Bilim Kurulu üyeleri arasında yer aldı. Halkların Demokratik Kongresi’nin eş sözcülüğünü yaptı. Dahası, ihraç edilen akademisyenlerin ve hekimlerin rol üstlendiği, İstanbul Tabip Odası’nın sahnelediği Haldun Taner’in ünlü Timsah oyunundan yola çıkarak oluşturulan okuma tiyatrosunun İvan’ıydı. İvan son sahnede şöyle diyordu:

“Ben otuz yılını memuriyete adayan ve son on beş gününü timsahın midesinde geçiren İvan İvanoviç... İnsanlara tuhaf bir yerden seslendim... Koşup geldiler. Başına felaket gelmiş bir insanın neler söyleyeceğini merak ettiler. Bu yolculuk bana kırk seyahatte öğrenebileceğimden fazlasını öğretti: Timsahın içinde otururken ülkemin insanlarını, insanlarıyla beraber ülkemi tanıdım.”

Ne acıdır ki sayısız makalenin, ulusal ve uluslararası akademik ödüllerin sahibi Prof. Dr. Onur Hamzaoğlu, büyük yankılar uyandıran Dilovası araştırmasına yönelik özel bir komisyonun kurulmasının ardından, çevre kirliliği bulgularının TBMM Genel Kurulu’nda görüşülmesinden tam on bir yıl sonra bir gece yarısı Ankara adliyelerinde adalet ararken, tutuklandı.

Not: Yazı hazırlanırken, Emel Yuvayapan, Erkin Başer ve Cem Terzi’nin “Kapitalizmin Kıskacında Doğa, Toplum ve Bilim: Onur Hamzaoğlu Olayı” kitabından, Selçuk Erez’in Cumhuriyet Gazetesi’nde yayınlanan “Onur Hoca ile Timsah” yazısından, “Onurumuzu Savunuyoruz” platformunun internet sitesinden ve Ali Özyurt’un hazırladığı “Onur Hamzaoğlu Onurumuzdur” metninden yararlanılmıştır. (AYŞEGÜL TÖZÖREN-EVRENSEL)
Blogger tarafından desteklenmektedir.