348 toplu mezarda toplam 4 bin 201 kişi bulundu (EK: İnteraktif Harita)
İnsan Hakları Derneği Diyarbakır Şubesi’nin yapılan araştırmalar sonucu oluşturduğu “Toplu Mezar Raporu” yenilendi. Raporun açıklandığı basın toplantısında konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici bugüne kadar 348 toplu mezarda toplam 4 bin 201 kişinin bulunduğunu belirtti
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi tarafından ilk olarak 2011 yılında yayımlanan “Toplu Mezar Raporu”, yapılan yeni araştırmalarla güncellendi. Raporun güncellenmiş hali için yapılan basın toplantısında konuşan İHD Diyarbakır Şube Başkanı Raci Bilici, bugüne kadar 348 toplu mezarda toplam 4 bin 201 kişinin bulunduğunu açıkladı.
“Bastığımız her karış toprağın, bir toplu mezar yeri olma ihtimali var”
Bilici, basın toplantısında yaptığı konuşmada, 17 bin civarında kayıp ve faili meçhul cinayetin olduğunu belirtirken “17 bin kişinin akıbetinin bilinmediği bir coğrafyada, bastığımız her karış toprağın bir toplu mezar yeri olma ihtimali var” diye konuştu.
Uygulanan vahşet insan haklarına aykırı
ETHA’da yer alan habere göre; raporda sadece sivil kayıplar veya sivil insanlara yönelik uygulamaları ele almadıklarını, 30 yıl boyunca süren ve adına “düşük yoğunluklu savaş” denilen çatışma ortamında savaş hukukunun da çiğnendiğinin görülmesi gerektiğini belirten Bilici, “PKK’ye karşı yürütülen savaşta militanların sağ yakalanarak infaz edilmesi, toplu halde infaz edilenlerin toplu mezarlara gömülmesi, kimilerinin uzuvlarının kesilmesi, ölü bedenlere işkence uygulamaları, kimyasal silah kullanım iddiasıyla toplu imhaların gerçekleştirilmesi, bu süreçte çokça rastlanan olaylar olmuştur. İşte uygulanan bu vahşetler gerek Cenevre Savaş Hukuku, gerekse evrensel insan hakları ilkelerine aykırılık teşkil eden uygulamalardır” diye belirtti.
Açıklanan toplu mezar raporunda; Diyarbakır’da 49 toplu mezardan 8’i açılırken bu açılan mezarda 77 kişinin cesedine ulaşıldı ve 49 toplu mezarda 459 kişinin olduğu tahmin ediliyor. Bitlis’te 44 toplu mezarda 583, Siirt’te 41 toplu mezarda 593 kişinin olduğu tahmin ediliyor.
İstanbul, Diyarbakır, Tarsus, Konya, Ankara, Batman, Cizre’de Hizbullah’a ait 10 ayrı noktada açılan mezar evlerinde 90’lı yıllarda kaçırılıp kaybedilen 54 kişiye ait cesetler 2000 yılında ortaya çıktı.
Geçmişle yüzleşmenin toplumsal barış ve yaşanılabilir bir dünyanın inşasında önemli katkılar sağlayacak bir süreç olduğunu inandıklarını belirten Bilici, toplu mezarlar ile ilgili şu talepleri sıraladı:
-Geçmişle yüzleşme ve hakikatlerin araştırılması için, tarafsız ve güvenilir bir ‘Hakikatleri Araştırma Komisyonu’ kurulmalıdır. Komisyon yasalar çerçevesinde yetkilendirilerek, çalışmaları için tüm kolaylıkların sağlanmalıdır.-Türkiye, ‘BM Tüm Kişilerin Zorla Kaybetmeye Karşı Korunması İçin Uluslararası Sözleşme’yi imzalamalı ve sözleşmenin gereklerini yerine getirmelidir.-Geçmişte devlet görevlilerinin ve devlet içerisindeki farklı yapılanmaların işlemiş olduğu suçların ‘insanlığa karşı işlenmiş suçlar’ olarak değerlendirilerek, bu tür suçlarda zaman aşımı gerekçesiyle faillerin cezasız kalması önlenmelidir.-Toplu mezarlardaki kimliklendirme çalışmalarını yürütmek amacıyla, uzmanların yer aldığı bağımsız ve deneyimli ekiplerin birlikte çalışabileceği ve yöntemi uluslararası bilimsel kuruluşlarca onaylı bağımsız yapılar oluşturulmalı, üniversiteler ilgili çalışmalara dahil edilmelidir.-Mezarlardan çıkarılan cenazeler ve insana ait buluntularda yalnızca kimliklendirme yapılmayıp kişilerin ölüm nedenlerinin belirlenmesi ve insan hakları ihlallerinin belirlenmesi de hukuki bir zorunluluktur. Kayıpların aranması ve mezarların açılması Minnesota Otopsi Protokolü ve mezar açmayla ilgili uluslararası standartlara göre yürütülmeli, mezarların iş makineleri ile özensiz ve bir biçimde açılarak kayıplara ait buluntuların tahrip edilmesinin/kaybolmasının önüne geçilmelidir.-Mezar açma işlemleri arkeolojik teknikler kullanılarak özenle yapılmalı, mezarların açılması sırasında ortaya çıkacak biyolojik delillerin toplanması ve değerlendirilmesi için adli tıp uzmanları görevlendirilmelidir. Toplu mezar iddiası bulunan yerler mezarlar açılıncaya kadar korunmaya alınmalı; üzerlerinin örtülmesi, yol ve inşaat çalışmaları gibi uygulamalarla tahrip edilmeleri önlenmelidir.-Kayıplar ve kayıp yakınlarına ait bilgiler ile DNA örneklerini almak, saklamak ve incelemek için yasal düzenlemeler yapılmalı ve hızla bu yapılarda yer alacak laboratuar ve birimlerin altyapısının oluşturulmasına başlanmalı, laboratuar ve birimler arasında güvenli veri paylaşımını sağlayacak bir ağ kurulmalıdır.-Adli Tıp Kurumu, yapısı ve vermiş olduğu kararlar nedeniyle, kamuoyu tarafından güvensizlik yaratan ve tarafsız olmayan bir yapı olarak algılanmaktadır. Kayıplar devlete ait suçlara işaret ettiğinden, dünyadaki diğer örneklerde olduğu gibi; çalışmalarının bağımsız, bilimsel ve uzman heyetlerce yürütülmeli veya tanıklığında gerçekleştirilmelidir.
İHD’nin toplu mezarlar ile ilgili yaptığı interaktif haritaya ulaşmak için tıklayınız.
Kaynak: ETHA
