Bit pazarından çıkan bellek: TARİŞ Direnişi’nin hiç bilinmeyen fotoğrafları bulundu
Bir kısım fotoğrafı Evrensel gazetesi ile paylaşıyor olsa da ortaya çıkan arşiv oldukça büyük ve farklı olayları/zaman dilimlerini kapsıyor. ‘Bit pazarından bir şey bulmanın, aslında atılmak üzere olan ve önceki bulunduğu yerde bir anlam ifade etmeyen eşyalara ulaşma’ anlamına geldiğini düşünen Başer, ‘alınırsa alınır, alınmazsa çöpe gider’ gibi bir yaklaşımla pazara gelen bu negatiflerin ancak ‘kamuyla paylaşıldığı sürece bir anlam ifade edilebileceğini’ vurguluyor.
Toplumsal belleğin kapısı bazen ilginç tesadüflerle açılabiliyor. Bundan 46 yıl önce İzmir’i sarsan işçi direnişi dalgasının izleri, beklenmedik bir şekilde bit pazarından çıktı.
Bornova’da yaşayan Tiyatrocu ve Oyun Yazarı Kazım Başer, antika tutkusuyla uzun yıllardır şehirdeki bit pazarlarını dolaşıyor. Günlerden bir gün, farklı eşyaların bulunduğu bir tezgahta büyükçe bir kutunun içinde yer alan negatif fotoğraf filmlerini kurcalamaya başlar. Filmlerin tasnif edildiği zarfların üzerindeki ‘demokrasi mitingi’, ‘TARİŞ Direnişi’, ‘1 Mayıs’ gibi ifadeleri görür görmez, içinde ne olduğuna hiç bakmadan satın alır.
Daha sonra bu kareleri incelediğinde, yaklaşık 15 zarfın içinden İzmir’in emek mücadelesi tarihine ışık tutan yüzü aşkın fotoğrafın son derece net bir şekilde korunduğunu fark eder…
Bir direniş dalgasının izleri
Başer’in bulduğu fotoğraflar özellikle 1980 yılının ilk yarısına ait. Bu dönemde yoğunlaşan dizgi tesadüf değil.
Her şey 22 Ocak 1980’de TARİŞ’te başlıyor. Ege Bölgesi’nin üzümünü, incirini, zeytinini, zeytinyağını ve pamuğunu değerlendirmek için kurulan TARİŞ, o zamanlar Ege köylerinde yaklaşık seksen bin üyeye sahiptir. Yönetim kadroları ise Sanayi Bakanlığı tarafından zengin toprak sahipleri ve sermayedar üyeler arasından atanır. Milliyetçi Cephe hükümetlerinde TARİŞ’te üretimle alakası olmayan Ülkü Ocaklarından kadrolar, sosyalist-demokrat işçilere baskı yaparak kendi yandaşlarına yer açmak isterler. TARİŞ Direnişi’nin de temelinde bu baskılara karşı mücadele vardır.
İstihbarat araması gerekçesiyle işletmelere yönelik operasyonlar işçilerin sert direnişiyle karşılaşır. Fakat eylemler iş yerleriyle sınırlı kalmaz; Kısa sürede Gültepe ve Çimentepe başta olmak üzere İzmir’in işçi mahallelerine yayılarak kitlesel bir halk ayaklanmasına dönüşür, öğrenciler Ankara-İzmir kara yolunu trafiğe kapatır. Direniş, polis, sivil-faşist gruplar ve sonunda devreye sokulan askeri birliklerle şiddetle bastırılmaya çalışılır; çatışmalar, gözaltılar ve işten atmalarla sürer.
20 Şubat’ta şehirde sıkıyönetim ilan edilmesiyle açık direniş kırılır, ancak mücadele, sendikal baskı ve tasfiye politikalarına karşı 1 Mayıs’a dek sembolik ve yerel direnişlerle sürer. Dönemin Genelkurmay Başkanı Kenan Evren, “Biz dış düşmanlarla değil, iç düşmanlarla uğraşıyoruz” diyerek TARİŞ işçilerini hedef alır. Bu süreç, 12 Eylül darbesinin ayak sesleri olarak kaydedilir.
Pankartların sesi
TARİŞ Direnişi’nde yükselen sesle birlikte 26 Ocak’ta Cumhuriyet Meydanı’nda DİSK öncülüğünde demokrasi mitingi örgütlenir. Başer’in Evrensel gazetesi ile paylaştığı fotoğraflarda bu mitinge ait son derece çarpıcı kareler var.
Örneğin bir karede o günlerde inşaat halindeki Cumhuriyet Apartmanı’na asılan pankartlar renkli bir görüntü sunuyor. TARİŞ gündemini mitingde işçilerin taşıdığı pankartlardan da takip etmek mümkün. Eylemlerde sıkça dile getirilen “TARİŞ’te faşistlere yer yok!” sloganı burada da karşımıza çıkıyor. TARİŞ Direnişi’nin fitilini yakan genel müdürlüğe ülkücü Hakkı Gürün’ün ataması bir işçinin dövizinde “Hakkı Gürün yerlerde sürün” şeklinde protesto ediliyor.
Daha önce de pazardan ‘Kanlı 1 Mayıs’ çıkmıştı
Militan bir işçi mücadelesi tarihini aydınlatan karelerin bit pazarından çıkıyor oluşu başlı başına dikkat çekici. Fakat işin ilginç tarafı geçtiğimiz yıl da Başer, yine bir bit pazarında kanlı 1 Mayıs 1977’nin daha önce hiç yayınlanmamış fotoğraflarına ulaşmıştı. Bu rastlantı hakkında düşüncelerini sorduğumuzda Başer şöyle yanıtladı:
İki kere üst üste böyle olması, bunu yine haber yapıyor olmamız sanki bir tesadüften çıkıyor ve daha ‘güdümlü’ bir şeymiş gibi görünüyor olabilir [gülüyor]. Ama ben yaklaşık 2009 yılından beri her hafta nerede varsa bit pazarına gidiyorum, dolaşıyorum. Her yerden antika, kitap, bir sürü malzeme topluyorum. Bu kadar süre içinde benim de şaşırdığım şey, iki yıl üst üste benzer konularda negatifleri bulmuş olmam. Ama buradan yola çıkınca da insan şunu düşünüyor: Kim bilir neler geliyor ve kaçıyor ki ben bir yıl içinde iki tane böyle tarihsel değeri olan negatifleri buldum. O yüzden ben de şaşırmıştım ama sadece yakın tarihte iki kere denk gelmesine şaşırdım. Yoksa bu işi yaptığım süreye vurduğumuzda normal.
“Kendi arşivime koysam bir anlamı olmayacak”
Bugün her ne kadar bir kısım fotoğrafı Evrensel gazetesi ile paylaşıyor olsa da ortaya çıkan arşiv oldukça büyük ve farklı olayları/zaman dilimlerini kapsıyor. ‘Bit pazarından bir şey bulmanın, aslında atılmak üzere olan ve önceki bulunduğu yerde bir anlam ifade etmeyen eşyalara ulaşma’ anlamına geldiğini düşünen Başer, ‘alınırsa alınır, alınmazsa çöpe gider’ gibi bir yaklaşımla pazara gelen bu negatiflerin ancak ‘kamuyla paylaşıldığı sürece bir anlam ifade edilebileceğini’ vurguluyor:
Sadece negatif toplayan birisi içerikten azade bir şekilde bunları alıp bir tarafa atabilirdi. Ya da şöyle düşünelim bu içerik sadece benim ilgi alanım olsa ve ben de bu negatifleri kendi arşivime koyuyor olsam da çok bir anlamı olmayacaktı. Yani şu an yaptığımız ya da yapacağımız paylaşım bunu anlamlı kılıyor.
Daha önce eline geçen 1 Mayıs fotoğrafları İzmir’de sergilenmişti. Bu sefer de Başer’in niyeti o yönde:
İlk önce bu fotoğrafların varlığının gazeteler aracılığıyla ortaya çıkması değerli. Ardından iletişime geçecek STK’ler ya da DİSK gibi sendikalar aracılığıyla fotoğrafların paylaşıldığı bir sergi organize edilebilir. Daha sonra negatifler arşivi iyi olan bir yere bağışlanabilir. Tabii ki net olarak bildiğim ve istediğim şey şu: Fotoğrafların kaybolmaması, kamuya açılması. Paylaşım yöntemi farklı olabilir ama kesinlikle insanların ulaşabileceği bir yerde olmasını sağlama niyetindeyim. (KAVEL ALPASLAN - EVRENSEL - SENDİKA.ORG)





