Bilgi Üniversitesi akademisyenleri de direnişte: “Ofislerimizi terk etmiyoruz”

Bilgi Üniversitesi’nin Tayyip Erdoğan’ın kararıyla kapatılmasına karşı akademisyenler de direnişte. Sendika.Org’a konuşan Sosyoloji Bölümü’nden Ar. Gör. H. Işık, kendilerine dayatılan belirsizliği anlatırken “Ofislerimizi terk etmiyoruz” dedi. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Vakıf Üniversiteleri Birim Temsilcisi Nur Tuğçe Biga ise kararın geri çekilmesi talebiyle direnişi sürdürmekte kararlı olduklarını dile getirdi...


Bilgi Üniversitesi’nin Tayyip Erdoğan’ın kararıyla kapatılmasına karşı direniş ikinci gününde devam ediyor. Öğrencilerin garantör üniversite olan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne nakledileceği açıklansa da akademisyenlerin, idari personelin, temizlik ve güvenlik işçilerinin akıbeti ise belirsizliğini koruyor.

Üniversitenin Sosyoloji Bölümü’nden Ar. Gör. H. Işık yaşadıklarını Sendika.Org’a anlattı. Işık, kapatma kararının ardından YÖK’ün yaptığı açıklamayı hatırlattı. YÖK’ün sürece dair herhangi bir bilgi vermediğini, detaylı açıklamaları daha sonra yapacaklarını bildirdiğini ifade eden Işık, üniversite yönetiminin de kendilerine YÖK açıklamaları gibi muğlak bir açıklama yaptığını söyledi.

Yemek kartları ve sağlık sigortaları iptal edildi

Işık, bu süre zarfında maaşlarının yattığını ancak yemek kartlarıyla özel sağlık sigortalarının iptal edildiğini aktardı. 2024 Eylül’den beri Bilgi Üniversitesi’nde çalıştığını ifade eden Işık, sözleşmelerinin eylül ayında yıllık sözleşmeler olduğunu söyledi. Henüz bir sözleşme feshinin yapılmadığını ancak ne yapılacağının da kendilerine bildirilmediğini ekledi.

1300 çalışanın akıbeti belirsiz

Işık, üniversitede toplamda 1300’e yakın çalışan olduğunu, bunun 500’e yakınının akademik personel olduğunu belirtti. Sadece akademik personelin değil; idari personelin, temizlik işçilerinini, özel güvenliklerin ve diğer çalışanların da aynı belirsizliği yaşadığını aktardı. Üniversitelilerinde neredeyse kadrolu akademik personel kadar part-time akademik personelin de bulunduğunu, aynı belirsizliğin part-time çalışanlar için de yaşandığını ekledi.

“Ofislerimizi terk etmiyoruz”

Işık, öğrencilerle birlikte kendilerinin de direnişte olduğunu ifade ederek “Ofislerimizi terk etmiyoruz” dedi. Öncelikli taleplerinin kararın geri çekilmesi olduğunu ifade eden Işık, YÖK’ten durumu açıklığa kavuşturacak bir açıklama beklediklerini, kendilerinin de mağdur edilmediği bir çözümün sunulmasını talep ettiklerini ekledi.

“Kamusal, demokratik ve özerk üniversiteyi savunuyoruz”

Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Vakıf Üniversiteleri Birim Temsilcisi Nur Tuğçe Biga ise Sendika.Org’a yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi:

Öncelikle şunu söylemek gerekiyor: Biz bir gecede, keyfi ve hukuksuz biçimde alınmış bu kapatma kararını kabul etmiyoruz. En temel talebimiz, bu kararın derhal geri çekilmesi. Çünkü ortada büyük bir belirsizlik var. Üniversitenin hangi somut gerekçelerle kapatıldığı açıklanmadığı gibi, bu kararın ardından akademisyenlerin, idari çalışanların, temizlik personelinin, güvenlik emekçilerinin yani üniversitede çalışan insanların ne olacağına dair de hiçbir netlik yok.

Öğrenciler açısından baktığımızda ise mevcut yasada bir düzenleme var. 2547 sayılı Yükseköğretim Kanunu’nun Ek 11/3 maddesine göre faaliyet izni kaldırılan vakıf üniversitelerindeki öğrencilerin garantör üniversiteye ya da belirlenecek bir devlet üniversitesine aktarılması öngörülüyor. Yani öğrencilerin eğitimlerine devam etmesine ilişkin bir yasal zemin mevcut. Ancak aynı durum akademisyenler ve üniversitede çalışan diğer emekçiler için geçerli değil.

NUR TUĞÇE BİGA

Görünen o ki çalışanların büyük bir çoğunluğu ya da tamamı işsiz kaldı. 1000 küsur kişinin işsiz kaldığı, aileler ve öğrencilerle birlikte 100.000 kişinin hayatını etkileyecek bir durumdan bahsediyoruz.

Biz zaten güvenceli bir işe sahip olamadığımızı sürekli deneyimliyoruz. Fakat üniversitelerin bir gecede kapatılması artık eğitim-öğretim faaliyeti yürüttüğümüz üniversitelerin de hiçbir güvencesi kalmadığını gösteriyor. Türkiye’deki otoriter rejimin ve yıllardır eğitimin piyasalaştırılmasının sonucunu ağır bir şekilde yaşadığımız bir süreçten geçiyoruz.

Üniversitelere tamamen antidemokratik yöntemlerle müdahaleler söz konusu. Bu yüzden biz üniversite bileşenleri olarak kamusal, demokratik ve özerk üniversite perspektifini savunuyoruz. Kararın geri çekilmesi talebi de tam olarak bu perspektif doğrultusunda anlamlı hale geliyor. Akademisyenler, öğrenciler olarak kampüsü bir direniş alanı haline getirdik. Kampüsü terk etmediğimiz bir iradeyi ortaya koyduk. Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası olarak eğitimi ve üniversiteyi savunmaya kararlıyız. (SENDİKA.ORG)

Blogger tarafından desteklenmektedir.